İslam’da Misak Olayı
Allahu Teala’nın bütün insanlardan ruhlar aleminde iken misak aldığı mütevatir haberlerle sabittir. Bu bir anlamda Allahu Teala ile insanlar arasında tahakkuk eden manevi bir mukaveledir. Her mümin “ ne zamandan beri Müslümansın ? ” sualine “ galü beladan beri ” diyerek, bu misakı ikrar eder.
Kuranı Kerim’de, Allahu Teala’nın “ emaneti ” göklere, dağlara ve yeryüzüne teklif ettiğini, onların bu emanetin ağırlığı karşısında endişeye düştükleri, insanın ise kendi iradesi ile emaneti yüklendiği bildirilmiştir. “ emaneti ” , Allahu Teala’nın tekliflerinin tamamına verilen bir isimdir. Usulü Fıkıhta yegane hüküm koyucu olan Allahu Teala’nın ; tekliflere muhatap olan insana yüklediği “ vazifeler ” manasına kullanılır. İnsanın lehinde ve aleyhindeki haklarına sahip olabilmesine “ ehliyet ” denilmiştir.
Allahu Teala’nın teklifleri bu ehliyete dayanır. Ehliyet sahibi olan insan, emaneti yüklendiği için yeryüzünde Allahu Teala’nın halifesi makamına nail olmuştur. İşte eşrefi mahlukat yaratılmışların en şereflisi olması buna dayanır. Eğer ruhlar aleminde teşekkül eden misakı reddeder ve tağutu güçlere iman ederse, hayvanlardan daha aşağı bir seviyeye düşer. Kafirlerin necaset hükmünde olmasının sebebi budur.
