<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün İçerikli Bilgi ve Makale Kaynağı &#187; bakteri</title>
	<atom:link href="http://www.netyazari.com/tag/bakteri/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.netyazari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 00:23:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Penisilinin Bulunuşu</title>
		<link>http://www.netyazari.com/penisilinin-bulunusu.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/penisilinin-bulunusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 23:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander]]></category>
		<category><![CDATA[antiseptik]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[buldu]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Chain]]></category>
		<category><![CDATA[Fleming]]></category>
		<category><![CDATA[Florey]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[küf]]></category>
		<category><![CDATA[penisilin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3088</guid>
		<description><![CDATA[Penisilin icat edilmesi bilim tarihine altın harflerle geçmiştir. Peki bu altın harflerle bilim tarihine geçen buluş acaba bir rastlantı sonucu mu oluşmuştur ? Penisilini Alexander Fleming 1928 yılında icat etmiştir. 1881 doğumlu olan Alexander Fleming 1906 yılında tıp eğitimini,  Londra Üniversite’sinin Tıp Fakültesinde tamamladı. Mezun olduktan sonra doktor olan Fleming ilgisini çeken  bakteriler üzerine tıbbi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Penisilin icat edilmesi bilim tarihine altın harflerle geçmiştir. Peki bu altın harflerle bilim tarihine geçen buluş acaba bir rastlantı sonucu mu oluşmuştur ?</strong> Penisilini Alexander Fleming 1928 yılında icat etmiştir. 1881 doğumlu olan Alexander Fleming 1906 yılında tıp eğitimini,  Londra Üniversite’sinin Tıp Fakültesinde tamamladı. Mezun olduktan sonra doktor olan Fleming ilgisini çeken  <a href="http://www.netyazari.com/tag/bakteri">bakteri</a>ler üzerine tıbbi araştırmalar yapmaya başladı. Bakteriler üzerine araştırma yapmasının sebebi ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/bakteri">bakteri</a>lerin ölümcül olma özelliklerini yok etmek istemeseydi. Bu sayede bu yüzden ölen insanların ölümünü durdurabilirdi. Bu amaçla yolan çıkan <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> insanlığa yararlı olmayı seçerek <a href="http://www.netyazari.com/tag/penisilin">penisilin</a>i icat etmiştir. <span id="more-3088"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> 1. Dünya Savaşının başladığı yıllara kadar bilimsel araştırmalarına devam ediyordu. Savaş başladıktan sonra yüzbaşı rütbesiyle Fransa’ya gönderilir. Savaş sırasında yaralıları tedavi ederken, çeşitli antiseptik ilaçların yaralılara zararlı olduğunu fark etti. Bu antiseptik ilaçlar vücuttaki mikropları öldürmesinin yanı sıra kanda bulunan koruyucu akyuvarları da öldürüyordu. Böylece <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a>, bir antiseptik bulmayı kafasına koydu. Savaş bittikten sonra geri dönen <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> çalışmalarını sürdürmeye devam etmiştir.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/penisilin_alexander_fleming.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3091" title="penisilin_alexander_fleming" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/penisilin_alexander_fleming-300x225.jpg" alt="penisilin_alexander_fleming" width="300" height="225" /></a>Laboratuarında yaptığı incelemeler sırasında rastlantı eseri jelatin tabakların birinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a> görür. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a>ü inceleyen Fleming jelatin tabakta bulunan öldürücü bakteriyi yok ettiğini fark etti. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a>e penisilin adını vererek araştırmaların daha da genişletti. Bulduğu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a>ü çeşitli hastalıklara sahip hayvanlar üzerinde denedi. Yeterli parası olmadığı için araştırmalarının sonuna gelmişti. Çeşitli bilim adamlarından yardım istedi fakat yeterli ilgiyi göremedi. 1939 yılında Florey ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/chain">Chain</a> adlı İngiliz bilim adamları, Fleming’in ürettiği penilisin ile ilgilenmeye başladılar. 1941 yılında, penisilin insan kanına enjekte edilerek, penisilinin ilk defa insan üzerinde kullanılması gerçekleşti. Enjekte edilen ilk insan ise, ölüm döşeğinde olan bir polisti. Penisilin enjekte edilen polis beş gün süreyle penisilin iğnesi yedi ve tekrardan normal hayatına dönebildi. 1944 yılında Florey,<a href="http://www.netyazari.com/tag/chain">Chain</a> ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> İngiltere’de <strong>“ Şövalye ”</strong> unvanına sahip oldular.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/penisilinin-bulunusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tüm akne tedavileri güvenlimidir ?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/tum-akne-tedavileri-guvenlimidir.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/tum-akne-tedavileri-guvenlimidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 15 Nov 2009 09:37:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[akne]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[bezleri]]></category>
		<category><![CDATA[hormon]]></category>
		<category><![CDATA[stres]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[yağ]]></category>
		<category><![CDATA[yöntem]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2387</guid>
		<description><![CDATA[Akne birçok tedavisi olan bir problemdir, ancak bir o kadar da yan etkisi olan bir sorundur. Bakteri ve stres dolu  bir cildi kontrol edebilirseniz her şey güzeldir, ancak hormonlarınız gelişirse, çok az sayıda kimyasal tedavi kurtarabilir sizi.
Yağ bezlerinizi çektiği, karaciğerinize zarar verdiği, acıyı sebep olan ve hatta sizi depresyona iten bazı tedaviler olduğu söyleniyor. Bu makalemizde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Akne birçok tedavisi olan bir problemdir, ancak bir o kadar da yan etkisi olan bir sorundur. Bakteri ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/stres">stres</a> dolu  bir cildi kontrol edebilirseniz her şey güzeldir, ancak hormonlarınız gelişirse, çok az sayıda kimyasal <a href="http://www.netyazari.com/tag/tedavi">tedavi</a> kurtarabilir sizi.<span id="more-2387"></span></p>
<p>Yağ bezlerinizi çektiği, karaciğerinize zarar verdiği, acıyı sebep olan ve hatta sizi depresyona iten bazı <a href="http://www.netyazari.com/tag/tedavi">tedavi</a>ler olduğu söyleniyor. Bu makalemizde , eksfolyant gibi hareket eden ve ölü hücreleri temizleyen salisilik ve alfa hidroksit asidi kullanmanızı tavsiye ediyoruz. Ancak salisilik ve alfa hidroksit asidi kızarıklığa sebep oluyorsa, dermatologunuz tavsiyesinde uygun bir terapiyi tercih etmelisiniz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/tum-akne-tedavileri-guvenlimidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genetiği Değiştirilmiş Gıdaları Tüketmeli Miyiz?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 16:30:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bulents</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Güncel]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[antibiyotik]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[gdo]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[gmo]]></category>
		<category><![CDATA[mutajen]]></category>
		<category><![CDATA[mutasyon]]></category>
		<category><![CDATA[protein]]></category>
		<category><![CDATA[yararları]]></category>
		<category><![CDATA[zararları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2256</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde son günlerde genetiği değiştirilmiş gıdalarla ilgili haberler aldı başını yürüdü. Peki nedir genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO ve GMO) ve niye bu yola başvurulmaktadır ?
 Bir canlının genetik yapısında meydana gelen değişiklikler mutasyon olarak isimlendirilir. Mutasyona sebep olan fatörlere ise mutajenler denir. İşte herhangi bir mutajen vasıtasıyla ister bitki olsun ister hayvan olsun insan eliylede mutasyon [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemizde son günlerde genetiği değiştirilmiş gıdalarla ilgili haberler aldı başını yürüdü. Peki nedir genetiği değiştirilmiş organizmalar (<a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html">GDO</a> ve<a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html"> GMO</a>) ve niye bu yola başvurulmaktadır ?</p>
<p> Bir canlının <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>etik yapısında meydana gelen değişiklikler mutasyon olarak isimlendirilir. Mutasyona sebep olan fatörlere ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutajen">mutajen</a>ler denir. İşte herhangi bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutajen">mutajen</a> vasıtasıyla ister bitki olsun ister hayvan olsun insan eliylede <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutasyon">mutasyon</a> yapılmaktadır. Mutasyonlar bazen yararlıda görülse çoğu zaman yararlı olmadıkları anlaşılmıştır. Günümüzde bu teknik bir çok hastalıkta dahi kullanılmaktadır.</p>
<p><span id="more-2256"></span></p>
<h2><span style="color: #ff0000;">Peki nedir bu GDO ?</span></h2>
<p> Örneğin elimizde Amfisiline karşı dirençli olmayan bir bakteri var. Diğer bir taraftada amfisiline karşı dirençli olan bir bakteri olsun. Dirençli olan bakteriden amfisilin dirençlilik <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>ini kopyalayıp dirençsiz olan bakteriye aktarım yaparsak o bakterinin de bir süre sonra dirençli hale geçtiği görülür. Bu aktarım ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a> tabancaları gibi farklı metotlarla yapılmaktadır. Bu sayede istediğimiz bakteriyi üretebilir ve dirençlilik <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri aktarabiliriz peki bu bizim ne işimize yarar diye sorarsanız tüm bu aktarım yöntemleri sayesinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/antibiyotik">antibiyotik</a> üretilir. İşte bakın GDO burada ne kadar önemli bir teknoloji olduğunu gösterdi bile.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html"><img class="alignright size-medium wp-image-2273" title="genetik-degistirilmis-gidalar" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/11/genetik-degistirilmis-gidalar-300x206.jpg" alt="genetik-degistirilmis-gidalar" width="300" height="206" /></a>Bir diğer örnek olarakta aşılamayı verebiliriz. Bitkileri aşılama yöntemiyle daha kısa sürede bitkinin büyümesini ve sonuç itibariylede meyve vermesini sağlayabiliriz. Burada zamandan tasarruf sağlayan çiftçi de kısa süre de para kazanmış olacaktır.  Tüm bu örneklerin dışında GDO ile imkansız gibi görülen bazı meyveler yada bazı ticari ürünler de ortaya çıkarabiliriz ki bunun insan sağlığı açısından ne kadar yararlı olduğu maalesef şüphelidir. Bir diğer örneğimizide Amerika&#8217;dan verebiliriz. Amerika şeker pancarının bulunmadığı bir ülke olmasına rağmen kendi imkanıyla şeker üretimi yapabilmektedir. Tüm bunlar da <em><strong><span style="color: #ff0000;">GDO ile şeker pancarının gerekli olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>etik kodu mısıra aktarılarak</span></strong></em> Amerika şeker üretimini başarmış ve şekerle ilgili herhangi bir ithalaatı bulunmamaktadır.</p>
<p> <br />
 GDO aslında yıllardan beri yapılmasına rağmen son zamanlarda hızlanmıştır. Bu tekniğin yapılması hem masraflı hemde bir zamanlar zordu ancak günümüzde durum tersine dönmüş kısa süre içerisinde maddi gelir sağlanabilmek amacıyla GDO yapılmaya başlanmıştır. Maalesef bu bilim dalı birçok şirket tarafından da<span style="color: #ff0000;"><strong> GDO = Para</strong> </span>olarak görüldüğünden yararlı olmaktan çıkıp zararlı hale dönüştürülmüştür.  Son zamanlarda yapılan bir diğer araştırma ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri değiştirilmiş meyve ve sebzelerin bir süre sonra zehirli bir protein ürettiğinin gözlenmesidir. Belki bizler bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri değiştirilmiş meyve ve sebzeleri tüketirken hayatımızda çok kalıcı bir değişik yansımıycak ama gelecek kuşaklarda bunun etkisi muhakkak görülecektir. Çünkü <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>leri değiştirilmiş meyve ve sebzelerin ürettikleri zehirli <a href="http://www.netyazari.com/tag/protein">protein</a>ler sayesinde kuşların ve böceklerin de öldükleri gözlenmiştir.</p>
<p> <br />
<a href="http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html"><img class="alignleft size-medium wp-image-2275" title="gdo-misir-muz-kanola" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/11/gdo-misir-muz-kanola-300x236.jpg" alt="gdo-misir-muz-kanola" width="240" height="189" /></a> <strong>Bir toplum olarak <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>etiği değiştirilmiş gıdalardan uzak durmamız söz konusu mu peki ?</strong> Maalesef hayır hatta imkansız diyebiliriz. Çünkü aldığımız her ürünün içinde başta şekerli gıdalar olmak üzere maalesef GDO kullanılmaktadır. Tüm bu ürünlerdeki değişikilikler ise antibiyotik dayanıklılık <a href="http://www.netyazari.com/tag/gen">gen</a>ine bağlanarak taşındığından dolayı <span style="color: #ff0000;"><strong>Alzheimer</strong></span> ve <strong><span style="color: #ff0000;">deli dana </span></strong>gibi rahatsızlıkların oluşmasına sebep olmaktadır. Günümüzde bu rahatsızlıkların da arttığını gözlemlemişinizdir zaten.</p>
<p> <span style="color: #ff0000;"><strong>Sözün özü ;</strong></span> toplum olarak elinizden geldiği kadarıyla doğal ürünler yetiştirmeye çalışın ülkemizde hala GDO tohumu üretmek yasakta olsa bu ürünler hayvan yemi olarak ülkemize alınmakta ve bu sayede kaçakta olsa bizlerin sofralarına sunulmaktadır. Bizler her  ne kadar kendi ürettiğimiz ürünleri doğal ürünleri kullanırsak emin olunki gelecekte daha sağlam bir nesil ortaya çıkacaktır&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/genetigi-degistirilmis-gidalari-tuketmeli-miyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

