<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün İçerikli Bilgi ve Makale Kaynağı &#187; Bilim</title>
	<atom:link href="http://www.netyazari.com/category/bilim/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.netyazari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 30 Jul 2010 08:07:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Kur&#8217;an&#8217;da Zamanın Göreceliği</title>
		<link>http://www.netyazari.com/kuranda-zamanin-goreceligi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/kuranda-zamanin-goreceligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 09:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[islamda zaman]]></category>
		<category><![CDATA[kuran da zaman]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman nedir]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın değeri]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın göreceliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3886</guid>
		<description><![CDATA[Modern bilimin bulguları-materyalizmin aksine- zamanın mutlak bir gerçek değil, göreceli bir algı olduğunu gösterir. En ilginci de, 20. yüzyıla kadar -bilim çevreleri de dahil- bilinmeyen bu gerçeğin, bundan yaklaşık 14 yüzyıl önce indirilen kutsal kitabımız Kur’an'da bildirilmiş olmasıdır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern bilimin bulguları-materyalizmin aksine- <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>ın mutlak bir gerçek değil, göreceli bir algı olduğunu gösterir. En ilginci de, 20. yüzyıla kadar bilim çevreleri de dahil- bilinmeyen bu gerçeğin, bundan yaklaşık 14 yüzyıl önce indirilen kutsal kitabımız Kur’an&#8217;da bildirilmiş olmasıdır. Modern bilimce doğrulanan, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>ın, yaşanan olaya, mekâna ve koşullara göre değişen bir algı olduğu gerçeğini Kur’an ayetlerinde görebiliriz. Örneğin ortalama 60-70 yıl süren bir yaşamın gerçekte çok kısa olduğu Kur’an&#8217;da birçok ayetle haber verilir :</p>
<p><strong>&#8220;Sizi çağıracağı gün, O&#8217;na övgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız.&#8221;</strong> <strong>(İsra Suresi, 52)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar…&#8221;</strong> <strong>(Yunus Suresi, 45)</strong></p>
<p>Kur’an’da, insanların <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a> algılarının farklı olduğuna, gerçekte çok kısa olan bir sürenin çok uzunmuş gibi algılanabileceğine de dikkat çekilir:</p>
<p><strong>&#8220;Dedi ki: &#8216;Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?&#8221; Dediler ki: &#8220;Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.&#8221; Dedi ki: &#8220;Yalnızca az (<a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz.&#8217;&#8221;</strong> <strong>(Müminun Suresi, 112-114) </strong></p>
<p><a onclick="return vz.expand(this)" href="../wp-content/uploads/2010/06/kuranda-zaman-kavrami.jpg"><img class="alignright" title="kuranda-zaman-kavrami" src="../wp-content/uploads/2010/06/kuranda-zaman-kavrami-300x225.jpg" alt="kuranda-zaman-kavrami" width="300" height="225" /></a>Zamanın ortama göre farklı bir akış hızıyla geçtiğini bildiren bazı ayetler şu şekildedir:</p>
<p><strong>&#8220;&#8230; Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.&#8221;</strong> <strong>(Hac Suresi, 47) </strong></p>
<p><strong>&#8220;Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O&#8217;na yükselir.&#8221;</strong> <strong>(Secde Suresi, 5)</strong></p>
<p>Zamanı ve mekanı yoktan yaratan sonsuz ilim sahibi Allah’tır. Bu nedenle O’nun Katında geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi “bir göz kırpma” süresi kadardır; bir andır. Yüce Allah, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>ın her anını <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>sızlıkta tespit etmiş ve yaratmıştır. Bizim için yaşadığımız ve yaşayacağımız olayların tümü, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>a tabi olmayan Allah&#8217;ın bilgisinde ve O’nun hakimiyetindedir.</p>
<p><strong>Fuat Türker</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/kuranda-zamanin-goreceligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zaman Algısı Nedir ? Nasıl Oluşur ?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/zaman-algisi-nedir-nasil-olusur.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/zaman-algisi-nedir-nasil-olusur.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 05:29:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[Albert Einstein kimdir]]></category>
		<category><![CDATA[Einstein]]></category>
		<category><![CDATA[görelilik kuramı]]></category>
		<category><![CDATA[izafiyet]]></category>
		<category><![CDATA[İzafiyet Teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[zaman nasıl oluşur]]></category>
		<category><![CDATA[zaman nedir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3883</guid>
		<description><![CDATA[Bizler beynimizde muhafaza edilen birtakım bilgiler arasında kıyas yaparak zaman algısına ulaşırız. Hafızamız olmasa, beynimiz de bu yorumları yapmayacaktır ve dolayısıyla zaman diye bir algı da oluşamayacaktır. Hatta hafızamız olmasa, şu ana kadar yaşadığımız yıllara dair bir bilgi de beynimizde bulunmayacak ve bizim için yalnızca şu ‘an’ olacaktır.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman, bir anı başka bir anla kıyasladığımızda ortaya çıkan algıdır. Penceremizden caddeye baktığımızda, görüş alanımıza giren ilk araç ile ikinci aracı gördüğümüz an arasında bir süre olduğunu düşünür ve arada geçen süreye zaman deriz. İkinci aracı gördüğümüz anda, ilk aracın bilgisi zihnimizdeki bir bilgidir; o bilgiyi yaşadığımız anla kıyaslar ve zaman algısını elde ederiz. Bu kıyaslamayı yapmasak zaman da olmayacaktır.</p>
<p>Aynı şekilde, gece yatağımızda yatarken susamamız, kalkıp elektrik düğmesine basmamız, mutfağa ilerlememiz, bardağı raftan alıp içine su doldurmamız ve içmemiz; kısacası yatağımıza tekrar yatana kadar geçen süreç, yalnızca beynimizde yer alan bilgilerdir.</p>
<p>Bizler beynimizde muhafaza edilen birtakım bilgiler arasında kıyas yaparak zaman algısına ulaşırız. Hafızamız olmasa, beynimiz de bu yorumları yapmayacaktır ve dolayısıyla zaman diye bir algı da oluşamayacaktır. Hatta hafızamız olmasa, şu ana kadar yaşadığımız yıllara dair bir bilgi de beynimizde bulunmayacak ve bizim için yalnızca şu ‘an’ olacaktır.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/zaman-nedir-nasil-olusur.jpg"><img class="size-full wp-image-3902 alignright" title="zaman-nedir-nasil-olusur" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/zaman-nedir-nasil-olusur.jpg" alt="zaman-nedir-nasil-olusur" width="196" height="167" /></a>Zaman algıdan ibarettir ve tamamen algılayana bağlı, yani izafi/göreceli bir kavramdır. Zamanın göreceliğini rüyalarımızla açıklayabiliriz. Saatlerce sürdüğünü zannettiğimiz rüyalarımız, aslında birkaç dakika ya da birkaç saniye sürer.</p>
<p>Arkadaşlarımızla oturup, sohbet ettiğimizi düşünelim. Ne kadar süre birlikte olduğumuz konusunda, herkes farklı bir zaman süresinden söz edecektir. O halde zamanın akış hızıyla ilgili bilgi, algılayana göre değişmektedir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>A. <a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a> ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/izafiyet-teorisi">İzafiyet Teorisi</a></strong></p>
<p>İzafiyet Teorisi 20. yüzyılın en büyük fizikçisi olan Albert <a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a>’a aittir. Görelilik kuramı olarak da isimlendirilen teoriye göre uzay ve zaman bir algıdır. Mutlak zaman yoktur; uzay ve zamanı algılamamız, bulunduğumuz yere ve hareketlerimize bağlıdır. Bir cismin hızına ve konumuna (çekim merkezine olan uzaklığına) göre, zaman hızlı veya yavaş geçer. Cisim hızlandıkça (çekim merkezlerinin yakınında) o cismin üzerinde zaman yavaşlar. Yani hız arttıkça zaman kısalır, sıkışır; daha yavaş işleyerek sanki ‘durma’ noktasına yaklaşır.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a>&#8217;ın çok bilinen ‘ikizler’ örneği ile açıklarsak: İkiz kardeşlerden biri Dünya&#8217;da kalır, diğeri ışık hızına yakın bir hızla uzay yolcuğuna çıkar. Uzaya çıkan kardeş, geri döndüğünde ikiz kardeşini kendisinden çok daha yaşlı bulacaktır. Bunun nedeni uzayda hızla seyahat eden kardeş için zamanın daha yavaş akmasıdır.</p>
<p>Bir cismin hızı gibi, konumu da zamanı etkiler. Genel Görelilik Kuramı, çekim merkezlerinin yakınında zamanın daha yavaş geçtiğini kanıtlar.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/albert_Einstein-İzafiyet-Teorisi.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-3903" title="albert_Einstein-İzafiyet-Teorisi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/albert_Einstein-İzafiyet-Teorisi-300x225.jpg" alt="albert_Einstein-İzafiyet-Teorisi" width="300" height="225" /></a>Ünlü fizikçi Stephen Hawking, bu gerçeği yine bir ikiz örneğiyle şöyle anlatır :</p>
<p><strong><em>&#8220;Görelilik kuramı mutlak zamanı çöpe attı. Bir çift ikizi düşünelim. Diyelim ki ikizlerden biri dağın tepesinde yaşasın, ötekisi deniz yüzeyinde. İlk ikiz (yani dağın tepesinde yaşayan) ikincisinden daha çabuk yaşlanacaktır. Yani yeniden karşılaştıklarında öbüründen daha yaşlı olacaktır.&#8221; </em><em>(Stephen Hawking, Zamanın Kısa Tarihi, s.54)</em></strong></p>
<p><strong>NASA: “<strong>Uydu Yörüngelerindeki Sapma İzafiyeti Doğruluyor, </strong><a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a> Haklı Çıktı&#8221;</strong></p>
<p>Görelilik kuramının doğruluğu, iki bilim adamı; Ignazio Ciufolini ve Erricos Pavlis tarafından çeşitli ölçümler yapılarak kanıtlandı. NASA, projeye 600 milyon dolarlık bir bütçe ayırmıştı. NASA&#8217;nın yetkililerinden olan Erricos Pavlis, <a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a>&#8217;ın, Dünya gibi büyük cisimlerin kendi eksenleri etrafında dönerken uzay ve zamanı büktüğünü söylediğini, kendilerinin de bundan yola çıkarak araştırma yaptıklarını belirtti. Araştırmanın sonucunda ölçüm yapılan uyduların yörüngesinde Dünya&#8217;nın dönüş yönünde yılda iki metrelik sapma belirlendi. Yani uydular yörüngelerinden yılda iki metre kadar dışa doğru itiliyorlardı. Bu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a>&#8217;ın uzay-zaman sürüklenmesiyle ilgili hesaplarıyla %99 uyumlu bir bulguydu.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a>, uzay-zamanın maddeden ayırt edilemeyeceğini, maddi cisimlerin varlığıyla koşullandığını ve güçlü çekim gücü yaratan cisimlerin yakınında uzayın &#8216;eğrildiğini&#8217; iddia etmişti. <a href="http://www.netyazari.com/tag/einstein">Einstein</a>&#8217;ın teorisi şimdiye dek birçok açıdan doğrulandı…</p>
<p>Tüm bu bilgilerden çıkan sonuç, zamanın algı olduğu gerçeğinin bir kez daha kanıtlanmış olmasıdır. Ve bu gerçek, yüzyıllar önce Kur’an&#8217;da haber verilmiş bir bilgidir.</p>
<p><strong>Fuat Türker</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/zaman-algisi-nedir-nasil-olusur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilimsel Gerçek: Mutluluğun Anahtarı İnanç!</title>
		<link>http://www.netyazari.com/bilimsel-gercek-mutlulugun-anahtari-inanc.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/bilimsel-gercek-mutlulugun-anahtari-inanc.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 22:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anahtar]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamda mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk sırrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3811</guid>
		<description><![CDATA[Allah’a inanan, O’na dua eden ve tevekkül eden insanların, diğer insanlardan hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olmalarının sebebi, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır. İnsanın yaratılışına aykırı olan felsefe ve sistemler ise, insanlara hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.

İman ile insan ruhu arasındaki özel ilişki, tıp dünyasında da çeşitli araştırmaların konusu olmuştur. Bir bilimsel araştırma sonucuna göre, inanan gençlerin inanmayan gençliğe nazaran daha mutlu oldukları ortaya çıkmıştır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluğun anahtarı <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmektir. İman etmek insan hayatının en önemli konusudur; insana hem dünyada hem ahirette mutlu ve huzur dolu bir yaşam sunar. Ancak çok sayıda insan bu gerçeğin bilincinde değildir ve bazı nedenlerle Allah’tan uzak yaşar, O’na <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmekten kaçınır.</p>
<p>İnsanların <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmemelerinin pek çok sebebi vardır. Ancak en temel iki sebepten ilki, insanın Yüce Allah’ı tanımaması, düşünmemesi, Rabb’imizin sonsuz kudretini gereği gibi takdir edememesidir. Bir diğer sebep de içinde yaşadığı toplumun telkinleri nedeniyle dinin baskıcı, sıkıntılı ve özgürlüğünü kısıtlayıcı bir hayat sunacağını zannetmesidir.</p>
<p>Ancak insan ilk engeli aştığında, yani kendisini ve herşeyi yaratan tek mutlak varlık olan Yüce Yaratıcı’yı tanıdığında, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmenin asla<strong> ‘zannettiği’</strong> gibi kabus dolu bir yaşama yol açmayacağını anlayabilir. Allah’ın Kendisini tanıttığı mesajı olan Kur’an’ı samimiyetle okur, Allah korkusunu ve sevgisini içine yerleştirir, gafletten kurtulur, kulluğunu kabullenir, Allah’ın varlığının delillerini görür, ölümü ve ahireti tefekkür ederse, onu sonsuz <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutluluk">mutluluk</a> ve kurtuluşa götürecek yola girmeyi başarabilir.</p>
<p>İman eden insanların, Allah’a karşı duydukları sevgi, bağlılık ve kadere olan teslimiyetleri, onları huzursuz edebilecek her türlü nedeni ortadan kaldırır. Çünkü inanan insan için hayatı boyunca<strong> ‘kötü’ </strong>olarak nitelendirebileceği hiçbir şey yoktur. Yüce Allah’ın, zahiren ‘şer’ gibi görünen herşeyi, kendisi için ‘hayra’ dönüştüreceğini çok iyi bilmektedir. Bu da müminin her zaman <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>i bir coşkuya sahip olmasını sağlar. Herkesin karamsar olduğu ortamlarda bile, onu üzecek herhangi bir neden mevcut olmadığından, neşesinden hiçbir şey kaybetmez.</p>
<p>Allah’a inanan, O’na dua eden ve tevekkül eden insanların, diğer insanlardan hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olmalarının sebebi, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır. İnsanın yaratılışına aykırı olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/felsefe">felsefe</a> ve sistemler ise, insanlara hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.</p>
<p>İman ile insan ruhu arasındaki özel ilişki, tıp dünyasında da çeşitli araştırmaların konusu olmuştur. Bir bilimsel araştırma sonucuna göre, inanan gençlerin inanmayan gençliğe nazaran daha mutlu oldukları ortaya çıkmıştır. Associated Press bu araştırmayı, 24 Ağustos 2007 günü <strong><em>“Birçok çocuk için inanç mutluluğun <a href="http://www.netyazari.com/tag/anahtar">anahtar</a>ıdır” </em></strong>başlığı ile dünyaya duyurmuştu.</p>
<p>Ayrıca Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Herbert Benson’ın dini inanç ve bedensel sağlık arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı araştırmaları da, bu konuda dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Benson, inançsız bir kişi olmasına rağmen, Allah’a olan inancın ve ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu bir etki meydana getirdiği sonucuna varmıştır. Benson, ayrıca <em><strong>“diğer hiçbir inancın, Allah’a olan inanç gibi zihne huzur vermediği sonucuna”</strong> </em>vardığını açıklamaktadır. (M. Grant Gross, Oceanography, A View of Earth, 6. baskı, Englewood Cliffs, Prentice-Hall Inc., 1993, s. 205)</p>
<p>Seküler bir araştırmacı olan Benson’ın vardığı sonuç, kendi ifadesiyle, insan bedeninin ve zihninin <strong><em>“Allah’a <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmeye göre ayarlı” </em></strong>olduğudur. (Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials of Anatomy &amp; Physiology, 2. Baskı)</p>
<p>İman etmeyen insanlar, ne kadar gayret etseler de, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>i bir neşeye sahip olamadıklarından, hiçbir zaman gerçek mutluluğu yaşayamazlar. Çok isteseler bile, bir türlü samimi ve içten bir neşe ile hareket etmeyi başaramazlar. Çünkü mutluluk hissini insan ruhuna hissettiren Allah’tır ve sadece <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> eden kullarına bu hissi verir. İmanın kendilerine getireceği huzurdan uzak kalan insanlar gerçek anlamda rahat olamaz, karşılarındaki insanlara da rahatsızlık verirler. Çevrelerine <strong>‘hikmetle bakan bir iç göz’ </strong>leri yoktur, o nedenle olayları sadece zahiri yönden değerlendirebilirler. Batınını görmemeleri, onları Allah’a <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmekten alıkoyar. Kısacası; sadece bakarlar, görmezler. Allah’a samimi bir şekilde <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ederek kazanacakları mutluluğu, akılsızlıkları yüzünden kaybedip mutsuz bir yaşam sürerler.</p>
<p>İnanan insanlara ise Allah, O’nu veli ve dost edinmelerinin ve hoşnutluğunu gözetmelerinin karşılığında, bir nimet olarak manevi bir güç verir. Bu güç onları Allah’ın rızasını daha çok kazanmak için çalışmaya ve <strong>‘Allah’a yaklaşmak için vesile aramaya‘ </strong>yöneltir. Zorluk anlarında sabretmelerini de kolaylaştırır. Allah onların kalplerine <strong>’sabır ve kararlılığı raptetmiştir’ </strong>. Gösterdikleri çaba, onların her geçen gün cennet ehlinin ahlakına biraz daha yakınlaşmalarını sağlar. Salih amellerde bulunmanın verdiği <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutluluk">mutluluk</a>, sürekli salih amellerde bulunma isteği oluşturur. Göstermiş oldukları bu çaba ne kadar çok olursa olsun, bundan dolayı bir yorgunluğa kapılmazlar. Allah, cennette vereceklerine bir sınır koymayacaktır, nimetleri sonsuzdur. İman eden insanlar da yaptıkları salih amellere bir sınır koymazlar, Allah’ın rızasının en çoğunu ararlar. Karşılığında da Allah’ın rahmetini ve cennetini kazanmayı umarlar.</p>
<p>Allah’ın emirlerine uyan ve Allah’ın rızasını kazanabilmek için durmaksızın çalışan müminler, hem dünyada hem de ahirette mutlu bir yaşam sürerler. Allah, iman edenlerin dünya ve ahiret mutluluğuyla müjdelendiğini Kuran’da birçok ayette bildirir.</p>
<p><strong>Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah’ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük ‘kurtuluş ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutluluk">mutluluk</a>’ budur. Yunus Suresi, 64 </strong></p>
<p>İman etmeyenler ise, mutsuzluklarını itiraf etmekten kaçınır ve bu durumun çeşitli sebepleri olduğunu ileri sürerler. Onları mutsuz eden ve ‘tesadüfen’ kendilerine gelip çattığını düşündükleri herşey, aslında Allah’ın onlar için yarattığı imtihanlardır. Yaşadıkları zorlukları, Allah’ın bir hikmet üzerine kendilerine verdiğinin şuurunda olmadıkları için, hoşlarına gitmeyen olaylar onları üzüp, mutsuzlaştırmaktadır.</p>
<p>İnkâr edenler ile müminler arasındaki bu fark dünyada olduğu gibi ahiret gününde de ortaya çıkacaktır. Allah bu durumu Kuran’da birçok ayetle haber verir.</p>
<p><strong>O gün yüzler ışıl ışıl parlar.<br />
Rablerine bakıp-durur.<br />
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.<br />
Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır. Kıyamet Suresi, 22…25 </strong></p>
<p><strong>O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır;<br />
Güler ve sevinç içindedir.<br />
Ve o gün, öyle yüzler vardır ki üzerini toz bürümüştür.<br />
Bir karartı sarıp-kaplamıştır.<br />
İşte onlar da, kafir, facir olanlardır. Abese Suresi 38…42 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/bilimsel-gercek-mutlulugun-anahtari-inanc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Allah’a Götürür</title>
		<link>http://www.netyazari.com/bilim-allaha-goturur.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/bilim-allaha-goturur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 05:40:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[din ve bilim]]></category>
		<category><![CDATA[evrenin yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Materyalist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3764</guid>
		<description><![CDATA[Bilim, evreni ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah'ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Dolayısıyla sıklıkla gündeme getirilen”din ve bilim çatışır mı?” gibi soruların anlamsızlığı da çok açıktır. Dinin, Allah'ın yaratmasındaki detaylara ulaşma yolu olarak benimsediği bilimle çelişebileceği düşüncesi büyük yanılgıdır.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, evreni ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah&#8217;ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Dolayısıyla sıklıkla gündeme getirilen<strong><em>”<a href="http://www.netyazari.com/tag/din-ve-bilim">din ve bilim</a> çatışır mı?” </em></strong>gibi soruların anlamsızlığı da çok açıktır. Dinin, Allah&#8217;ın yaratmasındaki detaylara ulaşma yolu olarak benimsediği bilimle çelişebileceği düşüncesi büyük yanılgıdır.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/ilim-bilim-allaha-goturur.jpg"></a><a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, üstün güç sahibi Allah’ın yarattıklarını incelemek için vardır. O’nun yarattığı her şey, O’ndan gelen bir mesajdır. Okuyabilenler için her mesaj, Allah’ın yüceliğinin ve büyüklüğünün kanıtıdır.</p>
<p>Kur’an, insanları bilimsel araştırmalar yapmaları yönünde teşvik eder; <strong>“İşte bu örnekler ; Biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez. </strong><strong>(Ankebut Suresi, 43) ifadesiyle ve pek çok ayetle, gökler, yer ve yarattığı her şey üzerinde derin düşünmeye, ‘alim’ olmaya yönlendirir.</strong><strong> </strong></p>
<p>Kur’an ayrıca, evrenin ve canlılığın varoluşları konusuna en doğru ve en kesin cevabı verir. Din kaynak alınarak yapılan araştırmalar, varoluşa ait sırları, en az emek ve enerji harcayarak ortaya çıkarır. Dolayısıyla din, bilime izleyeceği yolu işaret eder. <a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, Allah&#8217;ın sonsuz gücünü, evrendeki yaratılış kanıtlarını araştırarak doğru sonuçlara ulaşabilir.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/ilim-bilim-allaha-goturur.jpg"><img style="float: left; border: 0px initial initial;" title="ilim-bilim-allaha-goturur" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/ilim-bilim-allaha-goturur-300x225.jpg" alt="ilim-bilim-allaha-goturur" width="300" height="225" /></a><a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, 19. yüzyıldan itibaren materyalist görüşten etkilenerek, bu İlahi kaynaktan uzaklaştırılmıştır. Çünkü materyalizm, maddenin mutlak varlık olduğunu ileri sürer ve Allah&#8217;ı inkar eder. Bu dönemde bilimsel araştırmalar yoğun bir şekilde materyalizmin iddialarını destekleme çabasına ayrılmıştır. Bugün görüyoruz ki, materyalizmin iddiaları bilime yalnızca zaman kaybettirmiştir. Çünkü bu iddiaların her birini ispatlayabilmek için on yıllar boyunca sayısız bilim adamı çalıştığı halde, ortaya çıkan sonuçlar bu iddiaların geçersizliğini göstermiştir.</p>
<p>Hubble&#8217;ın ortaya koyduğu kesin gerçek olan evrenin genişliyor olması, bilimi asıl gerçeğe götürdü. Çünkü evren genişlediğine göre, zamanda geriye doğru gidildiğinde, <strong>‘tek bir nokta’</strong> ortaya çıkıyordu. Evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu ‘tek nokta’, korkunç çekim gücü nedeniyle sıfır hacme sahipti. Ve evren, 15 milyar yıl önce sıfır hacimdeki bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Big Bang&#8217;den önce madde diye bir şey yoktu. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında tümü bir anda yaratılmıştı.</p>
<p>Big Bang önemli bir gerçeği işaret etti. Sıfır hacim yokluktu ve evren yokken ‘var’ olmuştu. O halde evrenin bir başlangıcı vardı. İşte bu kanıt,  materyalizmin &#8220;evren sonsuzdan beri vardır&#8221; tezini geçersiz kıldı. Oysa bu bilimsel gerçek, Yüce Allah’ın 1400 yıl önce gönderdiği Mesaj’ında vardı:</p>
<p><strong>“O gökleri ve yeri <span style="text-decoration: underline;">yoktan var edendir</span>&#8230;” (Enam Suresi, 101)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Biz göğü &#8216;büyük bir kudretle&#8217; bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.&#8221;</strong> <strong>(Zariyat Suresi, 47)</strong></p>
<p>Big Bang’e, felsefi nedenlerle itirazlar sürdü. Ancak, Allah&#8217;ın üstün yaratması olan evren, modern bilim vesilesiyle yaratılışı delillendirmeye devam ediyor. İdeolojik amaçla körü körüne savunulan/desteklenen materyalizm ise, gerçeğin kanıtları karşısında sessizleşmiştir.<br />
<strong>&#8220;Onlar, Allah&#8217;ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile.&#8221;</strong> <strong>( Saff Suresi, 8 )</strong></p>
<p>Materyalizm ve Darwinizm gibi hurafeleri bilime ‘rağmen’ savunmaya çalışmak, bilim adamları için sıkıntı vericidir. Evrendeki sayısız delile gözlerini kapatan bu kişilerde, yargı yeteneği azalır, bozulur. Richard Dawkins örneğindeki gibi. Ünlü Darwinist’in <strong><em>&#8220;eğer bir heykelin sizlere el salladığını görseniz dahi, bir mucize ile karşı karşıya olduğunuzu sanmayın&#8230; çok küçük bir olasılıktır, ama belki de heykelin sağ kolundaki atomların hepsi, tesadüfen, bir anda aynı yönde hareket etme eğilimi içine girmiş olabilirler&#8221;</em></strong><sup> </sup> sözleri buna tipik bir örnektir.</p>
<p>Tüm evren detaylarıyla incelendikçe muhteşem bir olağanüstülük ortaya çıkar. Evrendeki mucizevi dengeler, dünyadaki düzen, kusursuz canlılar, tek bir hücre, bir atom, o atomun içinde saklı olan evrendeki en büyük güç; tümü bir mesaj verir bize. Bu mesaj, görebilen, okuyabilen her samimi insanı, Tek olan, Zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde, asla ortağı veya benzeri, dengi bulunmayan, yoktan var eden Yüce Allah’ın varlığına götürür.</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/bilim-allaha-goturur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genetiği Değiştirilmiş Gıdaları Tüketmeli Miyiz?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 16:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bulents</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[gdo]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[gmo]]></category>
		<category><![CDATA[mutajen]]></category>
		<category><![CDATA[mutasyon]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2256</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde son günlerde genetiği değiştirilmiş gıdalarla ilgili haberler aldı başını yürüdü. Peki nedir genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO ve GMO) ve niye bu yola başvurulmaktadır ?
 Bir canlının genetik yapısında meydana gelen değişiklikler mutasyon olarak isimlendirilir. Mutasyona sebep olan fatörlere ise mutajenler denir. İşte herhangi bir mutajen vasıtasıyla ister bitki olsun ister hayvan olsun insan eliylede mutasyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son günlerde genetiği değiştirilmiş gıdalarla ilgili haberler aldı başını yürüdü. Peki nedir genetiği değiştirilmiş organizmalar (<a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html">GDO</a> ve<a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html"> GMO</a>) ve niye bu yola başvurulmaktadır ?</p>
<p> Bir canlının <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>etik yapısında meydana gelen değişiklikler mutasyon olarak isimlendirilir. Mutasyona sebep olan fatörlere ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutajen">mutajen</a>ler denir. İşte herhangi bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutajen">mutajen</a> vasıtasıyla ister bitki olsun ister hayvan olsun insan eliylede <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutasyon">mutasyon</a> yapılmaktadır. Mutasyonlar bazen yararlıda görülse çoğu zaman yararlı olmadıkları anlaşılmıştır. Günümüzde bu teknik bir çok hastalıkta dahi kullanılmaktadır.</p>
<p><span id="more-2256"></span></p>
<h2><span style="color: #ff0000;">Peki nedir bu GDO ?</span></h2>
<p> Örneğin elimizde Amfisiline karşı dirençli olmayan bir bakteri var. Diğer bir taraftada amfisiline karşı dirençli olan bir bakteri olsun. Dirençli olan bakteriden amfisilin dirençlilik <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>ini kopyalayıp dirençsiz olan bakteriye aktarım yaparsak o bakterinin de bir süre sonra dirençli hale geçtiği görülür. Bu aktarım ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a> tabancaları gibi farklı metotlarla yapılmaktadır. Bu sayede istediğimiz bakteriyi üretebilir ve dirençlilik <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri aktarabiliriz peki bu bizim ne işimize yarar diye sorarsanız tüm bu aktarım yöntemleri sayesinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/antibiyotik">antibiyotik</a> üretilir. İşte bakın GDO burada ne kadar önemli bir teknoloji olduğunu gösterdi bile.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html"><img class="alignright size-medium wp-image-2273" title="genetik-degistirilmis-gidalar" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/11/genetik-degistirilmis-gidalar-300x206.jpg" alt="genetik-degistirilmis-gidalar" width="300" height="206" /></a>Bir diğer örnek olarakta aşılamayı verebiliriz. Bitkileri aşılama yöntemiyle daha kısa sürede bitkinin büyümesini ve sonuç itibariylede meyve vermesini sağlayabiliriz. Burada zamandan tasarruf sağlayan çiftçi de kısa süre de para kazanmış olacaktır.  Tüm bu örneklerin dışında GDO ile imkansız gibi görülen bazı meyveler yada bazı ticari ürünler de ortaya çıkarabiliriz ki bunun insan sağlığı açısından ne kadar yararlı olduğu maalesef şüphelidir. Bir diğer örneğimizide Amerika&#8217;dan verebiliriz. Amerika şeker pancarının bulunmadığı bir ülke olmasına rağmen kendi imkanıyla şeker üretimi yapabilmektedir. Tüm bunlar da <em><strong><span style="color: #ff0000;">GDO ile şeker pancarının gerekli olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>etik kodu mısıra aktarılarak</span></strong></em> Amerika şeker üretimini başarmış ve şekerle ilgili herhangi bir ithalaatı bulunmamaktadır.</p>
<p> <br />
 GDO aslında yıllardan beri yapılmasına rağmen son zamanlarda hızlanmıştır. Bu tekniğin yapılması hem masraflı hemde bir zamanlar zordu ancak günümüzde durum tersine dönmüş kısa süre içerisinde maddi gelir sağlanabilmek amacıyla GDO yapılmaya başlanmıştır. Maalesef bu bilim dalı birçok şirket tarafından da<span style="color: #ff0000;"><strong> GDO = Para</strong> </span>olarak görüldüğünden yararlı olmaktan çıkıp zararlı hale dönüştürülmüştür.  Son zamanlarda yapılan bir diğer araştırma ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri değiştirilmiş meyve ve sebzelerin bir süre sonra zehirli bir protein ürettiğinin gözlenmesidir. Belki bizler bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri değiştirilmiş meyve ve sebzeleri tüketirken hayatımızda çok kalıcı bir değişik yansımıycak ama gelecek kuşaklarda bunun etkisi muhakkak görülecektir. Çünkü <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri değiştirilmiş meyve ve sebzelerin ürettikleri zehirli <a href="http://www.netyazari.com/tag/protein">protein</a>ler sayesinde kuşların ve böceklerin de öldükleri gözlenmiştir.</p>
<p> <br />
<a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-2275" title="gdo-misir-muz-kanola" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/11/gdo-misir-muz-kanola-300x236.jpg" alt="gdo-misir-muz-kanola" width="240" height="189" /></a> <strong>Bir toplum olarak <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>etiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmamız söz konusu mu peki ?</strong> Maalesef hayır hatta imkansız diyebiliriz. Çünkü aldığımız her ürünün içinde başta şekerli gıdalar olmak üzere maalesef GDO kullanılmaktadır. Tüm bu ürünlerdeki değişikilikler ise antibiyotik dayanıklılık <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>ine bağlanarak taşındığından dolayı <span style="color: #ff0000;"><strong>Alzheimer</strong></span> ve <strong><span style="color: #ff0000;">deli dana </span></strong>gibi rahatsızlıkların oluşmasına sebep olmaktadır. Günümüzde bu rahatsızlıkların da arttığını gözlemlemişinizdir zaten.</p>
<p> <span style="color: #ff0000;"><strong>Sözün özü ;</strong></span> toplum olarak elinizden geldiği kadarıyla doğal ürünler yetiştirmeye çalışın ülkemizde hala GDO tohumu üretmek yasakta olsa bu ürünler hayvan yemi olarak ülkemize alınmakta ve bu sayede kaçakta olsa bizlerin sofralarına sunulmaktadır. Bizler her  ne kadar kendi ürettiğimiz ürünleri doğal ürünleri kullanırsak emin olunki gelecekte daha sağlam bir nesil ortaya çıkacaktır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Atmosferde Salınan Co2 Gazı Artışının Su Bitkilerinin Fotosentezi Üzerine Etkileri</title>
		<link>http://www.netyazari.com/atmosferde-co2-gazinin-artisinin-su-bitkilerinin-fotosentezi-uzerine-etkileri.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/atmosferde-co2-gazinin-artisinin-su-bitkilerinin-fotosentezi-uzerine-etkileri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 11 Oct 2009 17:25:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ganez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Artışı]]></category>
		<category><![CDATA[Atmosfer]]></category>
		<category><![CDATA[bitki solunumu]]></category>
		<category><![CDATA[bitkilerin]]></category>
		<category><![CDATA[Bitkilerinin]]></category>
		<category><![CDATA[Co2]]></category>
		<category><![CDATA[dense]]></category>
		<category><![CDATA[Egerria]]></category>
		<category><![CDATA[Etkileri]]></category>
		<category><![CDATA[fotosentez]]></category>
		<category><![CDATA[Fotosentezi]]></category>
		<category><![CDATA[gazı]]></category>
		<category><![CDATA[ısınma]]></category>
		<category><![CDATA[karbon]]></category>
		<category><![CDATA[karbondioksit]]></category>
		<category><![CDATA[küresel]]></category>
		<category><![CDATA[oksijen üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[Salınan]]></category>
		<category><![CDATA[su]]></category>
		<category><![CDATA[Üzerine]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=1769</guid>
		<description><![CDATA[Bu çalışma atmosderde çeşitli sebeplerle artan CO2 gazının su bitkisinin(Egerria dense) fotosentezini arttırp arttırmadığını gözlemlemek için yapılmıştır.
Bu amaç için iki adet su bitkisi kullanılarak, her iki bitkiye de fotosentez şartları sağlandı. Birinci bitkinin ortama ek olarak CO2 sağlandı. Bitkiler gözlem yapılmak üzere 105 dk aynı koşullarda bırakıldı. Bu süre içinde belirli aralıklarla ürettikleri O2 miktarları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu çalışma atmosderde çeşitli sebeplerle artan CO2 gazının <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> bitkisinin(<em>Egerria <a href="http://www.netyazari.com/tag/dense">dense</a></em>) <a href="http://www.netyazari.com/tag/fotosentez">fotosentez</a>ini arttırp arttırmadığını gözlemlemek için yapılmıştır.</p>
<p>Bu amaç için iki adet <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> bitkisi kullanılarak, her iki bitkiye de <a href="http://www.netyazari.com/tag/fotosentez">fotosentez</a> şartları sağlandı. Birinci bitkinin ortama ek olarak CO2 sağlandı. Bitkiler gözlem yapılmak üzere 105 dk aynı koşullarda bırakıldı. Bu süre içinde belirli aralıklarla ürettikleri O2 miktarları ölçüldü.<span id="more-1769"></span><br />
<strong>1. GİRİŞ</strong></p>
<p>Küresel <a href="http://www.netyazari.com/tag/isinma">ısınma</a>, insanlar tarafından atmosfere verilen gazların sera etkisi yaratması sonucunda, dünya atmosferi ve okyanuslarının ortalama sıcaklıklarında belirlenen artışa verilen isimdir.(wikipedia, 2008)</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/sera_etkisi_kuresel_isinma.gif"><img class="alignright size-medium wp-image-2051" title="sera_etkisi_kuresel_isinma" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/sera_etkisi_kuresel_isinma-300x226.gif" alt="sera_etkisi_kuresel_isinma" width="300" height="226" /></a>Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor. Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> buharı, karbondioksit ve metan <a href="http://www.netyazari.com/tag/gazi">gazı</a>nın dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor. Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor. Ama son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>dioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi. Bilim adamlarına göre işte bu artış <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuresel">küresel</a> ısınmaya neden oluyor. 1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuresel">küresel</a> sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor. Bilim adamları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde fark edilebilir etkileri olduğu görüşünde. (<a href="http://www.netyazari.com/tag/kuresel">küresel</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/isinma">ısınma</a>, 2008)</p>
<p>Yapılan araştırmalar, ormanların ve okyanusların insanoğlunun ürettiği milyarlarca ton karbondioksitin yarısını emerek yok ettiğini göstermektedir. Yılda ortalama iki milyar tonun üzerindeki karbon, diğer bir ifadeyle döngüde yok olan karbonun yarısı okyanuslara gider. Bitkilerin daha hafif olan &#8216;karbon 12&#8242; içeren gazları kullanmaları ve bu durumda &#8216;karbon 13&#8242; gazının atmosferde birikmesine rağmen okyanusların karbon gazı konusunda seçici olmaması atmosferin temizlenmesinde önemli bir rol oynar. Karbondioksit özellikle soğuk okyanus <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a>larında kolayca çözünürken deniz bitkileri hızla çözünmüş <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>la beslenerek büyümekte ve bunları yiyen deniz canlılarının ölüp denizin dibinde birikmesi ile <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a> deniz altında depolanmaktadır. Denizlerde emilen <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>un <a href="http://www.netyazari.com/tag/bitkilerin">bitkilerin</a> oksijen üretmesinde kullanılmaması nedeniyle de, dünyada oksijen dengede kalmaktadır. (antrak, 2008)</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/egeria_densa.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2053" title="egeria_densa" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/egeria_densa-224x300.jpg" alt="egeria_densa" width="224" height="300" /></a>Bitkiler, gelişimleri  için  fotosenteze  ihtiyaç  duyarlar. Fotosentez  sayesinde  güneş enerjisini kullanarak topraktan <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> ve havadan da CO2 alarak bunları şeker, nişasta ve selüloza dönüştürürler. Karbonhidratlar olarak adlandırılan bu elementler iç gıda zincirini oluştururlar. CO2 yapraklar vasıtasıyla bitkinin içine girer. Daha büyük atmosferik yoğunluklar, bitkinin yapraklarının içindeki ve dışındaki kısmi basınçlardaki farklılıkları artırır ve bunun sonucunda daha fazla CO2 absorbe edilir ve  <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>hidratlara  dönüştürülür. (Çelik, 2000)</p>
<p>Bitkiler fotosentezle solunumda kullandıklarından daha çok oksijen üretirler . Gündüzleri fotosentez yapan bitkiler, besin maddelerinde depolanmış enerjiyi açığa çıkarabilmek için balıklar ve aerobik bakteriler gibi hem gece hem gündüz oksijenli solunum yaparlar. Solunumda fotosentezin tersine oksijen kullanılır ve karbondioksit açığa verilir. Normal şartlar altında akvaryum bitkilerinin fotosentezle <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a>ya verdikleri oksijen, kullandıklarından çok daha fazladır. Bu yüzden bitkiler akvaryumda önemli bir oksijen kaynağıdırlar. Bitkilerin yeterince hızlı fotosentez yapabilmesi için gerekli besin maddeleri ve minerallerin yanında <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a>da yeterince <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>dioksit de olmalıdır. (akvaryumculuk, 2008)</p>
<p>Bu çalışmada artan CO2 miktarıyla birlikte <a href="http://www.netyazari.com/tag/bitkilerin">bitkilerin</a> ürettikleri O2 miktarının artıp artmayacağı araştırılmıştır.</p>
<p><strong>2. MATERYAL METOD</strong></p>
<p>Kullanılan araç-gereçler: 2 adet <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> bitkisi(Egerria <a href="http://www.netyazari.com/tag/dense">dense</a>), 2 adet kavanoz, 2 adet cam boru, küçük bir şişe, ince bir boru, şırınga,cetvel, <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>at, sirke, macun</p>
<p>Her iki kavanoza da bitkiler yerleştirilerek içlerine <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> konuldu. Birinci kavanozun kapağından biri şırınga için diğeri cam boru için iki adet delik açıldı. İkinci kavanoza da cam boru için bir tane delik açıldı. Diğer taraftan şişenin kapağından biri şırınga için diğeri bitkiye CO2 yi sağlayacak ince boru için iki tane delik açıldı. Şişeye ince boru takıldı. Şırınga birinci kavanozun kapağına oradan da şişedeki diğer deliğe takıldı. Cam borunun içine <a href="http://www.netyazari.com/tag/su">su</a> konularak hava almayacak şekilde kavanozun içindeki suya ters çevrildi ve kavanozun kapağı kapatıldı. Kavanozun deliklerden hava giriş çıkışı olmaması için şırınganın ve cam borunun etrafı macunla çevrildi.</p>
<p>İkinci cam borunun da içine su konuldu ve ikinci kavanozdaki suya hava almayacak şekilde ters çevrildi. Cam boru kapaktan geçirilerek kavanozun kapağı kapatıldı.</p>
<p>İki sistemde hazır olunca birinci kavanozdaki şişeye şırınga ile 30ml sirke dökülerek bitkiye CO2 sağlanmaya çalışıldı. Böylelikle birinci bitki CO2’ li ortamda ikinci bitki CO2’ siz ortamda bırakıldı.</p>
<p>İki cam boruda da su seviyesi işaretlenerek ışıklı ortamda 105 dakika bırakıldı. Belirli aralıklarla cam borulardaki su seviyesi ölçüldü.</p>
<p>CO2’ li ve CO2’siz olan denemeler sonunda ölçülen O2 miktarı ANOVA testi kullanılarak 0,05 anlam düzeyine göre karşılaştırıldı.</p>
<p><strong>3. BULGULAR VE TARTIŞMA</strong></p>
<p>Deney sonunda CO2 verilen Elodea’ nın CO2 verilmeyene göre daha fazla <a href="http://www.netyazari.com/tag/fotosentez">fotosentez</a> yaparak daha fazla O2 üretmesi bekleniyordu.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/fotosentez.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2055" title="fotosentez" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/fotosentez-300x300.jpg" alt="fotosentez" width="300" height="300" /></a>Yapılan çalışma sonucunda da atmosferine CO2 verilen bitkide su seviyesindeki düşüşün CO2 verilmeyen bitkiye oranla daha fazla olduğu görüldü.</p>
<p>Bitkilerin her ikisi de aynı sıcaklıklardaydı ve aynı ışığı kullandılar. Anacak CO2’ li ortamda bulunan bitki 105 dakika sonunda 0,65 cm O2 üretirken CO2’siz ortamda bulunan bitki 0,35 cm 02 üretti. Buna bağlı olarak birinci bitkide <a href="http://www.netyazari.com/tag/fotosentez">fotosentez</a> hızının arttığı ve dolayısıyla daha fazla O2 ürettiği söylenebilir. Artan CO2 miktarı <a href="http://www.netyazari.com/tag/fotosentez">fotosentez</a>i arttırmıştır.</p>
<p>Birinci bitkide ölçülen O2 miktarı belirli zaman aralıklarında aynı artarken, ikinci bitkide ölçülen O2 miktarı ilk sürelerde daha fazla artarken ilerleyen süreyle birlikte azalmaya başlamıştır. Bunun sebebi şöyle açıklanabilir: birinci bitkiye sürenin başında <a href="http://www.netyazari.com/tag/karbon">karbon</a>at ve sirke reaksiyona sokularak bitkiye CO2 sağlandı. Ancak sürekli bir CO2 sağlanma durumu olmadı. Yani bitki ilk zamanlarda havadan daha fazla CO2 alırken ilerleyen zamanlarda havada CO2 azaldığı için havadan daha az CO2 aldı ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/fotosentez">fotosentez</a> hızı yavaşlayarak daha az O2 üretti.</p>
<p>Her iki durum sonunda Şekil-1 de gösterilen alg örneklerinde 105 saniye boyunca kümülatif olarak ürettikleri O2 miktarları arasında ANOVA testine göre önemli bir fark bulunmuştur.</p>
<p>Bu deney sonucunda atmosferdeki CO2 miktarı artışının su bitkilerinin fotosentezini attırdığı ve buna bağlı olarak su bitkilerinin daha fazla O2 ürettiği görülmüştür. Böylelikle su bitkileri hem havadaki fazla CO2’ i absorbe ederek <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuresel">küresel</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/isinma">ısınma</a>nın etkilerini biraz da olsa azaltır hem de yaşadığı sudaki canlılara daha fazla oksijen sağlayarak canlıların daha iyi bir şekilde yaşamasına olanak tanır.</p>
<p>Bu çalışmada su <a href="http://www.netyazari.com/tag/bitkilerin">bitkilerin</a>in atmosferdeki CO2’ i kendileri için kullanıp besinlerini sağlayıp, hem kendilerine hem de yaşadığı ortamdaki canlılara O2 sağlayıp solunum gerçekleştirebileceklerini gördük.</p>
<p>Doğada su bitkileri gibi CO2’ i absorbe edip doğaya O2 sağlayan canlılar vardır. Bunların da araştırılıp doğaya yaralı bir şekilde kullanılmaları gereklidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/atmosferde-co2-gazinin-artisinin-su-bitkilerinin-fotosentezi-uzerine-etkileri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de Jeotermal Enerji</title>
		<link>http://www.netyazari.com/turkiyede-jeotermal-enerji.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/turkiyede-jeotermal-enerji.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 18:46:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ganez</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Coğrafya]]></category>
		<category><![CDATA[avantajları]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[faydaları]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişi]]></category>
		<category><![CDATA[ısısı]]></category>
		<category><![CDATA[jeotermal]]></category>
		<category><![CDATA[kullanıldığı]]></category>
		<category><![CDATA[kullanım alanları]]></category>
		<category><![CDATA[rezervuar]]></category>
		<category><![CDATA[tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Jeotermal Enerji]]></category>
		<category><![CDATA[yer]]></category>
		<category><![CDATA[yerler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=1781</guid>
		<description><![CDATA[Jeotermal kaynak kısaca yer ısısı olup, yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardır. Jeotermal enerji ise jeotermal kaynaklardan doğrudan veya dolaylı her türlü faydalanmayı kapsamaktadır.

"Jeotermal Enerjinin kullanım amaçlı değerlendirilmesi insanoğlunun doğal yaşam sürecinin devamını sağlar"

Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmeyen, ucuz, güvenilir, çevre dostu, yerli ve yeşil bir enerji türüdür.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Jeotermal kaynak kısaca <em><span style="text-decoration: underline;"><a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a> ısısı olup, <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>kabuğunun çeşitli derinliklerinde birikmiş ısının oluşturduğu, kimyasallar içeren sıcak su, buhar ve gazlardır.</span></em> Jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> kaynaklardan doğrudan veya dolaylı her türlü faydalanmayı kapsamaktadır.</p>
<p><strong><em><span style="color: #000080;">&#8220;Jeotermal Enerjinin kullanım amaçlı değerlendirilmesi insanoğlunun doğal yaşam sürecinin devamını sağlar&#8221;</span></em></strong></p>
<p>Jeotermal enerji yeni, yenilenebilir, sürdürülebilir, tükenmeyen, ucuz, güvenilir, çevre dostu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>li ve yeşil bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> türüdür.<span id="more-1781"></span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;">JEOTERMAL REZERVUAR GRAFİĞİ</span></p>
<p>Jeotermal Enerjinin Kullanıldığı Alanlar</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/jeothermal_energy.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1832" title="jeothermal_energy" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/jeothermal_energy-300x228.jpg" alt="jeothermal_energy" width="300" height="228" /></a>A – Elektrik Enerjisi üretimi</p>
<p>B – Merkezi ısıtma, soğutma (Air-Conditioning), Sera ısıtması vb.</p>
<p>C – Endüstriyel amaçlı kullanım, proses <a href="http://www.netyazari.com/tag/isisi">ısısı</a> temini, kurutma vb.</p>
<p>D – Kimyasal madde ve mineral üretimi, karbondioksit, gübre, lityum, ağır su, hidrojen vb.</p>
<p>E – Kaplıca amaçlı kullanım (Termal Turizm)</p>
<p>F – Düşük sıcaklıklarda (30 Derece) kültür balıkçılığı</p>
<p>G – Mineralli su olarak içilerek kullanımı v.b gerçekleştirilmektedir.</p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080;">JEOTERMAL ENERJİ YENİ, YENİLENEBİLİR VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR ENERJİ KAYNAĞIDIR.</span></span></p>
<p>Yağmur, kar, deniz ve  magmatik suların <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>altındaki gözenekli ve çatlaklı kayaç kütlelerini besleyerek oluşturdukları jeotermal rezervuarlar, <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>altı ve reenjeksiyon koşulları devam ettiği müddetçe yenilenebilir ve sürdürülebilir özelliklerini korurlar. Kısa süreli atmosferik koşullardan etkilenmezler.</p>
<p>Ancak, jeotermal rezervuarlardan yapılan sondajlı üretimlerde jeotermal akışkanın çevreye atılmaması ve rezervuarı beslemesi bakımından, işlevi tamamlandıktan sonra tekrar <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>altına gönderilmesi (reenjeksiyon) zorunludur. Reenjeksiyon birçok ülkede yasalarla zorunlu hale getirilmiştir.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080;">Niçin Jeotermal Enerji sorusuna verilebilecek en iyi cevaplar;</span></span></strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><br />
</span></strong><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/enerji_jeotermal.jpg"></a>- YENİLENEBİLİR, SÜRDÜRÜLEBİLİR, TÜKENMEYEN ENERJİ</p>
<p>- ÖZVARLIĞIMIZ, DOĞAL KAYNAK</p>
<p>- TEMİZ, ÇEVRE DOSTU (Yanma teknolojisi kullanılmadığı için ve sıfıra yakın emisyon)</p>
<p>- ÇOK AMAÇLI ISITMA UYGULAMALARI İÇİN İDEAL (konutta, tarımda, endüstride, sera ısıtmasında vb.)</p>
<p>- METEOROLOJİK KOŞULLARDAN BAĞIMSIZ (Rüzgar, Yağmur, Güneş v.b.’den bağımsız)</p>
<p>- HAZIR ENERJİ</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/enerji_jeotermal.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1834" title="enerji_jeotermal" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/enerji_jeotermal-300x266.jpg" alt="enerji_jeotermal" width="300" height="266" /></a>- FOSİL VE DİĞER ALTERNATİF ENERJİ KAYNAKLARINA GÖRE ÇOK DAHA UCUZ</p>
<p>- ARAMA KUYULARI ÜRETİM VE BAZEN REENJEKSİYON KUYULARINA DÖNÜŞTÜRÜLEBİLİR</p>
<p>- GÜVENİLİR (Yangın, patlama, zehirleme riski yok)</p>
<p>- VERİMLİLİK %95’İN ÜZERİNDE</p>
<p>- MİNİMUM ALAN İHTİYACI (Hidro, Güneş vb’nin tersine)</p>
<p>- KOLAY VE HIZLI DEVREYE ALMA, İŞLETME VE BAKIM (6 ay – 1 yıl), uzun tesisat ömrü</p>
<p>- JEOTERMAL LOKAL BİR ENERJİ OLDUĞU, İTHALİ VE İHRACI VE ULUSLARARASI BİR FİYATI OLMADIĞI İÇİN SAVAŞLARA VE ULUSLARARASI PROBLEMLERE NEDEN OLMAZ.</p>
<p>- JEOTERMAL ISITMA EVLERE FUEL-OİL, MAZOT, KÖMÜR, ODUN ATIKLARININ TAŞINMASINI ORTADAN KALDIRACAĞI İÇİN ŞEHİR İÇERİSİNDEKİ TRAFİĞİN  YÜKÜNÜ AZALTIR.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #000080;"> Jeotermal Enerji hakkında önemli gerçekler ;</span></span></strong></p>
<p>- Jeotermal akışkanı oluşturan suların meteorik kökenli oldukları için <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>altındaki <a href="http://www.netyazari.com/tag/rezervuar">rezervuar</a> kayaları sürekli beslediğini, beslenmenin üzerinde kullanım olmadıkça <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> kaynakların tükenmesinin söz konusu olmadığını,<br />
- Kuyu yoluyla elde edilen jeotermal akışkanın reenjeksiyonunun sadece atıktan kurtulmak değil, aynı zamanda <a href="http://www.netyazari.com/tag/rezervuar">rezervuar</a> parametrelerini korumak, <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> akışkanın ve ısının geri kazanımını sağlamak için yapıldığını, hatta reenjeksiyonun birçok yabancı ülkede yasalar çerçevesinde zorunlu olduğunu,<br />
- Dünya genelinde elektrik üretiminde Haziran 2005 itibariyle 8912 MWe&#8217;lık <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> kurulu gücün var olduğunu, doğrudan kullanımda bu kurulu gücün 27824 MWt olduğunu,<br />
- Türkiye&#8217;nin <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> doğrudan kullanımda son 5 yılda dünya genelindeki en büyük  gelişmeyi göstererek 11. sıradan 5 sıraya yükseldiğini</p>
<p><span style="color: #000080;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Jeotermal Enerjinin Geçmişi :</strong></span></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/jeo_enerji.jpg"></a>· M.Ö. 10.000 Jeotermal akışkandan Akdeniz Bölgesi&#8217;nde çanak, çömlek, cam, tekstil, krem imalatında yararlanıyorlardı.</p>
<p>· M.Ö. 1.500 Romalı&#8217;lar ve Çin&#8217;liler doğal <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> kaynakları banyo, ısınma ve pişirme amaçlı olarak kullanıyorlardı.</p>
<p>· 630 Japon İmparatorluğu&#8217;nda kaplıca geleneği yaygınlaştı.</p>
<p>· 1200 Jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> ile mekân ve su ısıtması yapılabileceği Avrupa&#8217;lılar tarafından keşfedildi.</p>
<p>· 1322 Fransa&#8217;da köylüler doğal sıcak su ile evlerini ısıtmaya başladı.</p>
<p>· 1800 yine Fransa&#8217;da <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>leşim birimlerinin jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> ile ısıtılması yaygınlaştı.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/jeo_enerji.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1837" title="jeo_enerji" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/jeo_enerji-300x240.jpg" alt="jeo_enerji" width="300" height="240" /></a>· 1800 ABD&#8217;de kaplıcacılık hızla yaygınlaşmaya başladı.</p>
<p>· 1818 F. Larderel ilk defa <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> buhar kullanarak Borik Asit elde etti.</p>
<p>· 1833 P. Savi tarafından İtalya&#8217;daki Larderello Bölgesi&#8217;nin altındaki jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/rezervuar">rezervuar</a>ın yayılımı araştırıldı.</p>
<p>· 1841 İtalya (Larderello)&#8217;da yeni teknikler kullanılarak <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> kuyularının açılmasına başlandı.</p>
<p>· 1860 ABD (California)&#8217;da The Geysers tesisleri açıldı. (Yellow Stone Ulusal Parkı)</p>
<p>· 1870 ABD&#8217;de kaplıca ve benzeri <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a>lere büyük talep doğdu.</p>
<p>· 1891 ABD (Boise Idaho)&#8217;da ilk <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> bölge ısıtma sistemi uygulaması gerçekleşti.</p>
<p>· 1900 California (Calistoga)&#8217;da otuzdan fazla kaplıca merkezi açıldı.</p>
<p>· 1904 İtalya&#8217;da Larderello <a href="http://www.netyazari.com/tag/jeotermal">jeotermal</a> buhardan ilk elektrik üretimi sağlandı.</p>
<p>· 1920 California (The Geysers)&#8217;de ilk jeotermal kuyular açıldı.</p>
<p>· 1929 Oregon (Klamath Falls)&#8217;da evler jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> ile ısıtıldı.</p>
<p>· 1930 İzlanda&#8217;da büyük ölçekli merkezi ısıtma projesi çalışmaları başladı.</p>
<p>· 1930 İzlanda, ABD, Japonya ve Rusya&#8217;da jeotermal akışkanın kullanımı yaygınlaştı.</p>
<p>· 1943 İtalya (Larderello) jeotermal sahasından elektrik üretimi 132 MWe kapasiteye erişti.</p>
<p>· 1945 Süt pastörizasyonunda ilk kez jeotermal akışkandan yararlanıldı.</p>
<p>· 1945 ABD&#8217;de buzlanmaya karşı <a href="http://www.netyazari.com/tag/yer">yer</a> ısıtmasında, hacim ısıtmasında ve sera ısıtmacılığında jeotermal ısı kullanıldı.</p>
<p>· 1958 Yeni Zelanda&#8217;da Flash Metodu ile jeotermal elektrik üretimine başlandı.</p>
<p>· 1960 California (The Geysers) jeotermal alanında ticari elektrik üretimi için ilk kez kuru buhar kullanıldı.</p>
<p>· 1963 Türkiye&#8217;de ilk jeotermal sondaj kuyusu İzmir (Balçova)&#8217;de açıldı.</p>
<p>· 1966 Japonya&#8217;da ilk jeotermal elektrik santrali kuruldu.</p>
<p>· 1968 Türkiye&#8217;de elektrik üretimi amaçlı ilk jeotermal kuyu Denizli (Kızıldere)&#8217;de açılarak, Denizli (Kızıldere) jeotermal alanı keşfedildi.</p>
<p>· 1969 İkincil çevrim jeotermal teknolojiler ABD (California)&#8217;de başarı ile uygulandı.</p>
<p>· 1969 Fransa&#8217;da büyük jeotermal ısıtma projeleri başladı.</p>
<p>· 1970 Çin&#8217;de ilk kez elektrik üretiminde jeotermal akışkandan yararlanıldı.</p>
<p>· 1975 ABD (California)&#8217;de The Geysers jeotermal alanındaki kaynaklardan 500 Mwe&#8217;lık elektrik üretimi kapasitesine ulaşıldı.</p>
<p>· 1978 ABD (Nevada)&#8217;de ilk jeotermal gıda kurutma tesisi kuruldu.</p>
<p>· 1978 Meksika (New Mexico)&#8217;da kızgın kuru kayada jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/rezervuar">rezervuar</a> oluşturulup test edilmeye<br />
başlandı.</p>
<p>· 1979 Endonezya&#8217;da ilk jeotermal elektrik üretimi gerçekleştirildi.</p>
<p>· 1980 Batı Amerika&#8217;da bazı jeotermal elektrik santralleri kuruldu.</p>
<p>· 1981 Hawaii (Puna)&#8217;de kurulan jeotermal tesisler faaliyete geçti.</p>
<p>· 1982 Türkiye&#8217;de Aydın (Germencik) jeotermal alanı keşfedildi.</p>
<p>· 1983 Türkiye&#8217;de kuyu içi eşanjörlü ilk jeotermal ısıtma sistemi İzmir (Balçova)&#8217;de kuruldu.</p>
<p>· 1984 Türkiye&#8217;nin ilk ve Avrupa&#8217;nın İtalya&#8217;dan sonra ikinci jeotermal <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> santrali (20.4 MWe kapasiteli) Denizli (Kızıldere)&#8217;de hizmete açıldı.</p>
<p>· 1984 ABD (Oregon)&#8217;de mantar yetiştiriciliğinde jeotermalden yararlanıldı.</p>
<p>· 1985 Jeotermal elektrik santrallerinde yaklaşık 2.000 MW&#8217;lık elektrik üretim kapasitesine ulaşıldı.</p>
<p>· 1987 ABD (Nevada)&#8217;de jeotermal akışkan altın üretiminde kullanıldı.</p>
<p>· 1987 Türkiye&#8217;nin ilk jeotermal merkezi ısıtma sistemi Balıkesir (Gönen)&#8217;de işletmeye açıldı.</p>
<p>· 1990 ABD&#8217;de jeotermal elektrik üretimi kurulu kapasitesi 3.000 MWe&#8217;e yükseldi.</p>
<p>· 1992 Dünya&#8217;da 21 ülkede jeotermal elektrik üretimi yaklaşık 6.000 MWe&#8217;e ulaştı.</p>
<p>· 1996 Türkiye&#8217;de 15.000 konut ana kapasiteli İzmir (Balçova) jeotermal merkezi ısıtma sistemi devreye girdi.</p>
<p>· 2000 Tüm Dünya&#8217;da jeotermalden yaklaşık 8000 MWe jeotermal elektrik ve 17.000 MWt civarında jeotermal doğrudan kullanım gerçekleştirildi.</p>
<p>· 2001 Türkiye&#8217;nin jeotermal kurulu ısıtma gücü 493 MWt&#8217;e ulaştı. Türkiye böylece jeotermal elektrik dışı uygulamalarda Dünya&#8217;nın 5. büyük ülkesi durumuna geldi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/turkiyede-jeotermal-enerji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Teknoloji Serüveni</title>
		<link>http://www.netyazari.com/teknoloji-seruveni.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/teknoloji-seruveni.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 11:10:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>tly</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[3g]]></category>
		<category><![CDATA[4g]]></category>
		<category><![CDATA[başarma]]></category>
		<category><![CDATA[bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilimin ilerlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[bilinmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[bilme]]></category>
		<category><![CDATA[çin sosyal yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[çinliler]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[iletişim]]></category>
		<category><![CDATA[ilk insan]]></category>
		<category><![CDATA[ilk matbaa]]></category>
		<category><![CDATA[İnternet]]></category>
		<category><![CDATA[ışınlanma]]></category>
		<category><![CDATA[merak]]></category>
		<category><![CDATA[teknolojik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=874</guid>
		<description><![CDATA[Farkında olmanın önemini kavrayan ilk insandan bu yana, bilgi ve bilmenin yarattığı olumsuzlanamaz etkiyle tanışmak herkes için vazgeçilmez olmuştur. Bu etki sürdüğünden bu yana, gözlemler ve deneyimler neticesinde insanoğlu, gerek güncel hayatın kolaylıklarla donatılmasında, gerekse bilinmeyene olan merakın giderilmesinde reddedilemez avantajlar ve basamaklar kazanmıştır.
Tüm bu kazanımlar, birikimli olarak ilerleyerek bizleri bu günlere getirmiş, daha da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Farkında olmanın önemini kavrayan ilk insandan bu yana, bilgi ve bilmenin yarattığı olumsuzlanamaz etkiyle tanışmak herkes için vazgeçilmez olmuştur. Bu etki sürdüğünden bu yana, gözlemler ve deneyimler neticesinde insanoğlu, gerek güncel hayatın kolaylıklarla donatılmasında, gerekse bilinmeyene olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/merak">merak</a>ın giderilmesinde reddedilemez avantajlar ve basamaklar kazanmıştır.</p>
<p>Tüm bu kazanımlar, birikimli olarak ilerleyerek bizleri bu günlere getirmiş, daha da ileriye götürecektir. Bilmenin yarattığı fark, <a href="http://www.netyazari.com/tag/bilme">bilme</a>menin yoksunluğunu bütün insanlar üzerinden silip almıştır. <span id="more-874"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/09/bilim.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-1139" title="bilim" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/09/bilim-300x225.jpg" alt="bilim" width="300" height="225" /></a>Tarihler boyu bilinmeyene olan merak, çoğunlukla hüsran veya bilim dışı gerçeksizliklerle meydana çıkmış olsa bile <strong><em>‘ belki de ’</em></strong> diyen bir ses her zaman var olacaktır. Yıllar öncesinin <span style="color: #ff0000;"><strong><a href="http://www.netyazari.com/teknoloji-seruveni.html">bilim</a></strong></span> kurgu filmlerinde<strong><em> ‘ asla olmaz, asla mümkün değil ’</em></strong> düşüncesiyle takip ettiğimiz sahnelerde olan cep telefonları, görüntülü görüşme ve hatta <a href="http://www.netyazari.com/tag/isinlanma">ışınlanma</a> ekranlarını anımsadıkça ne kadar da imkansızlardı diye düşünmemek mümkün değildir.</p>
<p>Oysa tüm bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a>lar olmayana birer ergi idiler. Yoklukları ile varlıklarını ispatlayabilen, gerçekte var olmaları gereken birer gereksinimdiler. Tüm bu var olma süreci ise ilk olarak insanların hayal dünyalarına girmeleri ile başladı.</p>
<p>Gerçek bir serüven, gerçek bir varoluş fırtınası izlemek isteyenler tarihin bilim adına yeni <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a>lar için hayal ile yaratma ve gerçek hayata entegre etme serüvenlerini asla kaçırmak istemezler.</p>
<p>Tüm bu varoluş mücadelesinin ilk basamağı ise, o içten gelen <strong><em>‘ belki de ! ’</em></strong> olabilir mi ?</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/09/bilgi_bilim_teknoloji.jpg"></a><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/09/beyin_bilim_teknoloji.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-1143" title="beyin_bilim_teknoloji" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/09/beyin_bilim_teknoloji-300x268.jpg" alt="beyin_bilim_teknoloji" width="300" height="268" /></a>Bilmeye olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/merak">merak</a> devam ettiği sürece hayatımıza kamufle edilecek materyaller o kadar fazladır ki ! İletişim yoksunluğu çekilen dönemlerden bu yana ilerleyişi takip edece olursak, matbaanın kurulması tarihini baz almamız gerekir. İlk matbaa, ağaç oyma tekniğini kullanan Çinliler tarafından M.S 593 yılında kurulmuştur. <a href="http://www.netyazari.com/tag/teknoloji">Teknoloji</a>, tarihin eleştirilebilir travmasına göre yere zamana ve imkanlara göre aklın yardım ettiği bir kolaylıklar üretimi ise, m.s. 593 yılındaki imkanlarla ağaç oyarak matbaa kurmak gerçek bir ilerlemedir.</p>
<p>Günümüzde de teknolojik olarak Çin, diğer ülkelerden daha ileri durumdadır. Ülkemizde ve Avrupa ülkelerinde, U.S.A.’de hala 3G kullanılırken, <span style="text-decoration: underline;">(hatta ülkemize Temmuz 2009 tarihinde gelmiştir)</span> Çin, 4G teknolojisine geçmiştir bile ! Tüm bu teknolojik devinimler neticesinde, en önde ilk basamağı kazanan Çin, hala o öndelik pozisyonunu korumaktadır. Çin sosyal yapısı ile olsun, ülke yönetimi ve örfi adetleri ile olsun diğer bütün batı ülkelerinden farklılık göstermektedir. Fakat, teknoloji açısından daha ileride olmasının nedeni, insanlarının daha çok şeyi, çok daha sahici bir şekilde <a href="http://www.netyazari.com/tag/merak">merak</a> etmesidir. Hayal etmeleri, <a href="http://www.netyazari.com/tag/merak">merak</a> etmeleri ve elde etmeleridir bütün döngü.</p>
<p>Kullanılan teknolojik aletler, her on yıl için ve hatta günümüzde çok daha kısa süreler zarfında yenilenmekte, değişim yaşamaktalar. Sürekli bir yenisi, sürekli bir üst modeli şeklinde üretilen tüm bu ürünlerin ana kaynağı hep daha iyiye ulaşma isteğidir. Süregelen <a href="http://www.netyazari.com/tag/merak">merak</a>, <a href="http://www.netyazari.com/tag/basarma">başarma</a> isteği ve azim var oldukça, şimdinin hayallerinde olan çoğu şey, geleceğin gerçekleri olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/teknoloji-seruveni.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiyede rüzgar enerjisi</title>
		<link>http://www.netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2009 13:18:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Nasıl Çalışır]]></category>
		<category><![CDATA[atık]]></category>
		<category><![CDATA[bütünleşik]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[doğal]]></category>
		<category><![CDATA[doğalgaz]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[enerji kaynakları]]></category>
		<category><![CDATA[enerji sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[fosil]]></category>
		<category><![CDATA[gaz]]></category>
		<category><![CDATA[güneş]]></category>
		<category><![CDATA[harita]]></category>
		<category><![CDATA[hibrit]]></category>
		<category><![CDATA[jenaratör]]></category>
		<category><![CDATA[kaynak]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[maden]]></category>
		<category><![CDATA[nükleer]]></category>
		<category><![CDATA[oluşumu]]></category>
		<category><![CDATA[petrol]]></category>
		<category><![CDATA[power]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar enerjisi]]></category>
		<category><![CDATA[rüzgar haritası]]></category>
		<category><![CDATA[rüzğarın]]></category>
		<category><![CDATA[sistem]]></category>
		<category><![CDATA[sonsuz]]></category>
		<category><![CDATA[sun]]></category>
		<category><![CDATA[temiz]]></category>
		<category><![CDATA[tümleşik]]></category>
		<category><![CDATA[türbini]]></category>
		<category><![CDATA[türbünü]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[türübünü]]></category>
		<category><![CDATA[yakıt]]></category>
		<category><![CDATA[yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[yenilenebilir]]></category>
		<category><![CDATA[yeraltı]]></category>
		<category><![CDATA[yerüstü]]></category>
		<category><![CDATA[zehirli]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://netyazari.com/?p=127</guid>
		<description><![CDATA[Yenilenebilir enerji kaynakları son 20-20 yıldır tüm dünyanın gündeminde ancak bizim ülkemizde küresel ısınmanın etkisini gösterdiği son bi kaç yıldır gündeme gelebildi. O da ancak Rusya doğal gazı kesince yada yaz aylarında elektrik kesintileri meydana gelince yani halkımızın deyimi ile yumurta kapıya gelince alternatif olarak yenilenebilir enerji kaynaklarını düşünmeye başladık halk ve devlet olarak. Fosil yakıtlardan başta kömür , petrol ve doğal gaza olan bağımlılık ve enerjinin dünya genelinde giderek değerlenmesi ile birlikte ülkeler artık kendi enerji potansiyellerini araştırmaya başladılar.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html"></a>Yenilenebilir enerji kaynakları son 20-20 yıldır tüm dünyanın gündeminde ancak bizim ülkemizde küresel ısınmanın etkisini gösterdiği son bi kaç yıldır gündeme gelebildi. O da ancak Rusya doğal <a href="http://www.netyazari.com/tag/gaz">gaz</a>ı kesince yada yaz aylarında elektrik kesintileri meydana gelince yani halkımızın deyimi ile yumurta kapıya gelince alternatif olarak yenilenebilir enerji kaynaklarını düşünmeye başladık halk ve devlet olarak. Fosil yakıtlardan başta kömür , petrol ve doğal <a href="http://www.netyazari.com/tag/gaz">gaz</a>a olan bağımlılık ve enerjinin dünya genelinde giderek değerlenmesi ile birlikte ülkeler artık kendi enerji potansiyellerini araştırmaya başladılar. Mevcut hükümet ise bu yönde gayet olumlu yasalar çıkardı. Yenilenebilir enerji <a href="http://www.netyazari.com/tag/kaynak">kaynak</a>larına yatırım yapanlara kredi desteği bunların başında geliyor.<span id="more-127"></span></p>
<p>Türkiye tüm anlamıyla yer altı ve yerüstü madenlerinde olduğu gibi yenilenebilir, <a href="http://www.netyazari.com/tag/temiz">temiz</a> enerji <a href="http://www.netyazari.com/tag/kaynak">kaynak</a>larında da dünyada potansiyeli en yüksek ülkelerden. Mesela Türkiyenin tüm bölgeleri ençokta doğu ve güneydoğu anadolu bölgesi tüm yıl boyunca güneş görüyor. Bu özelliği ile dünyada sayılı ülkelerden ama herne hikmetse bizim yılda 3-4 ay güneş alan Almanyadan daha az güneş <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>sine yatırım yapılıyor ve evlerde güneş <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>si kullanılıyor. Yani kısacası elimizdeki kaynağın değerini bilmiyoruz.</p>
<div id="attachment_134" class="wp-caption alignright" style="width: 385px"><a href="http://netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html"><img class="size-full wp-image-134" title="bulut-olusumu" src="http://netyazari.com/wp-content/uploads/2009/06/bulut-olusumu.jpg" alt="bulut-olusumu" width="375" height="290" /></a><p class="wp-caption-text">rüzgarın oluşumu</p></div>
<p>Doğal ve yenilenebilir enerji <a href="http://www.netyazari.com/tag/kaynak">kaynak</a>larından olan ve dünyada kullanımı gittikçe yaygınlaşan diğer bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> çeşidi ise rüzgar <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>sidir. Rüzgar <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>sinin de temel kaynağı tüm dünyamızı ve dünyamızın bulunduğu samanyolu galaksisini ısıtan ve aydınlatan güneştir.  Hepimiz biliriz ısınan hava genleşir , genleşme sonucu hafifler ve atmosferin üst katmanlarına doğru hareket eder. Bu hareket sonucu genleşen havanın boşalttığı hacimi başka hava kütleleri doldurur. İşte hava kütlelerinin yerdeğişimleri sonucu kinetik <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>si son derece yüksek olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/ruzgar">rüzgar</a> meydana gelir. Ilık yaz akşamlarında yüzümüzü okşayan <a href="http://www.netyazari.com/tag/ruzgar">rüzgar</a> işte bu şekilde oluşur.</p>
<p>Ülkemizde rüzgar enerjisinin durumunu araştırırken <a href="http://www.ankaratema.org/index.php?option=com_frontpage&amp;Itemid=1">tema vakfı</a>nın Ankara temsilciliğinin internet sitesinde diğer enerji <a href="http://www.netyazari.com/tag/kaynak">kaynak</a>ları ile rüzgar <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>sinin dünya rezervi ve tükenme ömrü verilmiş.</p>
<table class="MsoNormalTable" style="width: 65%; border-collapse: collapse;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="65%">
<tbody>
<tr>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">Nükleer <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a> :</span></p>
</td>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">200<span>  </span>yıl</span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">Kömür :<span>     </span></span></p>
</td>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">200 Yıl</span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">Gaz<span>     </span>: </span></p>
</td>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">65 Yıl:</span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">Petrol:</span></p>
</td>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">40 Yıl</span></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana">Rüzgar:</span></p>
</td>
<td style="width: 50%; padding: 0cm;" width="50%">
<p class="MsoNormal"><span style="FONT-SIZE: 10pt; COLOR: black; FONT-FAMILY: Verdana"><strong><span>  </span>Sonsuz<br />
</strong></span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Lütfen dikkat rüzgar enerjisi sonsuz bir enerji kaynağıdır. Dünya ömrünü devam ettirdiği sürece var olacak bir enerji kaynağıdır. Dolayısı ile tükenen fosil yakıtlara yatırım yapmaktansa yenilenebilir, temiz, doğal enerji kaynakları kullanılmalıdır. Rüzgar enerjisi diğer enerji kaynakları gibi ücret karşılığı satılmaz , savaşlar çıkmasına sebep olmaz , arkasında zehirli <a href="http://www.netyazari.com/tag/gaz">gaz</a> ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/atik">atık</a> bırakmaz. Bu bakımdan da son derece değerlidir.</p>
<p><a href="http://netyazari.com/wp-content/uploads/2009/06/ruzgar.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-141" title="ruzgar" src="http://netyazari.com/wp-content/uploads/2009/06/ruzgar.jpg" alt="ruzgar" width="500" height="300" /></a>Türkiyemiz bulunduğu cografi konum itibarı ile yıllık bazda tüm illeri rüzgar enerjisinden elektrik elde edilebilecek kadar rüzgar hızına sahip bir ülkedir. Başka bir deyişle memleketimizin her yerinde iyi bir fizibilite ile rüzgardan elektrik elde etmek mümkündür. Yukarıda verilen <a href="http://www.netyazari.com/tag/harita">harita</a>da bölgesel olarak yıllık bazda <a href="http://www.netyazari.com/tag/ruzgar">rüzgar</a> akış hızları verilmiştir.</p>
<p><a href="http://netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html"><img class="alignleft size-full wp-image-144" title="ruzgar_turbini_ic_yapisi" src="http://netyazari.com/wp-content/uploads/2009/06/ruzgar_turbini_ic_yapisi.jpg" alt="ruzgar_turbini_ic_yapisi" width="380" height="240" /></a>Rüzgar enerjisi temelde rüzgar türbünleri yada rüzgar santrelleri ile elektrik enerjisine çevirilerek kullanılan bir enerji kaynağıdır. Rüzgarın kinetik enerjisi dönel bir eksen etrafında hareket ettirilen pervane ve buna bağlı dişili sistemler sayesinde bir jeneratöre bağlıdır. Hareket enerjisi ile jeneratörün elektrik enerjisi elde etmesi sağlanır. Elde edilen elektrik enerjisinin gücünü , türbinin yapısı , mekanik ve dişli sistemlerin yapısı jeneratörün gücü ve rüzgar hızı gibi birçok etkene bağlıdır. Şuan için ülkemizde bu rügzar türbinlerini üretebilen bir teknolojisi yok yada maaliyetler nedeni ile üretemiyorlar. Genelde enerji sektöründeki tüm firmalar ithal ürünlerle çalışmak durumundalar. Kısacası yurt dışından gelen ürünlerde ülkemizde malum piyasa şartlarından dolayı fiyatları biraz yüksek seyretmekte. Ancak bu teknolojisinin tıpkı cep telefonunda olduğu gibi desteklenmesi ve yayğınlaştırılması gerekmektedir. Sonuç olarak geleceğimize yatırım yapmak istiyorsak <a href="http://www.netyazari.com/tag/temiz">temiz</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>ye ve rüzgar <a href="http://www.netyazari.com/tag/enerji">enerji</a>sine yatırım yapmamız gerekmektedir.</p>
<p>Rügzar enerjisi kısmende olsa doğa olaylarına ve mevsimsel şartlara bağlı bir enerji türüdür. Bu bağlamda rüzgar enerjisini kullanan bir ev yada iş yerinde mevsim değişimlerinde yani rüzgar hız değişimlerinde enerji ihtiyacını karşılaması için birleşik yani <a href="http://www.netyazari.com/tag/hibrit">hibrit</a> enerji sistemlerini tavsiye ediyorum. Hibrit sistemler birkaç enerji üretme yönteminin bir arada kullanılğı ve birbirlerini desteklediği sistemlerdir. Örneğin ; rüzgar türbünü ve güneş panellerinin bir arada kullanıldığı sistemler en yaygın <a href="http://www.netyazari.com/tag/hibrit">hibrit</a> sistemlerdir. Rüzgar olmadığı zaman güneş enerjisi kullanılmakta böylelikle meskenin yada iş yerinin enerji ihtyacı karşılanmaya devam etmektedir. Aşağıda <a href="http://www.netyazari.com/tag/hibrit">hibrit</a> enerji <a href="http://www.netyazari.com/tag/sistem">sistem</a>ini gösteren örnek bir resim veriyorum.</p>
<p><a href="http://netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html"><img class="alignnone size-full wp-image-147" title="tumlesik_birlesik_hibrit_enerji_sistemi" src="http://netyazari.com/wp-content/uploads/2009/06/tumlesik_birlesik_hibrit_enerji_sistemi.jpg" alt="tumlesik_birlesik_hibrit_enerji_sistemi" width="500" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/turkiyede-ruzgar-enerjisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
