Dil ve iletişim
Dil, insanlar arasında duygu, düşünce ve değerlerin aktarımına yardımcı olan mükemmel bir güçtür. İnsanın sosyal bir varlık olduğunu gösteren en önemli özelliği onun konuşabiliyor olmasıdır. Jest ve mimiklerle kaşların oynatılması, birine selam vermek için elimizi kaldırmamız, iletişimin sese dönüşmemiş olan ilk basamağıdır.
Zeka ve algılama yeteneğimizin gelişimine paralel olarak dış dünyadaki olguları fark ettikçe, bu olguları yalnız jest ve mimiklerle aktarmamızın mümkün olmadığını görüyor ve bu ihtiyacımızı karşılamak üzere sesi, sembolleştirerek aramızda anlam birliğini sağlamayı başarıyoruz.
Dış dünya ile ne kadar çok haşır neşir oluyorsak kullandığımız dile de o kadar çok katkı sağlamış oluruz. Çünkü dilimiz dış dünyadan bağımsız değildir ve yaşadığımız sosyal çevreden sürekli etkilenir. Dış ortamda sürekli irtibat halinde bulunan insan, yaşamın kendisine sunduğu her olaya ve duruma adapte olmak zorundadır ve bu durumu dışa yansıtırken diğer insanlarla ortak bir dil kullanmalıdır. Yaşamdaki çeşitlilik dildeki zenginliği de beraberinde getirecektir. Bu durumda hayat verdiğimiz dil gayet sade ve yalın olacaktır.
Günlük hayat çevresinde gelişen sadece dil zamanla edebi kaygılarla değişecek, farklı boyutlara ulaşacaktır. Estetik kaygıyla değişen dil, zamanla şekil değiştirip doğallığından uzaklaşacaktır.
Bir dilin yozlaşması, körelmesi, ancak onun içinde doğup geliştiği sosyal hayattan soyutlanması ile olur. Dili, beslendiği kaynaktan kopardığınız taktirde bir süre sonra dilin içinde barınan kavramlar anlamsızlaşacak, dil fonksiyonunu kaybedecektir. Dilin unutulması, bireylerin mantıksal gelişimlerini de aksatacak, onları geleneksel, paylaşımcı duygularından uzaklaştırarak, egoist bir kargaşanın içine atacaktır.

makale sahibine teşekkürler
makale yazarı olmak yetenek gerektiren bir şey. Tebrikler gerçekten