Aşk
Aşk bir seferdir. Bu sefere çıkan her yolcu, istese de istemese de tepeden tırnağa değişir. Bu yollara dalıpta değişmeyen yoktur… bir taş nehre düşmeyegörsün, pek anlaşılmaz etkisi. Hafiften aralanır, dalgalanır suyun yüzeyi. Belli belirsiz bir tıp sesi çıkar; duyulmaz bile akıntının ortasında, kaybolur uğultuda. Hepsi topu budur oldu olacağı. Ama birde göle düşşün aynı taş… Etkisi çok daha kalıcı ve sarsıcı olur. O taş var ya o taş, durgun suları savurur. Taşın suya değdiği yerde evvela bir halka peydah olur; halka tomucuklanır, o tomurcuk çiçeklenir açar da açar, katmerlenir…
Bu kelimeleri benim yazdığımı düşündünüz değil mi ? Hayır.. Bu yazdığım satırlar bana ait değil. Elif Şafak’ın ‘‘ Aşk ’’ adlı romanından alınma. Nefis bir kitap… gerçek bir yazar, gerçek bir roman. Aralarında yüzyıllar olan iki farklı zamanlı olayı o kadar güzel birleştirmiş ki…mutlaka okumanızı tavsiye ederim.
Dün sevgili Burçak telefonda, benim yazdığım yazılar hakkında o kadar güzel sözler söyledi ki, biraz mahçup bir tavırla, açıkçası tam olarak ne diyeceğimi bilemeden küçük bir teşekkür ile telefonu kapattım. Yazılarımdan bir yazar övgüsüyle bahsetti. Ben kendimi yazarlık payesinde görmüyorum, sadece profesyonel bir paylaşıcı diyebiliriz belkide… Sadece içimden gelenleri kaleme döküp, dostlarım ile paylaşmayı seviyorum. Aynen bir sıcak somunu paylaşmak gibi… tek başına yemektense, az bir katıkla veya aptal bir yağ sürerek dört beş kişi yemek çok daha keyifli oluyor.
Bir de herkes bildiği işi yapacak. Benim sanatımda hekimlik. Sekiz milimetrelik bir tiroid nodülünden sadece hissederek ince bir iğne ile parça alarak minicik kanser hücresini yakalayan ellerle çapa yapmaya kalkınca sanat dışına çıkmış oluyorum. Nereden çıktı çapa demeyin. Dün o ellerle güllerin altını çapalamaya kalkınca ellerimin içinde şirin görünümlü su kesecikleri oluştu. (Şirin görünümlü diyorum çünkü patlayınca bir damla şampuan bile inanılmaz yakıyor.) dedim ya herkes bildiği işi yapacak diye… patlamadığı sürece şirin görünen bir el ile nasıl safra kesesi muayenesi yapacağım bilmiyorum.
Çiftçilik olayının dışında becermediğim bir de dil öğrenmek var. Daha doğrusu konuşamamak.. Herhalde beynimdeki İngilizce konuşma bölümü dumura uğramış veya başka bir dile geçmeyi sağlayan düğme mekanizmasında bir tutukluk var. Sevgili Karrie (Burçak’ın dünyalar tatlısı eşi) bile benim yüzümden öğretmenlik mesleğinden soğudu. Ama itiraf etmeliyim derslerin yine de çok faydası oldu. Ben gerçek bir chocolate cookie ve mate çayının tadını öğrendim. Karrie’ de Türkçesini bayağı ilerletti. Şaka bir yana sanatını iyi icra eden gerçek bir öğretmen olduğunu söylemeliyim.
Aşktan başlayıp, çapalamaktan geçip, profesyonelliğe giden yazımda esas anlatmak istediğim şey Elif Şafak’ın bahsettiği küçük taşlardan atabilmek durgun sulara… belki attığım minicik bir taşın dalgası büyüyerek size ulaşır, düşüncelerimiz, duygularımız bir kıyıda buluşur diye…

ARKADASLAR ELİF SAFAK AŞK ROMANINA BAKTIMDA NE GÜZEL BİR ROMAN TEBRİK EDİYORUM ELİF SAFAKI. İŞTE WEB SİTESİNE BAKMANIZI TAVSİYE EDERİM ARKADASLAR. BU PAYLASIM İÇİNDE netyazari.com’a çok tesekkürlerimi sunarım.