<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün İçerikli Bilgi ve Makale Kaynağı &#187; Dini</title>
	<atom:link href="http://www.netyazari.com/category/yasam/dini/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.netyazari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 00:23:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Duadaki Önemli Sırlar</title>
		<link>http://www.netyazari.com/duadaki-onemli-sirlar.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/duadaki-onemli-sirlar.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 30 Jul 2011 13:11:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dua]]></category>
		<category><![CDATA[duadaki önemli sırlar]]></category>
		<category><![CDATA[Fuat Türker]]></category>
		<category><![CDATA[münezzeh]]></category>
		<category><![CDATA[sebep]]></category>
		<category><![CDATA[sebepler]]></category>
		<category><![CDATA[sebepsiz yaratma]]></category>
		<category><![CDATA[sırlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=5259</guid>
		<description><![CDATA[Allah, insanın kendi öngörüsüyle olması imkansız gibi görünen her şeyi sonsuz gücüyle yaratabilir. Allah sebeplerden münezzehtir ve yarattığı hiçbir olay birbirine bağlı olmak zorunda değildir. O, dilediğini dilediği gibi, dilerse sebepsiz yaratmaya gücü yetendir.
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Dualarımız zorluk zamanlarında mı güçleniyor ? Allah&#8217;a yalnızca bir musibetle karşılaştığımızda mı gönülden yöneliyoruz? Dularımız zorluk yaşarken mi hep daha samimi oluyor ? Kolaylık yaşarken Allah&#8217;ı daha mı az anıyor, daha mı az hatırlıyoruz?..</span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Dua, ihtiyaç içindeki, güçsüz ve sonlu bir varlık olan insanın, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, sınırsız ve sonsuz güce sahip Rabb’ine çağrıda bulunması, yardım dilemesi ve tüm benliğiyle O&#8217;na yönelmesidir.</span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Dua, insanların yalnızca zor zamanlarda; korku duydukları ya da tehlikelerle karşı karşıya kaldıklarında hatırladıkları bir ibadet değil, yaşamlarının ayrılmaz bir parçası olmalıdır. İnsan Rabb&#8217;i karşısındaki aczinin bilincinde olarak hem kolaylıkta, hem de zorlukta O&#8217;ndan yardım istemelidir. </span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span>Kur&#8217;an&#8217;da, </span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;Sizin <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a>nız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi?..</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span> (Furkan Suresi, 77) buyrulur. İnsan kulluğunun şuurunda olduğu sürece Allah Katında değerlidir. Bu nedenle Allah&#8217;a gönülden yönelmek, yapılan hatalar için O’na itirafta bulunmak ve yalnızca O&#8217;ndan yardım dilemek gerekir. Bundan farklı bir davranış Allah’a karşı büyüklenmektir ki, bunun karşılığı sonsuz azap olabilir.</span></span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Yoğun koşuşturma, stres ve yaşanan sıkıntılardan insanı feraha çıkaracak tek güç Allah&#8217;tır. Dua ederek Rabb&#8217;i ile bağlantı kuran insan, samimiyetle ettiği her <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a>ya Allah&#8217;ın icabet edeceğinin bilincinde olarak bu ibadeti yerine getirmelidir.</span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small"><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2011/07/dua-edin.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-5268" title="dua-edin" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2011/07/dua-edin.jpg" alt="dua-edin" width="300" height="226" /></a>Duada samimiyet çok önemlidir. Kuşkusuz insan Rabb&#8217;inden istediği şeyi samimi olarak ister. Ancak gerçek anlamda samimi <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a>, zahirinde gerçekleşmesi imkansız gibi olsa da, Allah&#8217;ın sonsuz güç sahibi olduğuna kesin bilgiyle inanarak ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a>lara icabet ettiğine kanaat getirerek istemektir. İnsan o zaman dünyevi bir şey istiyorsa; örneğin bir ev ise istediği, en güzel olanını ister. Sonsuz ahireti için de Cennetteki en güzel köşke talip olur.</span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><em><span>&#8220;Bence şöyle bir sonuç olur ama yine de <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a> edeyim; Allah belki kabul eder&#8221;</span></em></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span> diyerek sebeplere bağlı olarak <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a> etmek yanlıştır. (Rabb&#8217;imi tenzih eder, yüceltirim.) Allah, insanın kendi öngörüsüyle olması imkansız gibi görünen her şeyi sonsuz gücüyle yaratabilir. Allah <a href="http://www.netyazari.com/tag/sebep">sebep</a>lerden münezzehtir ve yarattığı hiçbir olay birbirine bağlı olmak zorunda değildir. O, dilediğini dilediği gibi, dilerse <a href="http://www.netyazari.com/tag/sebep">sebep</a>siz yaratmaya gücü yetendir.</span></span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span>Kimi zaman insanların </span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><em><span>&#8220;ben Allah&#8217;a çok <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a> ettim <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a>mı kabul etmedi&#8221;</span></em></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span> dediklerini işitiriz. (Rabb&#8217;imi tenzih eder, yüceltirim.) Oysa ibadet de kulluk da sürekli olmalıdır. İnsan sabırda, <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a>da, şükürde, kısacası her ibadetinde </span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;&#8230; O&#8217;na ibadette kararlı ol&#8230;</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span> (Meryem Suresi, 65) buyruğu gereği kararlılığını korumalıdır. </span></span></span></span></p>
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Diğer yandan, insan Kur&#8217;an&#8217;da da belirtildiği gibi hayra da şerre de <a href="http://www.netyazari.com/tag/dua">dua</a> eder. Kendisi için hayırlı olanı bilemez; onun bilgisi Allah&#8217;a aittir. Ancak insan bilmeden şerre de dua etse, Rabb&#8217;i onun için en hayırlı sonucu yaratır. </span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Ya da ettiği dua kabul olunmuştur ama kişi sonucu belli bir zaman sonra görecektir. Allah zamandan <a href="http://www.netyazari.com/tag/munezzeh">münezzeh</a>tir; zamana bağlı olan bizleriz. Dua ettiğimiz zaman ile sonuca şahit olacağımız zaman arasındaki süreç, sabır ve tevekkül sergileyeceğimiz süredir; onunla sınanırız. </span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span>İnsan dua ederken, o duanın kesinlikle kabul edileceğini düşünürse, isteği kabul görür. Peygamber&#8217;imiz(sav), </span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><em><span>&#8220;Allah bir kulun dua etmesine izin vermişse, mutlaka kabulünü de murad etmiştir.&#8221;</span></em></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span> (Ebu Nuaym, Hılye) buyurur. O halde insanın dua ediyor olması duasının kabul edileceği anlamındadır.</span></span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Dua gerçekte bizi kaderimizde olana doğru yönlendirir. Duayı ettiren, sonsuz öncede kaderimizi belirlemiş olan Yüce Allah&#8217;tır.</span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span>Kur&#8217;an&#8217;da, “</span></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>Alemlerin Rabbi olan Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz.”</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span> (Tekvir Suresi, 29) buyrulur. Allah&#8217;tan dileyebiliyor olmamız, O&#8217;nun dilemiş olduğunun işaretidir. O dilememiş olmasaydı biz aciz kullar da dileyemezdik.</span></span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small"><strong>&#8230; Şüphesiz benim Rabbim, yakın olandır, (duaları) kabul edendir.&#8221; (Hud Suresi, 61)</strong></span></span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small"><strong><a href="http://www.netyazari.com/tag/fuat-turker">Fuat Türker</a></strong></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/duadaki-onemli-sirlar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölmeden Önce Yapılması Gereken Şeyler [!]</title>
		<link>http://www.netyazari.com/olmeden-once-yapilmasi-gereken-seyler.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/olmeden-once-yapilmasi-gereken-seyler.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 Jul 2011 21:39:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[ölmeden önce]]></category>
		<category><![CDATA[ölmezden önce]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=5082</guid>
		<description><![CDATA[Bu şeyler nedir merak ediyorsanız işte birkaçı: Skuba dalış lisansı almak ve Havaii'deki Molokini Adasından dalış yapmak, tekne kullanmasını öğrenmek, sandalla göl ortasında balık avlamak, yamaç paraşütü yapmak, uçaktan paraşütle atlamak vb... 

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Bu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/olmeden-once">ölmeden önce</a> kesinlikle görülmesi gereken bir yer&#8230;</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Bu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/olmeden-once">ölmeden önce</a> kesinlikle izlenmesi gereken bir film&#8230;</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Bu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/olmeden-once">ölmeden önce</a> kesinlikle tadılması gereken bir lezzet&#8230;</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Bu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/olmeden-once">ölmeden önce</a> kesinlikle okunması gereken bir roman&#8230;</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Bu tavsiyeleri hepimiz çevremizdeki insanlardan sık sık işitiriz. Ölmeden önce yapılması gereken &#8216;şey&#8217;ler hakkında yazılmış kitaplar dahi var. Bu şeyler nedir merak ediyorsanız işte birkaçı:</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Skuba dalış lisansı almak ve Havaii&#8217;deki Molokini Adasından dalış yapmak, tekne kullanmasını öğrenmek, sandalla göl ortasında balık avlamak, yamaç paraşütü yapmak, uçaktan paraşütle atlamak vb&#8230; </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Şimdi bu şeylerin birçoğunu yapamamış biri olarak-ki söz konusu kitabın yazarı da henüz yarısını yapabilmiş- merak ediyorum: </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Öldüğümde, Allah huzuruna yapayalnız çıktığımda sorgulanacağım konular arasında yapmadığım bu şeyler, görmediğim yerler, izlemediğim filmler, tatmadığım lezzetler, okumadığım romanlar var mı?.. Bu yerleri görmediğim, bu filmleri izlemediğim, bu lezzetleri tatmadığım ve bu romanları okumadığım için öldükten sonra pişmanlık duyar mıyım?..</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">Kuşkusuz insanların eğlenmeleri, gezip dolaşmaları, sohbetinden hoşlandıkları kişilerle birlikte yemek yemeleri, kitap okumaları güzel nimetlerdir. İlk buyruğu </span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;Oku!&#8221;</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> olan Kur&#8217;an, samimi inananlara gökleri, yeri ve ikisi arasındaki her şeyi detaylarıyla araştırmalarını, bilimsel gerçekleri öğrenmelerini birçok ayette öğüt verir: </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz, onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok. Yeri de (nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda &#8216;göz alıcı ve iç açıcı&#8217; her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar,) &#8216;İçten Allah&#8217;a yönelen&#8217; her kul için &#8216;hikmetle bakan bir iç göz&#8217; ve bir zikirdir.</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> (Kaf Suresi, 6-8) </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Allah, iman eden kullarından, tanık oldukları yaratılış delillerini incelemelerini, olağanüstü yaratılış ilmini öğrenmelerini ve üzerinde düşünmelerini ister. </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Burada yanlış olan şudur; insanlar bunları genellikle gaflet içinde yaparlar. Allah’ın varlığını unutmuş ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/olum">ölüm</a>ün her an gelebileceğini düşünmeden… Yanlış olan, Allah&#8217;ın adının anılmadığı ortamlar ve Allah rızası gözetilmeden yapılan şeylerdir. Yaratılış amacını unutmuş, Allah aşkını ve korkusunu içinde hissetmeyen, çok değerli olan zamanını ahiretine yarar sağlamayacak şekilde tüketen kişilerdir söz ettiğim. </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Kuşkusuz inanan insanlar da dünya hayatının nimetlerinden yararlanırlar. Ancak gaflet perdesi ardında yaşayan kişiler gibi nimetleri yaşam amacı olarak görmezler. Allah&#8217;ın lütfettiği nimetlere şükreder, O&#8217;nun hoşnutluğu için hayırda kullanırlar.</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><a href="http://www.netyazari.com/tag/yasam">Yaşam</a>ın her anı unutulmaması gereken şu gerçeğe göre değerlendirilmelidir: Herkes kendi ellerinin önden gönderdikleri ile karşılık görecektir. İnsan, boş emeller peşinde koşmakla değil, sonsuz ahiretini kazanmak için çaba göstermekle sorumludur. Ahiretten gaflette olan kişiler her ne kadar yapmaları gereken şeyleri belli sayılarla sınırlandırıyor olsalar da gerçekte onların çabaları</span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;çelişkili, parça parça&#8221;</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> ve </span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;darmadağınıktır.&#8221;</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> (Leyl Suresi, 4)</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Allah’tan uzak, kendilerince doya doya yaşamaya çalışarak, kısacık süren dünya hayatına yönelen insanlar, olayları biraz akılcı değerlendirebilseler, dünya hayatının sonsuz hayat yanında ne kadar değersiz olduğunu Allah&#8217;ın izniyle fark edebilirler.</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">Peygamberimiz(sav) bu konuda </span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><em>“ölmeden önce ölün”</em></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> buyurur. İşte aklın işaret ettiği yol budur. İnsanın, kusursuz imtihan mekanı olan dünyanın çekici süslerine aldanmayıp, <a href="http://www.netyazari.com/tag/olum">ölüm</a>ü sürekli hatırında tutarak sonsuz ahiret yaşamı için hazırlanması, bu gerçeklere göre yaşaması, ölmeden önce ölmektir. İnsanın <a href="http://www.netyazari.com/tag/olum">ölüm</a>le birlikte gerçekleri gördüğünde, yapmadığı için pişmanlık duyacağı her şeyi yaşarken yapmasıdır. Yaptığı için ahirette pişmanlık duyacağı şeyleri de yaşarken yapmamasıdır. </span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="font-size: small"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">Adeta şuursuzca ömrünü tüketen insan ölümle her şeyin biteceğini zannetmiş, ahirette Allah&#8217;ın huzurunda sorgulanacağını unutmuştur. Sorgulanma anı, dünyayı tercih etmiş ve Allah&#8217;tan uzak yaşamış kişi için müthiş zorludur. Yapıp ettiklerini, yerine getirmediği sorumluluklarını, ertelediklerini ve Rabb’i karşısındaki aczini düşündüğünde korkusu daha da artar. <a href="http://www.netyazari.com/tag/yasam">Yaşam</a>ı boyunca öncelik vererek yapıp ettiklerinin, </span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;fırtınalı bir günde rüzgarın şiddetle savurduğu bir kül gibi&#8221;</strong></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">(İbrahim Suresi, 18) kılındığına şahit olduğunda yaşadığı pişmanlık daha da zorludur.</span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000">“<span style="font-size: small"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8230; Davranış (ameller) bakımından en çok hüsrana uğrayacak olanları size haber vereyim mi?&#8221; &#8220;Onların, dünya hayatındaki bütün çabaları boşa gitmişken, kendilerini gerçekte güzel iş yapmakta sanıyorlar.&#8221; İşte onlar, Rablerinin ayetlerini ve O&#8217;na kavuşmayı inkar edenlerdir. Artık onların yapıp-ettikleri boşa çıkmıştır, kıyamet gününde onlar için bir tartı tutmayacağız.” (Kehf Suresi, 103-105) </strong></span></span></span></p>
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify">
<p style="margin-bottom: 0cm;text-align: justify"><span style="color: #000000"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small"><strong>Fuat Türker</strong></span></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/olmeden-once-yapilmasi-gereken-seyler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>9</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Düşenin Dostu Olmaz&#8217; mı?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/dusenin-dostu-olmaz-mi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/dusenin-dostu-olmaz-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 21 Jul 2011 22:27:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[düşenin dosu olmaz]]></category>
		<category><![CDATA[hasta]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[vefa]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=5006</guid>
		<description><![CDATA[Samimi müminlerin birbirlerine duydukları dostluk hissi derindir, çünkü bu duygu kalplerini dolduran Allah sevgisinden kaynak bulur. Allah sevgisi, korkusu ve Allah'ın rızası temelleri üzerinde kurulan ve bu sağlam temeller üzerinde yükselen dostluklar kalıcıdır. Bu dostluk, çok güçlü bir bağdır ve Allah'ın dilemesi dışında asla kopmaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Etrafımızdan sıklıkla işittiğimiz bir söz vardır: &#8220;Düşenin dostu olmaz.&#8221; Bu söz, cahiliye toplumu bireylerinin zor zamanlarında ve ihtiyaçları olduğunda yanlarında gerçek bir dost bulamamaları nedeniyle doğrudur. Oysa yaşamda dostluk, <a href="http://www.netyazari.com/tag/vefa">vefa</a> ve sadakat gibi kavramlar çok büyük önem taşır. Her insan örneğin hasta olduğunda, maddi sıkıntı içindeyken ya da manevi bir desteğe ihtiyaç duyduğunda yanında gerçek ve samimi bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a> bulunmasını ister. Ancak toplumda ilişkiler genellikle çıkarlara dayalı olduğu için, kişinin böyle bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a> bulması imkansızdır. Dahası yardımcı olmak bir yana, yıllarca <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a> zannedilen kişilerin gerçek yüzleri bu zorlu dönemlerde ortaya çıkar. </span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Çok varlıklı bir yaşamı olan, son model arabalarla dolaşan, lüks yerlerde yemek yiyen kişi, geniş bir arkadaş çevresine sahip olur. Etrafında sayısız &#8216;<a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>&#8217;u vardır. Ancak bu insan bir gün zor duruma düşse, işi bozulsa, varlığını yitirse çevresiyle ilişkisi nasıl olur? Gezdirmese, para saçmasa, yemeğe davet etmese, <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>ları yine eski ilgi ve saygıyı gösterirler mi?.. Tam aksine <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>larının tümü ondan yüz çevirir. Karşılaştıklarında görmezlikten gelir hatta arkasından alay ederler. Gerçekte değişen, o varlıklı kişinin yalnızca görüntüsü ve yaşantısıdır; ruhu aynıdır. Ancak din dışı toplumlardaki <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>luklar dış görünüş ve maddiyat kaynaklı olduğundan, tüm sahte <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>lar bir anda kaybolur, kişi de yapayalnız kalıverir. </span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Birçok evli çift için de benzer bir durum söz konusudur. İyi ve kötü günde birbirlerinin yanında olacaklarına dair söz veren çiftler, karşılıklı çıkarlar sona erdiğinde gerçek yüzlerini ortaya koyarlar. Örneğin eşlerden biri herhangi bir kaza sonucunda felç kalsa, acaba diğerinin tavrı ne olur? Bir süre eşine bakar, yardım eder ancak kendince zarar gördüğünü düşündüğünde herşey bir anda değişir. Eşini terk etmeyen kimse de genellikle merhamet ettiğinden değil, etrafından tepki almamak için yapar. İçinden ise muhtaç olan eşine karşı merhamet hissetmez.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Cahiliye toplumlarından bir diğer örnek de gençlerin yaşlılara, bakıma muhtaç anne ve babalarına karşı davranışlarıdır. Yıllar boyu her türlü ihtiyaçlarını karşılayan anne babaları yaşlanıp güçten düştüklerinde, onlar aynı ilgi, <a href="http://www.netyazari.com/tag/sadakat">sadakat</a> ve özeni göstermezler. Hatta onları ayak bağı olarak görür ve genellikle de bir huzur evine yerleştirler. </span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-size: small"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">Kur&#8217;an&#8217;a uygun olan ise insanın, ailesine karşı iyi günde de kötü günde de <a href="http://www.netyazari.com/tag/vefa">vefa</a>kar davranmasıdır. Müminler, ailelerinin her türlü ihtiyacını karşılamak için çok büyük gayret sarf ederler. Allah, müminlerin ailelerine karşı göstermeleri gereken davranışı, </span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>&#8220;Rabbin, O&#8217;ndan başkasına kulluk etmemenizi ve anne-babaya iyilikle-davranmayı emretti. Şayet onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlılığa ulaşırsa, onlara: &#8220;Öf&#8221; bile deme ve onları azarlama; onlara güzel söz söyle.</strong></span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> (İsra Suresi, 23) ayetiyle haber verir.</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Cahiliyedeki <a href="http://www.netyazari.com/tag/vefa">vefa</a>, dostluk ve sadakat anlayışı çok açıktır; çıkar bittiğinde ilişki de biter. Gerçek dostluk, <a href="http://www.netyazari.com/tag/vefa">vefa</a>, samimiyet ve sadakat yalnızca salih müminlerin arasında yaşanır. Müminler birbirlerinin velileri, <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>ları, yardımcıları ve kardeşleridirler. Mümin, Kur&#8217;an ahlakı gereği en zor anında bile mümin kardeşlerinin iyiliğini, rahatını, huzurunu düşünür; onların nefsini kendi nefsine tercih eder. Büyük bir zevk alarak her türlü özveride bulunur. Hastalık anında tüm ihtiyaçlarını kardeşinin istemesini beklemeden karşılar, bütün imkanlarıyla seferber olur. Özveride bulunur; kardeşini asla ihtiyaç içinde bırakmaz. </span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Hiçbir çıkar beklemeden, samimiyetle ve Allah’ın hoşnutluğu için birbirini seven müminler, yine Allah’ın hoşnutluğu için birbirlerinin <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>u olurlar. Samimi müminlerin birbirlerine duydukları <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a> hissi derindir, çünkü bu duygu kalplerini dolduran Allah sevgisinden kaynak bulur. Allah sevgisi, korkusu ve Allah&#8217;ın rızası temelleri üzerinde kurulan ve bu sağlam temeller üzerinde yükselen <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a>lar kalıcıdır. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a>, çok güçlü bir bağdır ve Allah&#8217;ın dilemesi dışında asla kopmaz. </span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small">Hz Ömer (ra) anlatır: Resûlullah (as) buyurdular ki:</span></span></p>
<p align="justify">“<span style="font-size: small"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><em>Allah’ın kulları arasında bir grup var ki, onlar ne peygamberlerdir ne şehidlerdir. Üstelik Kıyamet günü Allah indindeki makamlarının yüceliği sebebiyle peygamberler de, şehidler de onlara gıpta ederler.” </em></span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">Orada bulunanlar sordu: </span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><em>“Ey Allah’ın Resulü! Onlar kim, bize haber ver!” “Onlar aralarında ne kan bağı ne de birbirlerine bağışladıkları bir mal olmadığı halde, Allah’ın ruhu (Kur’an) adına birbirlerini sevenlerdir. Allah’a yemin ederim, onların yüzleri mutlaka nurdur. Onlar bir nur üzeredirler. Halk korkarken, onlar korkmazlar. İnsanlar üzülürken, onlar üzülmezler.” </em></span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif">Ve şu ayeti okudu: </span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><strong>“Haberiniz olsun; Allah&#8217;ın velileri, onlar için korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.”</strong></span><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"> (Yunus Suresi, 62) [Ebu Davud, Büyü 78, (3527)]</span></span></p>
<p align="justify">
<p align="justify">
<p align="justify"><span style="font-family: Segoe UI, sans-serif"><span style="font-size: small"><strong>Fuat Türker</strong></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/dusenin-dostu-olmaz-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Acizliklerimiz Neden Var?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/acizliklerimiz-neden-var.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/acizliklerimiz-neden-var.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Oct 2010 20:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[aciz]]></category>
		<category><![CDATA[acizlik]]></category>
		<category><![CDATA[mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=4270</guid>
		<description><![CDATA[Ancak, bu denli üstünlükleri bulunduğu halde;

 

Neden korunma ihtiyacında, aciz bir bedene sahibiz? 

 

Neden gözle görülemeyecek kadar küçük mikrop ve virüsler bedenimize zarar verebiliyor? 

 

Neden yaşamımız süresince sürekli bedenimizi temizlemek, ona bakım yapmak zorundayız? 

 

Ve neden bedenimiz zamanla yıpranıp, yaşlanıyor?

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> Yüce Allah insanı en mükemmel şekilde yaratmış ve birçok çok üstün özellikler vermiştir. Yaratılmış canlılar içerisinde yalnızca insan düşünme, karar alma, düşündüğünü uygulayabilme, plan yapma, sonuç çıkarma gibi üstün zihinsel fonksiyonlara sahiptir.</p>
<p> </p>
<p>İnsan bedeninde, insanın hiçbir rolü olmadan işleyen, kendi kendini koruyan, iyileştiren ve hiç şaşmadan çalışan hayranlık verici muhteşem sistemler vardır. Tüm bu olağanüstü sistemler, Allah’ın kontrolündedir ve kusursuz bir düzenle işler. Bedenimizdeki üstün mekanizmalara dair her bilgi, Allah&#8217;ın üstün gücünü, sonsuz aklını, eşsiz sanatını ve kavramaya güç yetiremediğimiz ilmini kanıtlayan birer yaratılış delilidir.</p>
<p><strong>&#8220;Allah, yeryüzünü sizin için bir karar, gökyüzünü bir bina kıldı; sizi suretlendirdi, suretinizi de en güzel (bir biçim ve incelikte) kıldı ve size güzel-temiz şeylerden rızık verdi&#8230;&#8221; (Mümin Suresi, 64)</strong><strong></strong></p>
<p> Ancak, bu denli üstünlükleri bulunduğu halde;</p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Neden korunma ihtiyacında, <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a> bir bedene sahibiz? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Neden gözle görülemeyecek kadar küçük mikrop ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/virus">virüs</a>ler bedenimize zarar verebiliyor? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Neden yaşamımız süresince sürekli bedenimizi temizlemek, ona bakım yapmak zorundayız? </em></strong></p>
<p><strong><em> </em></strong></p>
<p><strong><em>Ve neden bedenimiz zamanla yıpranıp, yaşlanıyor?</em></strong></p>
<p> </p>
<p>Tüm bu sayılanların her biri belirli bir amaca göre özel olarak yaratılmıştır. Allah insana <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liğini hatırlatacak her detayı özel olarak var etmiştir. Kur’an’da bu özel yaratılış, &#8220;&#8230;<strong>İnsan zayıf olarak yaratılmıştır</strong>&#8221; ayetiyle haber verilir. Bu özel yaratılış, insanın <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liğinin, kulluğunun ve dünyadaki her şeyin geçici olduğunun farkına varabilmesi amacını taşır.<br />
İnsan ne doğacağı ne de öleceği zamanı ve yeri belirleyemez. Yaşadığı sürece başına gelebilecek hiçbir olay konusunda da bir bilgisi yoktur. Hiç ummadığı bir anda tüm hayatını değiştirebilecek olaylar yaşayabilir ve hiçbirini kontrol edemez. Yalnızca tedbir alabilir, ancak aldığı tedbirler de onu koruyamayabilir.</p>
<p> </p>
<p>Her an bedenine bir virüs girip, kişiyi yatağa düşürebilir, hatta ölümüne sebep olabilir. Hastalıklar insana <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liğini ve Allah’a ne denli muhtaç olduğunu hatırlatır. Mikroskobik bir virüsün kendi bedeni üzerinde meydana getirdiği zayıflığa engel olamayan insan, böyle anlarda Yüce Allah karşısındaki <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liğini hatırlar ve tek şifa verecek olan Şafi Allah&#8217;a yönelir, O’na sığınır.</p>
<p> </p>
<p>Allah insanlara sayılamayacak kadar fazla nimet verir. Her organı mükemmel çalışır, nefes alır, kalbi durmaksızın yaşamı için gerekli olan kanı pompalar. Ve bunların hiçbirinin işleyişinde insanın bir etkisi yoktur. Bedenindeki solunum, sindirim, dolaşım, savunma gibi mucizevi sistemleri Allah sonsuz gücüyle idare eder.  </p>
<p> </p>
<p>Bu kadar güzel surette ve en mükemmel sistemlerle yaratılmış olan insanın bedeni et ve yağ gibi bozulabilen maddelerden oluşur. Eğer insan zırh gibi sağlam bir bedene sahip olsaydı, o zaman virüs ya da mikrop, sıcak, soğuk ya da herhangi bir darbe bu zırhı geçerek zarar veremeyecekti. Oysa et ve yağ açıkta bırakıldığında birkaç saat içinde kokan, bozulan maddelerdir. İşte, birçok insanın özellikleri nedeniyle gururlandığı, gösteriş yaptığı bedeni, gerçekte en büyük <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liklerden birine sahiptir.</p>
<p> </p>
<p>Dünya üzerinde temizlenmediğinde kokmayan, acıkmayan, susamayan, hastalanmayan ve ölmeyen hiçbir insan yoktur. Her şeye güç yetiren Rabbimiz dileseydi bunların hiçbirini insanın üzerinde yaratmazdı. İnsanı bütün bu eksikliklerden münezzeh yaratabilirdi. Bu Allah için elbette çok kolaydır. Ancak tüm bu eksiklikler aslında, insanın Allah&#8217;a ne kadar muhtaç olduğunu, <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liğini hissettirmek ve dünyanın ne denli &#8220;eksik ve kusurlu&#8221; bir yer olduğunu göstermek için yaratılmıştır.</p>
<p>İnsan bu dünyada ne yaparsa yapsın gerçek bir tatmine ulaşamayacaktır, çünkü sahip olduğu <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>likler buna engeldir. Bu gerçeğin bilincinde olan insan, dünyaya körü körüne bağlanmaz, gerçek yurt olan ahirete, kusursuz yaratılmış sonsuz cennete yönelir. Cennet, eksikliğin ve fiziksel <a href="http://www.netyazari.com/tag/aciz">aciz</a>liğin olmadığı bir mekandır. Orada insan arzulayacağı her şeye sahip olacak ve fiziksel tüm eksikliklerden uzak olacaktır.</p>
<p>Yaratılışımızdaki eksikliklerin hikmetleri üzerinde düşünmemiz, geçici ve eksik yaratılmış bu dünyaya bağlanmak yerine, sonsuz ahiret yaşamı için hazırlık yapmamız gereklidir. Yaratıcımıza muhtaç olduğumuzun bilincinde olarak…</p>
<p><strong>Ey insanlar, siz Allah&#8217;a (karşı fakir olan) muhtaçlarsınız; Allah ise, Ganiy (hiçbir şeye ihtiyacı olmayan)dır, Hamid (övülmeye layık)tır. (Fatır Suresi, 15)</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/acizliklerimiz-neden-var.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Doğa Yasalarını Yaratanı Bulmak</title>
		<link>http://www.netyazari.com/doga-yasalarini-yaratani-bulmak.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/doga-yasalarini-yaratani-bulmak.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 13 Sep 2010 19:21:54 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[doğa]]></category>
		<category><![CDATA[doğa ana]]></category>
		<category><![CDATA[doğa yasaları]]></category>
		<category><![CDATA[varlıkğın sahibi]]></category>
		<category><![CDATA[yaratan]]></category>
		<category><![CDATA[yaratanı bulmak]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcı]]></category>
		<category><![CDATA[yaratıcıyı bulmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=4454</guid>
		<description><![CDATA[Yeryüzündeki tüm varlıklar muhteşem detaylara sahiptirler. Bir canlıyı incelediğimizde, sahip olduğu her detayda sayısız yaratılış mucizesi görürüz. Detaylardaki mucizeler, tüm canlılığın yapıtaşı olan atomlarda başlar, olağanüstü dengeler ve düzenlere sahip gökyüzü, galaksiler, Güneş, insan vücudu, bitkiler, dağlar ve denizlerdeki sayısız detay ve özelliklerle devam eder. Hepsinin sahip olduğu özelliklerde bir sanat vardır. Bu, Allah&#8217;ın muhteşem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span>Yeryüzündeki tüm varlıklar muhteşem detaylara sahiptirler. Bir canlıyı incelediğimizde, sahip olduğu her detayda sayısız yaratılış mucizesi görürüz. Detaylardaki mucizeler, tüm canlılığın yapıtaşı olan atomlarda başlar, olağanüstü dengeler ve düzenlere sahip gökyüzü, galaksiler, Güneş, insan vücudu, bitkiler, dağlar ve denizlerdeki sayısız detay ve özelliklerle devam eder. Hepsinin sahip olduğu özelliklerde bir sanat vardır. Bu, Allah&#8217;ın muhteşem yaratma sanatıdır. Tüm canlılara dilediği şekli veren, tüm <a href="http://www.netyazari.com/tag/doga">doğa</a>ya hakim olan, üstün güç sahibi Yaratıcı&#8217;nın sanatı&#8230;</span></p>
<p>Rabbimiz evrendeki her şeyi en küçük detayına dek üstün bir ilim, hassas bir ölçü ile yarattığını, <strong>&#8220;Göklerin ve yerin mülkü O&#8217;nundur; çocuk edinmemiştir. O&#8217;na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.&#8221;</strong> (Furkan Suresi, 2) ayetiyle bildirir ve ayetlerinin canlı örneklerine şahit olmamızı ister.</p>
<p>İnsanın yaratılışında da, Allah&#8217;ın bir örnek edinmeksizin yaratmasının çok sayıda mucizevi delili vardır. Örneğin, embriyonun gelişimi sırasında bütün hücreler adeta görev yerine dağılan işçiler gibi bölük bölük hareket ederler. Sonra aynı organı oluşturacak hücre grupları birbirine yapışarak birikir ve organları oluşturmak için hazırlanırlar. Bu yoğun faaliyetler sonucunda, kemik hücreleri kemiklerin olması gereken yerde, kas hücreleri kasların olması gereken yerde birikirler. Bazıları daha iç kısımlara giderek iç organları yapmaya başlarlar. Bazıları beyni, bazıları gözleri, bazıları ise damarları oluştururlar. Bu sürece zamanla yeni süreçler de eklenir; örneğin hücrelerin tesbit edilmiş yönlere doğru göç etmesi, programlanmış hücre ölümleri ile bazı organların inşa edilmesi vs&#8230; Kısacası bu başkalaşım sürecinde mükemmel bir strateji uygulanmakta, hücreler belirli bir plan doğrultusunda hareket etmektedirler.</p>
<p>Rabbimiz insandaki bu muhteşem tasarımla benzersiz sanatını gösterir ve bu gerçekler üzerinde düşünmemizi buyurur:</p>
<p><strong>Göklerin, yerin ve her ikisi arasındakilerin Rabbidir; şu halde O&#8217;na ibadet et ve O&#8217;na ibadette kararlı ol. Hiç O&#8217;nun adaşı olan birini biliyor musun? İnsan demektedir ki: &#8220;Ben öldükten sonra mı, gerçekten diri olarak çıkarılacağım?&#8221; İnsan önceden, hiçbir şey değilken, gerçekten bizim onu yaratmış bulunduğumuzu (hiç) düşünmüyor mu? (Meryem Suresi, 65-67)</strong></p>
<p>Bir plana göre hareket eden, zamanı geldiğinde görev değişikliği yapan, nerede durması gerektiğini bilen, görev yerini terk etmeyen, ekip çalışması yapabilen, gereken maddeleri gereken zamanlarda üretebilen varlıkların tümü vücuttaki hücrelerdir. Gözle görülmeyen bu varlıkların davranışlarında çok açık bir akıl vardır. Bu şuursuz ve cansız atomlardan oluşan hücrelerin düşünüp karar verme gibi özellikleri olamaz. Bu üstün şuur ve akıl Yüce Allah&#8217;a aittir.</p>
<p>Rabbimiz, evrende yarattığı canlı- cansız her varlığa yerleştirdiği ayetlerinin önemini, Kuran&#8217;da şöyle haber verir:</p>
<p><strong>Sizin için gökten su indiren O&#8217;dur; içecek ondan, ağaç ondandır (ki) hayvanlarınızı onda otlatmaktasınız. Onunla sizin için ekin, zeytin, hurmalıklar, üzümler ve meyvelerin her türlüsünden bitirir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir topluluk için ayetler vardır. Geceyi, gündüzü, Güneş&#8217;i ve Ay&#8217;ı sizin emrinize verdi; yıldızlar da O&#8217;nun emriyle emre hazır kılınmıştır. Şüphesiz bunda, aklını kullanabilen bir topluluk için ayetler vardır. Yerde sizin için üretip-türettiği çeşitli renklerdekileri de. Şüphesiz bunda, öğüt alıp düşünen bir topluluk için ayetler vardır. Denizi de sizin emrinize veren O&#8217;dur, ondan taze et yemektesiniz ve giyiminizde ondan süs eşyaları çıkarmaktasınız. Gemilerin onda (suları) yara yara akıp gittiğini görüyorsun. (Bütün bunlar) O&#8217;nun fazlından aramanız ve şükretmeniz içindir. Sizi sarsıntıya uğratır diye yerde sarsılmaz dağlar bıraktı, ırmaklar ve yollar da. Umulur ki doğru yolu bulursunuz. Ve işaretler de; onlar yıldız(lar)la da doğru yolu bulabilirler. Yaratan, hiç yaratmayan gibi midir? Artık öğüt alıp-düşünmez misiniz? (Nahl Suresi, 10-17)</strong></p>
<p>Tüm evren, yeryüzündeki tüm canlılar sahip oldukları muhteşem sistemlerle bir mesaj verir, bu mucizevi sistemleri <a href="http://www.netyazari.com/tag/yaratan">yaratan</a> ve sürekli denetimi altında tutan Rabbimiz&#8217;in üstün aklını işaret ederler.</p>
<p>Hep anlatılır; Archimedes <em>&#8220;buldum, buldum!&#8221; </em>diyerek neyin heyecanıyla kendini hamamdan sokağa atmıştı? Suyun kaldırma kuvveti olarak bilinen <a href="http://www.netyazari.com/tag/doga">doğa</a> yasasını bulmanın heyecanıyla! İnanan insan ise bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/doga">doğa</a> yasasını Yaratanı bulmuştur. O halde daha büyük şevk ve heyecan taşımalı, çabası daha fazla olmalı, Rabb&#8217;inin nimetlerini durmaksızın anlatmalıdır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/doga-yasalarini-yaratani-bulmak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur’an’a Göre Yiyeceklerdeki Temizlik</title>
		<link>http://www.netyazari.com/kur%e2%80%99an%e2%80%99a-gore-yiyeceklerdeki-temizlik.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/kur%e2%80%99an%e2%80%99a-gore-yiyeceklerdeki-temizlik.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 21 Aug 2010 23:53:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=4300</guid>
		<description><![CDATA[Domuz etine dayalı bir beslenme sonucunda, aşırı büyüme hormonuna maruz kalan insan vücudu önce çok fazla kilo toplar, sonra da deformasyona uğrar. Bunların dışında, domuz etindeki sağlığa zararlı maddelerden biri de "trişin" parazitidir. Bu parazit, insan vücuduna girdiğinde doğrudan kalp kaslarına yerleşerek ölümcül tehlike oluşturur.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnanan insanlar, her durumda yiyeceklerin temiz olanlarını seçerler. Bu, Allah&#8217;ın Kur’an&#8217;da müminler için bildirdiği emridir.  </p>
<p><strong>Ey insanlar, yeryüzünde olan şeyleri helal ve temiz olarak yiyin ve şeytanın adımlarını izlemeyin. Gerçekte o, sizin için apaçık bir düşmandır.</strong> <strong>(Bakara Suresi, 168)</strong></p>
<p> Allah, müminlerin temiz yiyecekleri seçtiklerini Ashab-ı Kehf&#8217;in kıssasında da bildirir.</p>
<p> <strong>&#8230; şimdi birinizi bu paranızla şehre gönderin de, hangi yiyecek temizse baksın, size ondan bir rızık getirsin…&#8221;</strong> <strong>(Kehf Suresi, 19)</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Haram Kılınan Domuz Eti ve Zararları</span></strong></p>
<p><strong>O, size ölüyü (leşi)-kanı, domuz etini ve Allah&#8217;tan başkası adına kesilmiş olan (hayvan)ı kesin olarak haram kıldı. Fakat kim kaçınılmaz olarak muhtaç kalırsa, taşkınlık yapmamak ve haddi aşmamak şartıyla (ölmeyecek oranda yiyebilir), ona bir günah yoktur. Gerçekten Allah, bağışlayandır, esirgeyendir. </strong><strong>(Bakara Suresi, 173) ayetiyle Müslümanlara domuz eti açıkça haram kılınmıştır.</strong></p>
<p>Domuz eti yenmesinin sağlığa zararlı pek çok yönü vardır. Herşeyden önce domuz, çiftliklerde, bakımlı ortamlarda yetiştiriliyor da olsa, gerek pislik yemesi gerekse biyolojik yapısı nedeniyle, bünyesi çok fazla antikor üreten bir canlıdır. Vücudunda, diğer hayvanlara ve insana oranla çok yüksek dozda üretilen büyüme hormonu ve antikorlar, dolaşım yoluyla domuzun kas dokusuna da geçerek birikir. Ayrıca domuz eti çok yüksek oranlarda kolesterol ve lipid içerir.</p>
<p>Domuz etine dayalı bir beslenme sonucunda, aşırı büyüme hormonuna maruz kalan insan vücudu önce çok fazla kilo toplar, sonra da deformasyona uğrar.</p>
<p>Bunların dışında, domuz etindeki sağlığa zararlı maddelerden biri de <strong>&#8220;trişin&#8221;</strong> parazitidir. Bu parazit, insan vücuduna girdiğinde doğrudan kalp kaslarına yerleşerek ölümcül tehlike oluşturur.</p>
<p>Tüm bu sebepler, Rabb’imizin domuz etini yasaklanmasının hikmetlerini gösterir. Ayrıca Allah’ın bu emri, her koşulda sağlığa zararlı etkileri olan, denetimsiz üretiminde ise ölümcül olabilen domuz etine karşı bir korumadır. Yine de çok sayıda domuz üretim çiftliği bulunduğu ve çok fazla sayıda domuz üretilip kesildiği haberleri medyada yer aldığı için, inanan insanlar bu konuda dikkatli ve  uyanık olmalıdırlar. Şüpheli ürünler ve markalara duyarsız kalmamalıdırlar.</p>
<p><strong>Temizlik ve hijyenin sağlığımızı birebir etkilediğini unutulmamalıyız. Hepimiz, Rabb’imizin bize lütfetmiş olduğu en büyük nimetlerden biri olan bedenimizi, bir emanet gibi korumak ve gerekli özeni göstermekle sorumluyuz.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/kur%e2%80%99an%e2%80%99a-gore-yiyeceklerdeki-temizlik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Temizlik Nasıl Olmalı?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/temizlik-nasil-olmali.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/temizlik-nasil-olmali.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 23:53:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=4296</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık, Allah’ın, Rahman sıfatının tecellisi olarak dünya hayatında insana verdiği en önemli nimetlerden biridir. Kuşkusuz sağlık, iman ile birlikte yaşandığında önemi daha iyi kavranır ve şükür vesilesi olur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık, Allah’ın, Rahman sıfatının tecellisi olarak dünya hayatında insana verdiği en önemli nimetlerden biridir. Kuşkusuz sağlık, iman ile birlikte yaşandığında önemi daha iyi kavranır ve şükür vesilesi olur. Peygamberimiz (sav) sağlığın cennet nimeti olduğunu şu hadisiyle bildirir:</p>
<p>Mu&#8217;âz bin Abdullah babasından ve amcasından anlatır:<em> </em>&#8220;Peygamber(sav) buyurdu ki: <em>&#8220;Zenginlik hoştur, takva ile olursa zarar vermez. Sağlık, takva ile olursa, zenginlikten üstündür. Sağlıklı olmak, cennet ni&#8217;metlerindendir.”</em>”<em></em></p>
<p>Temizliğe Kur&#8217;an&#8217;da çok dikkat çekilir. Bunun nedenlerinden biri, temizliğin insan sağlığını korumadaki önemli rolüdür. Mikroplar, kirli ortamlarda rahatlıkla çoğalıp insan sağlığını tehdit eder. Peygamberimiz (sav) de <em>“Temizlik, imandandır.”</em> buyurarak bu konunun önemini vurgular.</p>
<p>Din ahlâkından uzak, Kur’an ahlâkının kazandırdığı ince düşünceden yoksun bir insan, maddi ve manevi temizliği gerçek anlamda bilemez. Bu insan muhtemelen temiz olanı kirli olandan ayırt edebilecek ve pis olandan rahatsızlık duyacak bir bilince de sahip olamaz, Kur’an ahlâkını yaşayan insanların temizlik konusundaki duyarlılıklarını anlaması da beklenemez. Toplumda, Kur’an’daki temizlik anlayışına uygun yaşamayan bu insanların, kendilerince geliştirip uyguladıkları birçok mantık vardır:</p>
<p><strong>Umursamazlık</strong></p>
<p>Cahiliye toplumu bireylerinde &#8216;birşey olmaz&#8217; mantığına çok sık rastlanır. Bu çarpık mantığa göre kişi, doğruyu bildiği halde yanlış olanı seçer. Örneğin manavın, tatması için kendisine uzattığı meyveyi “birşey olmaz” der, yıkamadan ağzına atar ve yer. Oysa bedenimiz, Allah&#8217;ın lütfettiği en büyük nimetlerden biridir; bizler ona özen göstermekle sorumluyuz. Sağlığımızı etkileyen bu sorumluluğu ciddiye almayarak, umursamaz davranmak, Allah&#8217;ın beğenmeyeceği bir davranıştır. Bu yapıdaki kişiler, çevrelerine karşı da duyarlı davranmaz; pislik ve dağınıklıktan rahatsız olmaz, temizlemeyi düşünmek bir yana pisliklere aldırış dahi etmezler. </p>
<p><strong>Üşenmek</strong><br />
Bir başka yanlış düşünce de &#8216;üşenme&#8217; mantığıdır. Kuran ahlâkında yeri olmayan üşengeç ahlaka sahip insan, doğru olanı bilir, vicdanen de kabul eder ancak uygulamada tembellik gösterir. Örneğin, yemeğe başlamadan önce ellerin yıkanması gerektiğini herkes bilir. Eğer bir kişi yemek yemeye ya da hazırlamaya ellerini yıkamadan başlıyorsa, bunun en önemli nedeni üşenmesidir. Neden böyle yaptığı sorulacak olsa, muhtemelen az önce ellerini yıkadığı cevabını verecektir. Acaba geçen o süre boyunca hiçbir şeye dokunmamış mıdır? Kuşkusuz buradaki Kur’anî bakış açısı, vicdanının insana ne söylediğidir. Peygamberimiz (sav) de Müslümanların bu konuda özen göstermeleri gerektiğini bir hadisinde şöyle bildirir:</p>
<p>Enes İbnu Malik (ra) anlatıyor: Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:<em> &#8220;Kim, evinin hayır ve bereketini Allah Teala Hazretlerinin artırmasını diliyorsa, yemeğe otururken ve yemekten kalkarken ellerini yıkasın.&#8221;</em></p>
<p>O halde inanan her insan, Kuran ahlâkına uygun olan davranış konusunda, vicdanının göstereceği doğru yolu üşenmeden ve kararlılıkla izlemelidir.</p>
<p><strong>Asgari Temizlik Anlayışı(!)</strong></p>
<p>Bu yanlış düşünceye göre kişi temizlik ölçülerini kendi koyar; ölçüler asgari seviyededir. Koyduğu ölçülere göre kendi temizliğini de yeterli görür. Örneğin, marketten aldığı meyveleri iyice yıkamadan, sadece suyun altından geçirip yer; hatta çevresindeki insanlara da bu şekilde ikram eder. Bu yanlış düşüncedeki kişi, kendi bedeninin temizlik ve bakımına, evinin, yiyeceklerinin ve kıyafetlerinin temizliğine ilişkin ölçüleri de aynı şekilde kolayına gelecek şekilde belirler.</p>
<p>Oysa uygun olan, bu konuda titiz olmak; her detayın, Allah&#8217;a yakınlaşma vesile olabileceğini umut ederek davranmaktır.</p>
<p><strong>Başkaları İçin Temizlik Yapmak</strong></p>
<p>Bazı insanlar genellikle –yanlış bir tutum olarak- önemli gördükleri kişiler için bakımlı olmayı ve temiz görünmeyi tercih ederler. Hatta yalnızca bir davete veya toplantıya katılacakları zaman fiziksel bakımlarına özen gösterirler. Yalnız olduklarında aynı şekilde davranmazlar. Yani temizliği insanlar için yaparlar. Oysa mümin, Kur’ân ahlakı gereği, başkaları için değil, Allah&#8217;ın beğendiği bir davranış olduğu ve kendisi de bu şekilde rahat ettiği için temizliği uygular. Yaptığı her temizlikte ibadet bilinciyle hareket eder.</p>
<p>Başkalarına gösteriş için temizlik mantığı, genelde ev temizliğinde yaşanır. Misafiri gelecek olan kimse, yalnızca misafirlerin göreceği mekanları temizlemeyi tercih eder. Birçok evde hemen hemen hiç kullanılmayan, yalnızca misafirlere özel ‘misafir odası’ bulunur.  Bu oda genellikle misafir gelmeden önce temizlenir ve konuklara hazırlanır. Oysa Allah&#8217;ın rızasına uygun olan davranış, evin her tarafının her zaman ve her durumda temiz tutulmasıdır. Çünkü kişinin kendisi ve ailesi bu ortamda yaşar, yemek yer ve uyur.  </p>
<p>Yüce Allah, Kur’an ayetlerinde temizliğin önemine dikkat çeker, temizlenenleri sevdiğini haber verir. Bu nedenle inanan insanlar farz kılınan günlük ibadetleri yaparken gösterdiği duyarlılığı, temizlik için de göstermelidirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/temizlik-nasil-olmali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzakdoğu&#8217;nun Batıl Dinleri</title>
		<link>http://www.netyazari.com/uzakdogunun-batil-dinleri.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/uzakdogunun-batil-dinleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Aug 2010 23:51:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[batıl]]></category>
		<category><![CDATA[batıl din]]></category>
		<category><![CDATA[karma]]></category>
		<category><![CDATA[reenkarnasyon]]></category>
		<category><![CDATA[uzakdoğu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=4236</guid>
		<description><![CDATA[Karma felsefesi, insanlara yaptıklarının karşılığını veren bir sebep-sonuç kanunu bulunduğunu iddia eder. Ancak bu kanunu belirleyen ve uygulayan bir Yaratıcı olduğunu kabul etmez; kanunun kendi kendine işlediği zannedilir. Oysa bir kanun varsa- metafizik de olsa- bunu düzenleyen bir güç ve irade olmalıdır.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> </p>
<p>İnsanların büyük çoğunluğu, yeryüzünde yaşanan kargaşanın, kavgaların, savaşların, sıkıntıların, samimiyetsizliğin, bencilliğin sona ermesini, huzur, barış ve mutluluk içinde bir yaşama ulaşmanın yollarını arar. Bu arayış içindeki bazı kişiler özlemini duydukları yaşamı, insanlar tarafından oluşturulmuş <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a> dinlerde bulabileceklerini düşünürler. Oysa yalnızca dünyada ve ahirette sonsuza dek sürecek bir yaşam, ancak Kur’an ahlâkının gereğince yaşanmasıyla umut edilebilir.<br />
Söz ettiğimiz <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a> dinler Doğu dinleridir ve pek çok sapkın inanç içerirler. Ancak insanların birçoğu, bu görüşlerin iç yüzlerini detaylı olarak bilmezler.<br />
Yahudilik, Hıristiyanlık -ilk vahyedildikleri durumları- ve İslamiyet gibi vahye dayalı dinler, insanları aydınlık, huzur, barış ve güven dolu bir yaşama çağırırlarken, genellikle Doğu dinleri olarak bilinen çarpık inanışlar, dünyadan tamamen uzaklaşıp sefil koşullarda yaşamayı, her yönüyle <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a>, kasvetli bir yaşamı önerirler. Bu sapkın dinin bireylerinin asıl ve en önemli yanılgıları ise Allah&#8217;ın mutlak varlığını kabul etmeyip, kendi yaptıkları putlara tapmaları ve bu putlardan yardım ummalarıdır. İnsanın kendi yaptığı bir puta güç atfetmesi, o putların yardım edebileceğini ya da cezalandırabileceğini zannetmesi, ondan korkması ya da saygı göstermesi büyük bir sapkınlık ve akılsızlıktır.<br />
<strong>&#8220;Siz yalnızca Allah&#8217;tan başka birtakım putlara tapıyor ve birtakım yalanlar uyduruyorsunuz. Gerçek şu ki, sizin Allah&#8217;tan başka taptıklarınız, size rızık vermeye güç yetiremezler; öyleyse rızkı Allah&#8217;ın Katında arayın, O&#8217;na kulluk edin ve O&#8217;na şükredin. Siz O&#8217;na döndürüleceksiniz.&#8221;</strong> <strong>(Ankebut Suresi, 17)</strong><br />
Hinduizm, Budizm ve Caynizm gibi sapkın Doğu dinlerinde Karma inancının çok önemli bir yeri vardır. Karma yanılgısına göre, bir insan geçmişte ne yapmışsa, gelecekte onu görür.</p>
<p>Karmanın temelinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/reenkarnasyon">reenkarnasyon</a> inancı bulunur. Bu çarpık inanç, insanın ölümünden sonra dünyaya tekrar başka bir bedenle geldiğini ve bu ölüp dirilmenin sürekli devam ettiğini iddia eder.</p>
<p>Önceki yaşamında iyi bir insan olan kişinin, bugünkü yaşamında zenginlik ya da başarıyla ödüllendirildiği zannedilir. Geçmiş yaşamında kötülükler yapan kişinin ise, sonraki yaşamında karşılığını fakirlik, mutsuzluk şeklinde aldığı iddia edilir. Hatta bu sapkın görüş, insanın yaptığı kötülüğe göre sonraki yaşamında hayvan ya da bitki olabileceğini ileri sürer.</p>
<p>Karma’nın öğretilerinde kadere iman yoktur. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a> inanışa göre, her insan kendi kaderini kendisi belirler. Herkesin yaşam şekli, bir önceki yaşamındaki davranışlarına bağlıdır.</p>
<p>Karma felsefesi, insanlara yaptıklarının karşılığını veren bir sebep-sonuç kanunu bulunduğunu iddia eder. Ancak bu kanunu belirleyen ve uygulayan bir Yaratıcı olduğunu kabul etmez; kanunun kendi kendine işlediği zannedilir. Oysa bir kanun varsa- metafizik de olsa- bunu düzenleyen bir güç ve irade olmalıdır.</p>
<p>Söz ettiğimiz bu felsefenin mensuplarının, insanları sorgulayıp yargılayacak Yüce Allah&#8217;ın varlığına inanmadıkları halde, yapılanların karşılığının alınacağına ve sonraki yaşamın buna göre belirleneceğine inanmaları ilginçtir.  <br />
Dahası o kişinin bu dünyadaki davranışlarını gözlemleyen, iyi ya da kötü olduğuna karar veren ve bir sonraki yaşamını buna göre düzenleyen kimdir?<br />
Karma felsefesine dayalı sapkın dinlerin bireylerinin bu sorulara cevap bulmaları imkansızdır. Tüm bu cevabı olmayan sorular, <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a> dinlerin ne denli akıl ve mantık dışı olduklarının kanıtıdır. İnsanlara kurtuluş yollarını gösteren, onları ölümden sonraki sonsuz yaşamları konusunda uyaran, Allah&#8217;ın hoşnutluğunun ve cennetinin nasıl kazanılacağını işaret eden tek yaşam rehberi Kur’an’dır. İslam dini de, Allah&#8217;ın insanlar için seçip beğendiğini bildirdiği tek dindir.<br />
<strong>&#8220;Kim İslam&#8217;dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.&#8221; </strong><strong>(Al-i İmran Suresi, 85)</strong></p>
<p> </p>
<p>Bu inanışlara sahip insanların yaşadıkları <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a> hayat, Allah’a kulluk ve ibadet etmek yerine gerçekleştirdikleri sapkın ritüeller ve körü körüne uydukları çarpık din, kendilerini hem dünyada hem de sonsuz ahirette büyük kayba uğratacaktır. Gerçekleri görmeleri ve tüm <a href="http://www.netyazari.com/tag/batil">batıl</a> inanışlarını bırakıp Yüce Allah&#8217;a teslim olmaları en güzel davranış olacaktır.</p>
<p> </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Fuat Türker</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/uzakdogunun-batil-dinleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratılan Çiftler</title>
		<link>http://www.netyazari.com/yaratilan-ciftler.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/yaratilan-ciftler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 07:58:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[antimadde]]></category>
		<category><![CDATA[çift yaratılanlar]]></category>
		<category><![CDATA[çiftler]]></category>
		<category><![CDATA[madde]]></category>
		<category><![CDATA[parite]]></category>
		<category><![CDATA[yaratılıştaki çiftler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=4192</guid>
		<description><![CDATA[Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir. (Yasin Suresi, 36) ayetinde geçen çift kavramı, erkeklik–dişilik anlamındadır ancak ayette söz edilen "bilmedikleri nice şeylerden" ifadesi daha geniş bir anlam içerir. Ayetin işaret ettiği farklı bir anlam da son dönemde ortaya çıkmıştır. Maddenin çiftler halinde yaratıldığını ortaya koyan Paul Dirac, 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştır. "Parité" adı verilen buluş, maddenin anti-madde denilen bir çifti olduğunu ortaya koymuştur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a>i yaratan (Allah çok) Yücedir. (Yasin Suresi, 36)<br />
</strong><br />
Dinin temeli, Allah’ın varlığını bilmek ve O’ndan başka İlah olmadığını kavramaktır. İslam dini, bu en büyük gerçeğin bir insanın tüm yaşamına hakim olması ve tüm yaşamını bu gerçek üzerine kurması demektir. Yüce Allah, tek olan, Zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde, asla ortağı veya benzeri, dengi bulunmayandır; Vahid’dir.</p>
<p><strong>Sizin ilahınız tek bir ilahtır; O’ndan başka ilah yoktur; O, Rahman’dır, Rahim’dir (bağışlayan ve esirgeyendir). (Bakara Suresi, 163) </strong></p>
<p>Allah, içinde yaşadığımız evrenin yaratıcısıdır. Evren yaratılmadan önce, <a href="http://www.netyazari.com/tag/madde">madde</a>sel anlamda hiçbir şey yoktu. Evrenin yaratıldığı anda; zaman, <a href="http://www.netyazari.com/tag/madde">madde</a> ve mekân yaratılmıştır. Allah, bunların hiçbirine tabi değildir. O ezeli ve ebedidir; “Ol” buyruğuyla yaratandır.</p>
<p><strong>Gökleri ve yeri (bir örnek edinmeksizin) yaratandır. O, bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca &#8220;OL&#8221; der, o da hemen oluverir. (Bakara Suresi, 117) </strong></p>
<p>Allah, pekçok insanın zannettiğinin aksine, yarattığı her şeyi sürekli kontrolü altında tutar. Uzaydaki olağanüstü sistemler ve dengelerden, insan bedenindeki mükemmel işlemlere kadar tümünü an an yaratan ve denetiminde tutan Yüce Rabb’imizdir. O, hiç kuşkusuz tüm eksikliklerden, acizliklerden münezzehtir. Evrendeki herşey Yüce Allah’ın eseridir, O, tek Yaratıcı, tek güç ve kudret sahibidir.</p>
<p><strong>De ki: O Allah, birdir.<br />
Allah, Samed’dir (herşey O’na muhtaçtır, daimdir, hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır).<br />
O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.<br />
Ve hiçbir şey O’nun dengi değildir. (İhlas Suresi, 1-4) </strong></p>
<p>Allah tüm evreni yoktan var eden, tüm evren üzerinde mutlak hakimiyet sahibi olandır. Göklerin ve yerin mülkü yalnızca O’na aittir. Allah her yerdedir. Her varlık Allah’ın tecellisidir; O, üstün güç ve kudretini, yaratma sanatını, dilediği varlıkta dilediği şekilde göstermeye kadirdir.</p>
<p>İnsanlar, hiçbir zaman Allah’ın Yüce Zatı’nı göremezler, ama O’nun tecellileriyle her an muhataptırlar. O, evrende var olan her şeyi, tüm varlıkları sarıp kuşatmıştır. Bazı insanların düşündüğü gibi gökyüzünde, evrenin uzak bir yerinde değildir; Allah her yerdedir ve herşeyi kuşatmıştır. O, asıl ve tek mutlak varlıktır.</p>
<p><strong>Allah&#8230; O’ndan başka İlah yoktur. Diridir, kaimdir. O’nu uyuklama ve uyku tutmaz. Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. İzni olmaksızın O’nun Katı’nda şefaatte bulunacak kimdir? O, önlerindekini ve arkalarındakini bilir. (Onlar ise) Dilediği kadarının dışında, O’nun ilminden hiçbir şeyi kavrayıp-kuşatamazlar. O’nun kürsüsü, bütün gökleri ve yeri kaplayıp-kuşatmıştır. Onların korunması O’na güç gelmez. O, pek Yücedir, pek büyüktür. (Bakara Suresi, 255) </strong></p>
<p>Allah’ın Birliğini, büyüklüğünü ve yüceliğini anlayamamak, O’nun İlahi gücünü kavrayamamaktır. Allah dışında hiçbir varlık, Güneş’i batıdan getiremez, kimse uzayda akıl almaz bir hızla genişleyen evreni durdurmaya güç yetiremez, kimse göğü ve yeri tutamaz ve kimse yoktan bir hiçbir şey yaratamaz. Bunları ancak evrende tek olan ve eşi bulunmayan Allah yapar. Yaratan’la yaratılan ise asla eşit değildir.</p>
<p><strong>&#8230; Yoksa Allah’a, O’nun yaratması gibi yaratan ortaklar buldular da, bu yaratma, kendilerince birbirine mi benzeşti? De ki: “Allah, herşeyin Yaratıcısı’dır ve O, tektir, kahredici olandır.” (Rad Suresi,16) </strong></p>
<p>Yüce Allah dünya hayatındaki <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a>i zıddıyla birlikte yaratır; her şey zıddı ile bilinir. Gece-gündüz, güzel-çirkin, sıcak-soğuk, aydınlık-karanlık, temiz-kirli, yeni-eski, genç-yaşlı dünyada tümü bir aradadır. Aynı şey insanlardaki ahlâk özellikleri için de geçerlidir.</p>
<p>İnsanın nefsinde ruhu kirleten cimrilik, bencillik, kıskançlık, ümitsizlik gibi birçok eğilim vardır. Nefse hem fücur hem de ondan sakınma, yani vicdanı ilham edilmiştir. Fücur, günaha, isyana, yalana, baş kaldırıya ve Allah’tan yüz çevirmeye yönlendirir. Yani nefsimizde iki ayrı özellik bir aradadır: Kötülüğe eğilim ve kötülüklerden sakınmaya yönlendiren vicdan.</p>
<p>Vicdanının işaret ettiği doğru yolun sonu insanı sonsuz mutluluk yurdu cennete, şeytanın etkisindeki nefsinin bencil tutkuları ise sonsuz azap yurdu olan cehenneme ulaştıracaktır. O halde cennet ve cehennem, Allah’ın ahirette yarattığı <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a>dir.</p>
<p><strong>Yerin bitirdiklerinden, kendi nefislerinden ve daha bilmedikleri nice şeylerden bütün çiftleri yaratan (Allah çok) Yücedir. </strong>(Yasin Suresi, 36) ayetinde geçen çift kavramı, erkeklik–dişilik anlamındadır ancak ayette söz edilen &#8220;bilmedikleri nice şeylerden&#8221; ifadesi daha geniş bir anlam içerir. Ayetin işaret ettiği farklı bir anlam da son dönemde ortaya çıkmıştır. Maddenin çiftler halinde yaratıldığını ortaya koyan Paul Dirac, 1933 yılında Nobel Fizik Ödülü’nü kazanmıştır. &#8220;Parité&#8221; adı verilen buluş, <a href="http://www.netyazari.com/tag/madde">madde</a>nin anti-<a href="http://www.netyazari.com/tag/madde">madde</a> denilen bir çifti olduğunu ortaya koymuştur. Antimadde, <a href="http://www.netyazari.com/tag/madde">madde</a>nin tersi özellikler taşır. Örneğin <a href="http://www.netyazari.com/tag/madde">madde</a>nin tersine <a href="http://www.netyazari.com/tag/antimadde">antimadde</a>nin elektronları artı, protonları da eksi yüklüdür. Bilimsel bir kaynakta bu konu şöyle ifade edilir:</p>
<p>&#8220;&#8230;Her parçacığın zıt yükte bir antiparçacığı vardır. Kararsızlık ilişkisi bize bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a>in varoluşu ve yok oluşunun her yerde ve her zaman aynı anda oluştuğunu göstermektedir&#8221;. (Nothingness: The Science of Empty Space, Henning Genz, s.205)</p>
<p>Yaratılıştaki <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a>e bir örnek de bitkilerdir. Bitkilerde cinsiyet ayrımı olduğu ancak 100 sene önce anlaşılmıştır. Oysa bitkilerin <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a> halinde yaratıldığı, 1400 sene önce indirilen Kur’an’da vurgulanır.</p>
<p><strong>&#8220;O, gökleri dayanak olmaksızın yaratmıştır, bunu görmektesiniz. Arzda da, sizi sarsıntıya uğratır diye sarsılmaz dağlar bıraktı ve orada her canlıdan türetip yayıverdi. Biz gökten su indirdik, böylelikle orada her güzel olan çiftten bir bitki bitirdik.&#8221; </strong>(Lokman Suresi, 10)</p>
<p>Yüce Allah adeta Tekliğini vurgular gibi, her şeyi çift yaratmıştır. Bu, üzerinde derin düşünmemiz gereken bir özelliktir; . Tüm bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/ciftler">çiftler</a>in/zıtlıkların yaratılış hikmeti ise aralarında kıyas yapabilmemiz, şükretmemiz ve güzel ahlaka yönelmemiz için birer vesiledir. Allah Kur’an’da bu konuya dikkat çeker ve düşünüp öğüt almamızı buyurur:</p>
<p><strong>Ve Biz, herşeyi iki çift yarattık. Umulur ki, öğüt alıp-düşünürsünüz. (Zariyat Suresi, 49) </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/yaratilan-ciftler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kur&#8217;an&#8217;da Zamanın Göreceliği</title>
		<link>http://www.netyazari.com/kuranda-zamanin-goreceligi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/kuranda-zamanin-goreceligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Jun 2010 09:19:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[islamda zaman]]></category>
		<category><![CDATA[kuran da zaman]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman]]></category>
		<category><![CDATA[zaman kavramı]]></category>
		<category><![CDATA[zaman nedir]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın değeri]]></category>
		<category><![CDATA[zamanın göreceliği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3886</guid>
		<description><![CDATA[Modern bilimin bulguları-materyalizmin aksine- zamanın mutlak bir gerçek değil, göreceli bir algı olduğunu gösterir. En ilginci de, 20. yüzyıla kadar -bilim çevreleri de dahil- bilinmeyen bu gerçeğin, bundan yaklaşık 14 yüzyıl önce indirilen kutsal kitabımız Kur’an'da bildirilmiş olmasıdır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Modern bilimin bulguları-materyalizmin aksine- <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>ın mutlak bir gerçek değil, göreceli bir algı olduğunu gösterir. En ilginci de, 20. yüzyıla kadar bilim çevreleri de dahil- bilinmeyen bu gerçeğin, bundan yaklaşık 14 yüzyıl önce indirilen kutsal kitabımız Kur’an&#8217;da bildirilmiş olmasıdır. Modern bilimce doğrulanan, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>ın, yaşanan olaya, mekâna ve koşullara göre değişen bir algı olduğu gerçeğini Kur’an ayetlerinde görebiliriz. Örneğin ortalama 60-70 yıl süren bir yaşamın gerçekte çok kısa olduğu Kur’an&#8217;da birçok ayetle haber verilir :</p>
<p><strong>&#8220;Sizi çağıracağı gün, O&#8217;na övgüyle icabet edecek ve (dünyada) pek az bir süre kaldığınızı sanacaksınız.&#8221;</strong> <strong>(İsra Suresi, 52)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Gündüzün bir saatinden başka sanki hiç ömür sürmemişler gibi onları bir arada toplayacağı gün, onlar birbirlerini tanımış olacaklar…&#8221;</strong> <strong>(Yunus Suresi, 45)</strong></p>
<p>Kur’an’da, insanların <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a> algılarının farklı olduğuna, gerçekte çok kısa olan bir sürenin çok uzunmuş gibi algılanabileceğine de dikkat çekilir:</p>
<p><strong>&#8220;Dedi ki: &#8216;Yıl sayısı olarak yeryüzünde ne kadar kaldınız?&#8221; Dediler ki: &#8220;Bir gün ya da bir günün birazı kadar kaldık, sayanlara sor.&#8221; Dedi ki: &#8220;Yalnızca az (<a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>) kaldınız, gerçekten bir bilseydiniz.&#8217;&#8221;</strong> <strong>(Müminun Suresi, 112-114) </strong></p>
<p><a onclick="return vz.expand(this)" href="../wp-content/uploads/2010/06/kuranda-zaman-kavrami.jpg"><img class="alignright" title="kuranda-zaman-kavrami" src="../wp-content/uploads/2010/06/kuranda-zaman-kavrami-300x225.jpg" alt="kuranda-zaman-kavrami" width="300" height="225" /></a>Zamanın ortama göre farklı bir akış hızıyla geçtiğini bildiren bazı ayetler şu şekildedir:</p>
<p><strong>&#8220;&#8230; Gerçekten, senin Rabbinin Katında bir gün, sizin saymakta olduklarınızdan bin yıl gibidir.&#8221;</strong> <strong>(Hac Suresi, 47) </strong></p>
<p><strong>&#8220;Gökten yere her işi O evirip düzene koyar. Sonra (işler,) sizin saymakta olduğunuz bin yıl süreli bir günde yine O&#8217;na yükselir.&#8221;</strong> <strong>(Secde Suresi, 5)</strong></p>
<p>Zamanı ve mekanı yoktan yaratan sonsuz ilim sahibi Allah’tır. Bu nedenle O’nun Katında geçmiş, gelecek ve şu an hepsi birdir ve hepsi “bir göz kırpma” süresi kadardır; bir andır. Yüce Allah, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>ın her anını <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>sızlıkta tespit etmiş ve yaratmıştır. Bizim için yaşadığımız ve yaşayacağımız olayların tümü, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zaman">zaman</a>a tabi olmayan Allah&#8217;ın bilgisinde ve O’nun hakimiyetindedir.</p>
<p><strong>Fuat Türker</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/kuranda-zamanin-goreceligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilim Allah’a Götürür</title>
		<link>http://www.netyazari.com/bilim-allaha-goturur.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/bilim-allaha-goturur.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Jun 2010 05:40:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[big bang]]></category>
		<category><![CDATA[din ve bilim]]></category>
		<category><![CDATA[evrenin yaratılışı]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Materyalist]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3764</guid>
		<description><![CDATA[Bilim, evreni ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah'ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Dolayısıyla sıklıkla gündeme getirilen”din ve bilim çatışır mı?” gibi soruların anlamsızlığı da çok açıktır. Dinin, Allah'ın yaratmasındaki detaylara ulaşma yolu olarak benimsediği bilimle çelişebileceği düşüncesi büyük yanılgıdır.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, evreni ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah&#8217;ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Dolayısıyla sıklıkla gündeme getirilen<strong><em>”<a href="http://www.netyazari.com/tag/din-ve-bilim">din ve bilim</a> çatışır mı?” </em></strong>gibi soruların anlamsızlığı da çok açıktır. Dinin, Allah&#8217;ın yaratmasındaki detaylara ulaşma yolu olarak benimsediği bilimle çelişebileceği düşüncesi büyük yanılgıdır.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/ilim-bilim-allaha-goturur.jpg"></a><a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, üstün güç sahibi Allah’ın yarattıklarını incelemek için vardır. O’nun yarattığı her şey, O’ndan gelen bir mesajdır. Okuyabilenler için her mesaj, Allah’ın yüceliğinin ve büyüklüğünün kanıtıdır.</p>
<p>Kur’an, insanları bilimsel araştırmalar yapmaları yönünde teşvik eder; <strong>“İşte bu örnekler ; Biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak alimlerden başkası bunlara akıl erdirmez. </strong><strong>(Ankebut Suresi, 43) ifadesiyle ve pek çok ayetle, gökler, yer ve yarattığı her şey üzerinde derin düşünmeye, ‘alim’ olmaya yönlendirir.</strong><strong> </strong></p>
<p>Kur’an ayrıca, evrenin ve canlılığın varoluşları konusuna en doğru ve en kesin cevabı verir. Din kaynak alınarak yapılan araştırmalar, varoluşa ait sırları, en az emek ve enerji harcayarak ortaya çıkarır. Dolayısıyla din, bilime izleyeceği yolu işaret eder. <a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, Allah&#8217;ın sonsuz gücünü, evrendeki yaratılış kanıtlarını araştırarak doğru sonuçlara ulaşabilir.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/ilim-bilim-allaha-goturur.jpg"><img style="float: left; border: 0px initial initial;" title="ilim-bilim-allaha-goturur" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/06/ilim-bilim-allaha-goturur-300x225.jpg" alt="ilim-bilim-allaha-goturur" width="300" height="225" /></a><a href="http://www.netyazari.com/tag/bilim">Bilim</a>, 19. yüzyıldan itibaren materyalist görüşten etkilenerek, bu İlahi kaynaktan uzaklaştırılmıştır. Çünkü materyalizm, maddenin mutlak varlık olduğunu ileri sürer ve Allah&#8217;ı inkar eder. Bu dönemde bilimsel araştırmalar yoğun bir şekilde materyalizmin iddialarını destekleme çabasına ayrılmıştır. Bugün görüyoruz ki, materyalizmin iddiaları bilime yalnızca zaman kaybettirmiştir. Çünkü bu iddiaların her birini ispatlayabilmek için on yıllar boyunca sayısız bilim adamı çalıştığı halde, ortaya çıkan sonuçlar bu iddiaların geçersizliğini göstermiştir.</p>
<p>Hubble&#8217;ın ortaya koyduğu kesin gerçek olan evrenin genişliyor olması, bilimi asıl gerçeğe götürdü. Çünkü evren genişlediğine göre, zamanda geriye doğru gidildiğinde, <strong>‘tek bir nokta’</strong> ortaya çıkıyordu. Evrenin tüm maddesini içinde barındıran bu ‘tek nokta’, korkunç çekim gücü nedeniyle sıfır hacme sahipti. Ve evren, 15 milyar yıl önce sıfır hacimdeki bu noktanın patlamasıyla ortaya çıkmıştı.</p>
<p>Big Bang&#8217;den önce madde diye bir şey yoktu. Maddenin, enerjinin, hatta zamanın dahi bulunmadığı, metafizik olarak tanımlanabilecek bir yokluk ortamında tümü bir anda yaratılmıştı.</p>
<p>Big Bang önemli bir gerçeği işaret etti. Sıfır hacim yokluktu ve evren yokken ‘var’ olmuştu. O halde evrenin bir başlangıcı vardı. İşte bu kanıt,  materyalizmin &#8220;evren sonsuzdan beri vardır&#8221; tezini geçersiz kıldı. Oysa bu bilimsel gerçek, Yüce Allah’ın 1400 yıl önce gönderdiği Mesaj’ında vardı:</p>
<p><strong>“O gökleri ve yeri <span style="text-decoration: underline;">yoktan var edendir</span>&#8230;” (Enam Suresi, 101)</strong></p>
<p><strong>&#8220;Biz göğü &#8216;büyük bir kudretle&#8217; bina ettik ve şüphesiz Biz, (onu) genişleticiyiz.&#8221;</strong> <strong>(Zariyat Suresi, 47)</strong></p>
<p>Big Bang’e, felsefi nedenlerle itirazlar sürdü. Ancak, Allah&#8217;ın üstün yaratması olan evren, modern bilim vesilesiyle yaratılışı delillendirmeye devam ediyor. İdeolojik amaçla körü körüne savunulan/desteklenen materyalizm ise, gerçeğin kanıtları karşısında sessizleşmiştir.<br />
<strong>&#8220;Onlar, Allah&#8217;ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa Allah, Kendi nurunu tamamlayıcıdır; kafirler hoş görmese bile.&#8221;</strong> <strong>( Saff Suresi, 8 )</strong></p>
<p>Materyalizm ve Darwinizm gibi hurafeleri bilime ‘rağmen’ savunmaya çalışmak, bilim adamları için sıkıntı vericidir. Evrendeki sayısız delile gözlerini kapatan bu kişilerde, yargı yeteneği azalır, bozulur. Richard Dawkins örneğindeki gibi. Ünlü Darwinist’in <strong><em>&#8220;eğer bir heykelin sizlere el salladığını görseniz dahi, bir mucize ile karşı karşıya olduğunuzu sanmayın&#8230; çok küçük bir olasılıktır, ama belki de heykelin sağ kolundaki atomların hepsi, tesadüfen, bir anda aynı yönde hareket etme eğilimi içine girmiş olabilirler&#8221;</em></strong><sup> </sup> sözleri buna tipik bir örnektir.</p>
<p>Tüm evren detaylarıyla incelendikçe muhteşem bir olağanüstülük ortaya çıkar. Evrendeki mucizevi dengeler, dünyadaki düzen, kusursuz canlılar, tek bir hücre, bir atom, o atomun içinde saklı olan evrendeki en büyük güç; tümü bir mesaj verir bize. Bu mesaj, görebilen, okuyabilen her samimi insanı, Tek olan, Zatında, sıfatlarında, işlerinde, isimlerinde, hükümlerinde, asla ortağı veya benzeri, dengi bulunmayan, yoktan var eden Yüce Allah’ın varlığına götürür.</p>
<div></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/bilim-allaha-goturur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gerçek Dost</title>
		<link>http://www.netyazari.com/gercek-dost.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/gercek-dost.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 31 May 2010 20:36:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ahlak]]></category>
		<category><![CDATA[dost]]></category>
		<category><![CDATA[dost nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk]]></category>
		<category><![CDATA[dostluk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek]]></category>
		<category><![CDATA[gerçek dost]]></category>
		<category><![CDATA[kuranda dost]]></category>
		<category><![CDATA[özellikleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3754</guid>
		<description><![CDATA[Gerçek dost samimidir; içiyle dışı birdir, kalbinde ne hissediyorsa dilindeki de aynıdır. Dürüst, açık ve nettir; düşüncelerini hiç saklamadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan gerçek karakterini açıkça ortaya koyar. Kuran ahlakına göre insan samimiyeti derecesinde değerlidir, samimi olduğu için o kişiye güvenilir ve sevgi duyulur.

]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her insan yaşamında <strong>‘yakın bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>’</strong> arayışı içindedir. Mutlu anında da zor zamanlarında da yanında olacak, koruyup kollayacak, sorunlarının çözümünde destek olacak, hatalarını bağışlayacak, hastalığında ve yaşlılığında kendisini yalnız bırakmayacak sevgi dolu, sadık bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>a ihtiyaç duyar.</p>
<p>İnanan insan için aradığı <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a> yalnızca Allah’ın hoşnutluğunu gözeten ve Kur’an ahlakını yaşayan diğer müminlerdir. Allah’tan yüz çeviren kişiler ise kendileri gibi dünyevi çıkarlarını gözeten kişilerle <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>luklar kurarlar. Müminler arasındaki güçlü <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>luk ve iman etmeyen insanlar arasındaki dünyevi çıkarlara dayalı ilişkiler ise birbirinden tamamen farklıdır.</p>
<p>Gerçek <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>luk bir insanı yalnızca güzel ahlakı için sevebilmektir. Samimiyet üzerine kurulan <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>luklar kalıcıdır. Kuşkusuz her insanın ihtiyacı olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>luk, büyük nimettir. Gerçek <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>, insanın iyi ve kötü gününde yanındadır, kendi için istediğini arkadaşı için de ister, onun mutluluğunu en az kendisi için istediği kadar arzu eder. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/dost">dost</a>lukta kıskançlık, haset ve rekabet gibi duygulara yer yoktur.</p>
<p>Gerçek dost samimidir ; içiyle dışı birdir, kalbinde ne hissediyorsa dilindeki de aynıdır. Dürüst, açık ve nettir; düşüncelerini hiç saklamadan, kendisini olduğundan farklı göstermeye çalışmadan gerçek karakterini açıkça ortaya koyar. Kuran <a href="http://www.netyazari.com/tag/ahlak">ahlak</a>ına göre insan samimiyeti derecesinde değerlidir, samimi olduğu için o kişiye güvenilir ve sevgi duyulur.</p>
<p><strong>&#8220;Sizin dostunuz (veliniz), ancak Allah, O&#8217;nun elçisi, rüku&#8217; ediciler olarak namaz kılan ve zekatı veren mü&#8217;minlerdir.&#8221; (Maide Suresi, 55)</strong></p>
<p>Kuran <a href="http://www.netyazari.com/tag/ahlak">ahlak</a>ını yaşama çabası içinde olmayan kimseler, gerçek bir yakın dostu asla bulamaz, yaşamları boyunca ararlar. Onlar <em>‘çok yalnızdırlar’</em>, ‘<em>bir tane dahi dostları yoktur’</em> ve <em>‘tüm arkadaşları iyi gün dostudur’!..</em></p>
<p>Bu kişilerin zenginlik, güzellik, saygınlık, makam gibi değerler üzerine kurdukları <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a>ları hiçbir zaman uzun süreli olmaz. Çünkü bu değerlerde bir değişiklik olduğunda, <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a> da biter. Örneğin güzellik ya da zenginliğe dayalı <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a>lar, kişilerden birinin bunları kaybetmesi durumunda gördüğü ilgi, yakınlık ve dolayısıyla <a href="http://www.netyazari.com/tag/dostluk">dostluk</a> da son bulur.</p>
<p>Dostu olduğunu söylediği insanı rakibi gibi gören haset kişiler, ancak zorunlu olduklarında başkalarına hatalarını söylerler. Çünkü başkalarının kendilerinden iyi durumda olmasını çekemezler ve <em>“seni böyle, olduğun gibi seviyoruz&#8221; </em>gibi sözlerle samimiyetsiz yaklaşımlarda bulunurlar.</p>
<p>Çıkarlarını gözeterek yaşayan kimseler, kendileri de yaşamlarında birtakım kayıplara uğrar; güzelliklerini, gençliklerini, sağlıklarını, zenginliklerini yitirebilirler. Ancak <a href="http://www.netyazari.com/tag/gercek-dost">gerçek dost</a> zannettikleri kişilerin, yaşlılıklarında, muhtaç duruma geldiklerinde kendilerine değer vermediklerini görürler. Hatta iyi günlerinde yakınlık gösteren bu insanlar, tanımazlıktan gelecek kadar uzak davranırlar. Sorunları olduğunda danışacakları, yardım isteyecekleri hiç kimsenin olmadığını görürler. En iyi dostları olduğunu zannettikleri kişilerin dahi yakınlıklarının gerçek nedeninin çıkarları olduğunu anlarlar.</p>
<p>Kuran <a href="http://www.netyazari.com/tag/ahlak">ahlak</a>ına göre yaşamayan insanlar, birbirlerinin kötü <a href="http://www.netyazari.com/tag/ahlak">ahlak</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/ozellikleri">özellikleri</a>ni bilirler. Bu yüzden de birbirlerine gerçek anlamda sevgi ve saygı duyup, güvenemezler. Yalan söyleyen, samimiyetsiz ve yapmacık davranışlarla çıkar ilişkisi kuran bir kişiye insan doğaldır ki sevgi ve saygı duyamaz.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/gercek">Gerçek</a> dost, arkadaşının dünyada da ahirette de mutlu olmasını hedefler. Gerektiğinde dürüst ve açık konuşup, varsa ona imani yönden hata ve eksiklerini hatırlatır, öğütle uyarır. Kişiyi ahireti için uyaran insan gerçek anlamda samimi bir dosttur.</p>
<p>Allah sevgisi, Allah korkusu ve iman, Kuran <a href="http://www.netyazari.com/tag/ahlak">ahlak</a>ını yaşayan insanların birbirlerine gerçek anlamda sevgi, saygı ve güven duymalarını sağlayan değerlerdir. İnananların birbirlerine duydukları sevgi ve sadakat, onların Allah yolundaki çabalarına göre şekillenir. Malını, canını Allah yolunda feda etmiş müminin Allah’ın hoşnutluğunu kazanabilme mücadelesi, diğer müminlere örnek olur ve kalplerinde ona karşı sevgi oluşturur. Eğer dostluk, Allah korkusu, iman ve güzel <a href="http://www.netyazari.com/tag/ahlak">ahlak</a> üzerine kurulmuş ise, sapasağlam temeller üzerine inşa edilmiş demektir.</p>
<p>Ancak Kur’an’dan yüz çeviren, Allah’ın sınırlarını korumaktan kaçınan kişiler, hesap günü Allah&#8217;ın huzuruna çıktıklarında <strong>&#8220;&#8230; Keşke benimle senin aranda iki doğu (doğu ile batı) uzaklığı olsaydı. Meğer ne kötü yakın-dost(muşsun sen).&#8221;</strong> (Zuhruf Suresi, 38) diyerek birbirlerine lanet edeceklerdir.</p>
<p><strong>O gün, zulmeden, ellerini (hınçla) ısırarak (şöyle) der: &#8220;Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,&#8221;<br />
&#8220;Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.&#8221;<br />
&#8220;Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden (Kur&#8217;an&#8217;dan) saptırmış oldu. Şeytan da insanı yapayalnız ve yardımsız&#8221; bırakandır.&#8221; (Furkan Suresi, 27-29)</strong></p>
<p>Yapayalnız, yardımsız ve dostsuz kalmaktan, yanlış dost edinmekten ve ahirette <em>“<strong>ah keşke”</strong></em><strong> </strong>demekten Allah esirgesin…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/gercek-dost.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vahiy Nedir ?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/vahiy-nedir.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/vahiy-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 20:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[ekber]]></category>
		<category><![CDATA[etmesi]]></category>
		<category><![CDATA[fısıltı]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[korunma]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[meleği]]></category>
		<category><![CDATA[namusu]]></category>
		<category><![CDATA[nefis]]></category>
		<category><![CDATA[nefsin]]></category>
		<category><![CDATA[nida]]></category>
		<category><![CDATA[peygamber]]></category>
		<category><![CDATA[Peygambere]]></category>
		<category><![CDATA[saptırma]]></category>
		<category><![CDATA[şeytandan]]></category>
		<category><![CDATA[söz]]></category>
		<category><![CDATA[ünlemesi]]></category>
		<category><![CDATA[vahiy]]></category>
		<category><![CDATA[vahy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2120</guid>
		<description><![CDATA[“Vahy” olayı, iki varlık arasındaki gizli ve süratli haberleşmedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Allahla insan arasındaki haberleşmede buharı sarihlerinden kirmanın parmak bastığı şu durum ortaya çıkmaktadır. “ vahy Allah ile insan arasındaki kocuşmadan meydana gelir. İki taraf arasında, yani konuşan ve dinleyen ilişkisi olmadıkça karşılıklı bir kelime alışverişi mümkün değildir. Bu nedenle, vahy olayında ya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Vahy”</strong> olayı, iki varlık arasındaki gizli ve süratli haberleşmedir. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, Allahla insan arasındaki haberleşmede buharı sarihlerinden kirmanın parmak bastığı şu durum ortaya çıkmaktadır. <em>“ <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a> Allah ile insan arasındaki kocuşmadan meydana gelir. İki taraf arasında, yani konuşan ve dinleyen ilişkisi olmadıkça karşılıklı bir kelime alışverişi mümkün değildir. Bu nedenle, <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a> olayında ya dinleyen konuşanın etkisiyle derin bir kişisel değişikliğe uğrar, ya da konuşan dinleyenin anlayacağı şekilde konuşur.<span id="more-2120"></span></em></p>
<p>Zil, çıngırak ve arı sesi şeklinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>. Peygambere gelen vahy, peygamberin beşeri kişiliğindeki değişmeyle gerçekleşmektedir. Nitekim, bu konudaki rivayetlerde, <a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>.Peygamber’de fiziki ağırlıkların meydana geldiği, en soğuk günde bile alnından ter damlarının aktığı ifade olunmaktadır. Meleğin <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a> getirmesi ise, yukarından aşağıya iniştir.</p>
<p> Vahyin bir diğer şekli daha vardır. Eğer <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>,<strong> “biz ona dağın sağ tarafından ünledik ve yalnız konuşmak için onu kendimize yaklaştırdık” (Meryem: 52) </strong>ayetinde ifade olunduğu gibi, Allah’ın nida etmesi, ünlemesi ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>i, alanı kendisine yaklaştırmazsı şeklinde değil de, çok yakından fısıldama şeklinde olursa, buna<strong> “vesvese”</strong> denir. Şu kadar ki, <span style="text-decoration: underline;">bu türlü <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>i insanlara <a href="http://www.netyazari.com/tag/allah">Allah</a> değil, <a href="http://www.netyazari.com/tag/nefis">nefis</a>le insandan ve cinden şeytanlar gönderir. </span></p>
<p> <strong><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/vahiy.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2125" title="vahiy" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/10/vahiy-198x300.jpg" alt="vahiy" width="198" height="300" /></a>“işte böyle, biz her peygamber için insan ve cin şeytanlarından düşman tayin ettik; aldatmak için, birbirlerine süslü püslü <a href="http://www.netyazari.com/tag/soz">söz</a>ler vah yederler” (Enam: 112) </strong><br />
Bu vahy, müminlerle mücadele etmek, Allahın vahyine karşı koymak için şeytanların birbirlerine ve kendi adamlarına fısıldadıkları küfür <a href="http://www.netyazari.com/tag/soz">söz</a>leri, <a href="http://www.netyazari.com/tag/saptirma">saptırma</a> ve vesveselerdir.<br />
<strong>“muhakkak, şeytanlar sizinle mücadele etsinler diye velilerine <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a> ederler. Onlara itaat ederseniz, müşriklerden olursunuz” (Enam: 121) </strong></p>
<p><strong></strong></p>
<p>İnsan nefsi de, tıpkı bir şeytan gibi, insana vesvese verir  bu da onun <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>idir : <strong>“biz insanı yarattık ve nefsinin ona ne fısıldadığını biliriz” (Kaf: 16)</strong> Nefsin ve şeytanların <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>ine muhatap olanlar ve bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>e itaat edenler ise, şeytanlara kul olanlar, yaratılışlarındaki ilahi özü karartanlardır. Nasıl, <a href="http://www.netyazari.com/tag/allah">Allah</a>&#8217;tan vahy alan insanlar <a href="http://www.netyazari.com/tag/allah">Allah</a>ın kulu ise, şeytanlardan vahy alanlar da, şeytana kul olma derecesine düşünlerdir.</p>
<p>Şu kadar ki, nasıl <a href="http://www.netyazari.com/tag/allah">Allah</a>ın vahyi bu vahyi alanlar için bir kesinlik ifade bu vahyi tebliğ ediyorlarsa, şeytanların vahyini alanlar için de bu vahy kesin bir bilgi halini almakta ve onlar bu bilgi üzerinde sapkınlığa düşmektedirler.<br />
<a href="http://www.netyazari.com/tag/allah">Allah</a>, şeytanların vahyinden <a href="http://www.netyazari.com/tag/korunma">korunma</a>yı ve kendisine sığınılmasını emretmektedir.  <span style="color: #ff0000;"><strong>“De; sığınırım insanların rabbine, insanların melikine, insanların ilahına, hannasın vesvesesinin şerrinden, o insanların göğüslerine vesvese verir, cinlerden ve insanlardan” (Nas: 1-6) </strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/vahiy-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam da İctihad İçin Aranan Vasıflar 3</title>
		<link>http://www.netyazari.com/islam-da-ictihad-icin-aranan-vasiflar-3.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/islam-da-ictihad-icin-aranan-vasiflar-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 20:15:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[ali]]></category>
		<category><![CDATA[bin]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[İmam]]></category>
		<category><![CDATA[istişare]]></category>
		<category><![CDATA[kadı]]></category>
		<category><![CDATA[kiram]]></category>
		<category><![CDATA[müctehid]]></category>
		<category><![CDATA[Müseyyeb]]></category>
		<category><![CDATA[sahabe]]></category>
		<category><![CDATA[Said]]></category>
		<category><![CDATA[takva]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2116</guid>
		<description><![CDATA[Hz.Said b. Müseyyeb (Ra) den rivayet edildiğine göre ; Hz.Ali (RA)&#8217;nin, kati nass bulunmayan konularda nasıl hükmedeceklerine dair suali üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in “müminlerden ilim ve takva sahibi olanları toplayıp istişare edin, bir kişinin reyine göre hükmetmeyin” buyurduğu kaydedilmektedir.
Gerek sahabe kiram, gerek müctehid imamlar bu konuda oldukça titiz davranmışlardır. Bugün de, İctihad için her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>.Said b. Müseyyeb (Ra) den rivayet edildiğine göre ; <a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>.Ali (RA)&#8217;nin, kati nass bulunmayan konularda nasıl hükmedeceklerine dair suali üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in<em><strong> “müminlerden <a href="http://www.netyazari.com/tag/ilim">ilim</a> ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/takva">takva</a> sahibi olanları toplayıp <a href="http://www.netyazari.com/tag/istisare">istişare</a> edin, bir kişinin reyine göre hükmetmeyin”</strong></em> buyurduğu kaydedilmektedir.</p>
<p>Gerek sahabe kiram, gerek müctehid imamlar bu konuda oldukça titiz davranmışlardır. Bugün de, İctihad için her <a href="http://www.netyazari.com/tag/ilim">ilim</a> dalından bazı kimseleri bir araya getirip, İctihad şurası teşekkül ettirmeyi teklif edenler, nazari planda haklıdırlar. Ancak içtihada konu olacak feri meseleler, İslami bir devlette kati çözüme kavuşabilir. Kaldı ki İctihad şurasının teşekkülü için birçok sayıda <a href="http://www.netyazari.com/tag/muctehid">müctehid</a>e ihtiyaç vardır. Ortada <a href="http://www.netyazari.com/tag/muctehid">müctehid</a> seviyesinde ulema mevcut değilken, İctihad şurası teklifi hayal olmaktan öteye geçmez.<span id="more-2116"></span></p>
<p>Şurası muhakkaktır ki; içtihada hüküm verme noktasında <a href="http://www.netyazari.com/tag/kadi">kadı</a> önde gelir. Hadlerin ikame ve hükümlerin infaz edilmediği toplumlarda, içtihada hükmetmeye kalkma ; gösteriş yapmaktan öteye, bir mana ifade etmez.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/islam-da-ictihad-icin-aranan-vasiflar-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İslam&#8217;da İctihad İçin Aranan Vasıflar 2</title>
		<link>http://www.netyazari.com/islamda-ictihad-icin-aranan-vasiflar-2.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/islamda-ictihad-icin-aranan-vasiflar-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 20:08:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[ictihad]]></category>
		<category><![CDATA[ilim]]></category>
		<category><![CDATA[imamı]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[ittiba]]></category>
		<category><![CDATA[kıyamet]]></category>
		<category><![CDATA[kıyas]]></category>
		<category><![CDATA[müctehid]]></category>
		<category><![CDATA[mükellef]]></category>
		<category><![CDATA[şafi]]></category>
		<category><![CDATA[ulema]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2109</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem (SAV) in: “Allahü Teala size ilmi verdikten sonra zorla geri almaz. Ancak sizden ilmi, alimlerin ölümüyle söküp alır ve geriye kara cahiller kalır ki, onlardan fetva sorulur, onlar da şahsi görüşleriyle fetva verirler ve böylece hem kendileri saparlar, hem de başkalarını saptırırlar.&#8221; buyurduğu bilinmektedir. Bu hadisi şerif de müctehid seviyesinde ulemanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem (SAV) in: <em><strong>“Allahü Teala size ilmi verdikten sonra zorla geri almaz. Ancak sizden ilmi, alimlerin ölümüyle söküp alır ve geriye kara cahiller kalır ki, onlardan fetva sorulur, onlar da şahsi görüşleriyle fetva verirler ve böylece hem kendileri saparlar, hem de başkalarını saptırırlar.&#8221;</strong></em> buyurduğu bilinmektedir. Bu hadisi şerif de müctehid seviyesinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/ulema">ulema</a>nın kalmayacağı bir dönemin bulunabileceğinin delili olarak değerlendirilmiştir. İslam <a href="http://www.netyazari.com/tag/ulema">ulema</a>sı, bunun <a href="http://www.netyazari.com/tag/kiyamet">kıyamet</a> alametleriyle, ilgili olduğu hususunda müttefiktir. <span id="more-2109"></span></p>
<p>İmamı Şafi (Rah.A):<em><strong> “her mükellef, ya <a href="http://www.netyazari.com/tag/kiyas">kıyas</a>la İctihad etmek veya bir müctehide <a href="http://www.netyazari.com/tag/ittiba">ittiba</a> etmekle yükümlüdür. Bu iki halin dışında bir şey söylenemez”</strong></em> buyurmaktadır. Bazı çevreler, bir müctehide <a href="http://www.netyazari.com/tag/ittiba">ittiba</a> ile taklidin farklı şeyler olduğu iddiasındadırlar. Ancak bu iddiyı destekleyebilecek herhangi bir delil bulmak mümkün değildir. Zira bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/muctehid">müctehid</a>i taklit, o <a href="http://www.netyazari.com/tag/muctehid">müctehid</a>in şeri delillerden çıkardığı hükümlerle amel etmekten ibarettir. Yoksa <a href="http://www.netyazari.com/tag/muctehid">müctehid</a>i hüküm koyucu noktasında görmek değildir. Esasen her mümin Allahu Teala ve Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem den başka hiçbir gücün, kati bir delile dayanmadan din hususunda hüküm vzaetme yetkisinin bulunmadığını bilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/islamda-ictihad-icin-aranan-vasiflar-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İtikadi Mezheblerin Teşekkülü ve Tasnifi</title>
		<link>http://www.netyazari.com/itikadi-mezheblerin-tesekkulu-ve-tasnifi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/itikadi-mezheblerin-tesekkulu-ve-tasnifi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 19:50:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[aleyhi]]></category>
		<category><![CDATA[ayeti]]></category>
		<category><![CDATA[Ebubekir]]></category>
		<category><![CDATA[Eşarı]]></category>
		<category><![CDATA[fitne]]></category>
		<category><![CDATA[Hüseyin]]></category>
		<category><![CDATA[Hz]]></category>
		<category><![CDATA[imamı]]></category>
		<category><![CDATA[kerime]]></category>
		<category><![CDATA[kiram]]></category>
		<category><![CDATA[mücmel]]></category>
		<category><![CDATA[müteşabih]]></category>
		<category><![CDATA[Osman]]></category>
		<category><![CDATA[resulullah]]></category>
		<category><![CDATA[sahabi]]></category>
		<category><![CDATA[Sallallahu]]></category>
		<category><![CDATA[vesellem]]></category>
		<category><![CDATA[zuhur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2102</guid>
		<description><![CDATA[Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in, kendisinden sonra fitnelerin zuhur edeceğine dair sahabi kirama bilgi verdiği muteber hadis mecmualarında zikredilmiştir. Kati nassların heva ve heveslerine göre tevili, siyasi ihtiraslarla yakından alakalıdır ve Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in vefatından sonra ortaya çıkmıştır. Hz.Ebu Bekir (R.A)&#8217;in hilafeti döneminde ortaya çıkan yalancı peygamberler, bu fitnelerin ilkidir.
Allahu Teala(C.C)&#8217;nın kitabında yer alan müteşabih [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in, kendisinden sonra fitnelerin zuhur edeceğine dair sahabi kirama bilgi verdiği muteber hadis mecmualarında zikredilmiştir. Kati nassların heva ve heveslerine göre tevili, siyasi ihtiraslarla yakından alakalıdır ve Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in vefatından sonra ortaya çıkmıştır. <a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>.Ebu Bekir (R.A)&#8217;in hilafeti döneminde ortaya çıkan yalancı peygamberler, bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/fitne">fitne</a>lerin ilkidir.<span id="more-2102"></span></p>
<p>Allahu Teala(C.C)&#8217;nın kitabında yer alan müteşabih ve mücmel ayeti kerimeleri ; herhangi bir ilme sahip olmadan, mücerret akılla tevil eden siyasi fırkalar ; değişik itikadı görüşler ortaya atmışlardır. Bilhassa <a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>.Osman (r.a)&#8217;ın feci şekilde şehit edilmesi, bu fırkaların istismarını hızlandırmıştır. <a href="http://www.netyazari.com/tag/hz">Hz</a>. Hüseyin (R.A)&#8217;ın kerbela da şehit edilmesinden sonra, itikadı mezheplerin hızla çoğaldığı bir gerçektir. İmamı <a href="http://www.netyazari.com/tag/esari">Eşarı</a> makalat isimli eserinde ; <span style="text-decoration: underline;"><em>ümmet içerisinde görülen ilk ihtilafın, imamet meselesinden </em></span>kaynaklandığını beyan etmektedir.</p>
<p> Muteber birçok kaynakta yer alan ümmetin yetmiş üç fırkaya böleneceğine dair hadisi şerif, itikadı mezheplerin teşekkülü ile yakından alakalıdır. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem<em><strong> “İsrail oğulları yetmiş iki fırkaya ayrıldılar. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan biri müstesna, hepsi de cehenneme girecektir.&#8221; buyurur, sahabe <a href="http://www.netyazari.com/tag/kiram">kiram</a>. “o müstesna olan fırka hangisidir ya Resullah diye sorunca, peygamberimiz (SAV): benim ve ashabımın yolunda olan cemaattir.</strong></em>&#8221; Müjdesini veriyor. Yine bir başka hadisi şerifte Resulullah <a href="http://www.netyazari.com/tag/sallallahu">Sallallahu</a> Aleyhi Vesellem&#8217;in <strong>“benim ve Raşit halifelerimin sünnetine sarılınız&#8221;</strong> emri verdiği bilinmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/itikadi-mezheblerin-tesekkulu-ve-tasnifi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

