İslam’da İctihad İçin Aranan Vasıflar
İmamı Şafii (rh.a). “ müctehide aranan vasıfları şu şekilde ortaya koyuyor; İctihad için gerekli vasıtaların tamamına sahip olmayan bir kimse kıyasla İctihad yapamaz. Allahu Teala’nın kitabının hükümlerini, farzını, edebini, nesih ve mensuhunu, amm ve hassını, irşadını bilmeyen kimse katiyen bu işe ehil değildir.” Tevile müsait olan ayeti kerimeleri Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in sünnetini delil getirerek açıklamak, eğer sünnette bu husus mevcud değilse müminlerin icmasını ve onda da yoksa kıyası delil getirmek gerekir.
Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem’in sünnetini bilmeden, selefi salihçinin sözlerini, müslümanların icmalarını ve ihtilaflarını ve Arapça lisanının inceliklerini kavramadan kıyasla İctihad yapılamaz. Selim akıl hasebi olmayan ve benzerlikleri ayırma ve seçme kabiliyeti kuvveti bulunmayan kimsenin, sözü, kıyasla içtihada getirmesi katiyen doğru değildir. Bir meselede muhalif olan kimse de dinlenir. Çünkü bu fiilde gafletin ortadan kaldırılması ve doğrunun ortaya çıkması için yerinde tespit söz konusudur.
Bütün bunların yanında son derece güç ve takat sarf edilecek ve insaf gösterilecektir ki ; neye dayanılarak bir şeyin alındığı veya yukarıdaki şartları taşıyan kimse de İctihad yapamaz. Zira mahiyetleri kavrama kabiliyetlerine de sahip olmak gerekir. Selim akıl sahibi olmayan veya Arapça lisanının inceliklerine taksiratı bulunan kimse (nasslarda hafız daha olsa) kıyasla İctihad yapamaz zira İctihad vasıtalarında aklı ve ilmi noksandır.
İmamı Gazali; “ müctehide aranan vasıflar arasında sadık, adil ve muttaki olmayı ” da zikretmektedir. Siyasi yönetimlerden ve halktan müstağni olmayan kimsenin içtihadı ile amel edilemez. Allahu Teala’nın indirdiği hükümleri çirkin görüp, kendi heva ve hevesleriyle hüküm icad eden tağutu güçlerle cihad etmek farzı ayındır. Tağutu güçlerin velayetini kabul ederek, onlardan görev alan bir kimse, sadık ve adil olma hasletlerini yitirir. Dolayısıyla, velev ki müctehid derecesinde ilme sahip olsa bile, o kimsenin fetvası ile amel edilemez.
İbni Abidin ; hiçbir ilim yoktur ki sahibi ona müctehidden daha fazla muhtaç olsun. Çünkü müctehid ; dünya ve ahiretin her işiyle bir tarafından alakalıdır. Fakih insanların ciddi ve gayri ciddi tutumlarını, hilelerini bilmek mecburiyetindedir. Ayrıca insanlar arasındaki muhalefetleri, (yani ihtilaf konularını) maslahat ve mefsedetleri, mahiyetleri ile birlikte kavramalıdır. İnsanlar arasında cari olan işleri, örf ve adetleri bilmek zorundadır. Bu ise insanlar arasında mülakat, çeşitli mezheplere salik kişilerle görüşmek, onlarla müzakere ve sohbetlerde bulunmak,onlara ait risaleleri toplayıp mütalaa etmek suretiyle elde edilebilir hükmünü zikrediyor.

makale için teşekkürler
makale yazarak para kazanabilmek çok güzel.
özgün makale olması çok güzel. hep siteler copy/paste yapıyor.
bu makale harika