<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün İçerikli Bilgi ve Makale Kaynağı &#187; icadı</title>
	<atom:link href="http://www.netyazari.com/tag/icadi/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.netyazari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 00:23:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Penisilinin Bulunuşu</title>
		<link>http://www.netyazari.com/penisilinin-bulunusu.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/penisilinin-bulunusu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 23:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alexander]]></category>
		<category><![CDATA[antiseptik]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[buldu]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[Chain]]></category>
		<category><![CDATA[Fleming]]></category>
		<category><![CDATA[Florey]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[küf]]></category>
		<category><![CDATA[penisilin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3088</guid>
		<description><![CDATA[Penisilin icat edilmesi bilim tarihine altın harflerle geçmiştir. Peki bu altın harflerle bilim tarihine geçen buluş acaba bir rastlantı sonucu mu oluşmuştur ? Penisilini Alexander Fleming 1928 yılında icat etmiştir. 1881 doğumlu olan Alexander Fleming 1906 yılında tıp eğitimini,  Londra Üniversite’sinin Tıp Fakültesinde tamamladı. Mezun olduktan sonra doktor olan Fleming ilgisini çeken  bakteriler üzerine tıbbi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Penisilin icat edilmesi bilim tarihine altın harflerle geçmiştir. Peki bu altın harflerle bilim tarihine geçen buluş acaba bir rastlantı sonucu mu oluşmuştur ?</strong> Penisilini Alexander Fleming 1928 yılında icat etmiştir. 1881 doğumlu olan Alexander Fleming 1906 yılında tıp eğitimini,  Londra Üniversite’sinin Tıp Fakültesinde tamamladı. Mezun olduktan sonra doktor olan Fleming ilgisini çeken  <a href="http://www.netyazari.com/tag/bakteri">bakteri</a>ler üzerine tıbbi araştırmalar yapmaya başladı. Bakteriler üzerine araştırma yapmasının sebebi ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/bakteri">bakteri</a>lerin ölümcül olma özelliklerini yok etmek istemeseydi. Bu sayede bu yüzden ölen insanların ölümünü durdurabilirdi. Bu amaçla yolan çıkan <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> insanlığa yararlı olmayı seçerek <a href="http://www.netyazari.com/tag/penisilin">penisilin</a>i icat etmiştir. <span id="more-3088"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> 1. Dünya Savaşının başladığı yıllara kadar bilimsel araştırmalarına devam ediyordu. Savaş başladıktan sonra yüzbaşı rütbesiyle Fransa’ya gönderilir. Savaş sırasında yaralıları tedavi ederken, çeşitli antiseptik ilaçların yaralılara zararlı olduğunu fark etti. Bu antiseptik ilaçlar vücuttaki mikropları öldürmesinin yanı sıra kanda bulunan koruyucu akyuvarları da öldürüyordu. Böylece <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a>, bir antiseptik bulmayı kafasına koydu. Savaş bittikten sonra geri dönen <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> çalışmalarını sürdürmeye devam etmiştir.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/penisilin_alexander_fleming.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3091" title="penisilin_alexander_fleming" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/penisilin_alexander_fleming-300x225.jpg" alt="penisilin_alexander_fleming" width="300" height="225" /></a>Laboratuarında yaptığı incelemeler sırasında rastlantı eseri jelatin tabakların birinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a> görür. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a>ü inceleyen Fleming jelatin tabakta bulunan öldürücü bakteriyi yok ettiğini fark etti. Bu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a>e penisilin adını vererek araştırmaların daha da genişletti. Bulduğu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kuf">küf</a>ü çeşitli hastalıklara sahip hayvanlar üzerinde denedi. Yeterli parası olmadığı için araştırmalarının sonuna gelmişti. Çeşitli bilim adamlarından yardım istedi fakat yeterli ilgiyi göremedi. 1939 yılında Florey ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/chain">Chain</a> adlı İngiliz bilim adamları, Fleming’in ürettiği penilisin ile ilgilenmeye başladılar. 1941 yılında, penisilin insan kanına enjekte edilerek, penisilinin ilk defa insan üzerinde kullanılması gerçekleşti. Enjekte edilen ilk insan ise, ölüm döşeğinde olan bir polisti. Penisilin enjekte edilen polis beş gün süreyle penisilin iğnesi yedi ve tekrardan normal hayatına dönebildi. 1944 yılında Florey,<a href="http://www.netyazari.com/tag/chain">Chain</a> ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/fleming">Fleming</a> İngiltere’de <strong>“ Şövalye ”</strong> unvanına sahip oldular.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/penisilinin-bulunusu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Termostatın İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/termostatin-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/termostatin-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 22:04:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Andrew]]></category>
		<category><![CDATA[bimetal]]></category>
		<category><![CDATA[Charles]]></category>
		<category><![CDATA[eden]]></category>
		<category><![CDATA[Edward]]></category>
		<category><![CDATA[Fulton]]></category>
		<category><![CDATA[Harrison]]></category>
		<category><![CDATA[Hearson]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[İskoçyalı]]></category>
		<category><![CDATA[John]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[termostat]]></category>
		<category><![CDATA[Ure]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3042</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde termostatın kullanım alanlarına baktığımızda, fırınlar, elektrikli ütüler, çamaşır veya bulaşık makineleri, merkezi ısıtma sistemleri, buzdolapları, fırınlar, su ısıtıcıları veya dondurucularda sıklıkla kullanıldığından bahsedebiliriz. Özellikle çay ve kahve keyiflerimizin devam etmesine yardım eden çay ve kahve makinelerinde de termostatların kullanıldığını görebiliriz. 
Termostatın icat edilmesi 1830lu yıllara dayanmaktadır. Bu yıllarda sıcaklık ayarlama aygıtlarında bazı teknolojiler kullanılıyordu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde termostatın kullanım alanlarına baktığımızda, fırınlar, elektrikli ütüler, çamaşır veya bulaşık makineleri, merkezi ısıtma sistemleri, buzdolapları, fırınlar, su ısıtıcıları veya dondurucularda sıklıkla kullanıldığından bahsedebiliriz. Özellikle çay ve kahve keyiflerimizin devam etmesine yardım <a href="http://www.netyazari.com/tag/eden">eden</a> çay ve kahve makinelerinde de <a href="http://www.netyazari.com/tag/termostat">termostat</a>ların kullanıldığını görebiliriz. <span id="more-3042"></span></p>
<p>Termostatın icat edilmesi 1830lu yıllara dayanmaktadır. Bu yıllarda sıcaklık ayarlama aygıtlarında bazı teknolojiler kullanılıyordu fakat termostat o yıllar için yeni bir kavram olmuştur. Termostatın mucidi İskoçyalı Andrew <a href="http://www.netyazari.com/tag/ure">Ure</a>’dir <a href="http://www.netyazari.com/tag/ure">Ure</a> 1830lu yılların ortasında bugünkü termostatların temelini oluşturan bimetaliğin patentini almıştır. Bimetalikler, sıcaklığın değişmesi sonucu birbirine temas eden iki metalde genleşme ya da büzülme meydana gelmektedir. Sıcaklığın değişmesi ile birlikte eğilen şeritler, cihazın ayar düğmesini ya etkisiz ya da etkili hale getirmektedir. Andrew <a href="http://www.netyazari.com/tag/ure">Ure</a>, bahsettiğimiz bu ilkeyi ısı denetimine uygulayan ilk kişi olsa bile, bu tür aygıtların mimarı <a href="http://www.netyazari.com/tag/john">John</a> Harrison adlı kişidir. <a href="http://www.netyazari.com/tag/john">John</a> Harrison 1726 yılında kronometresinde sıcaklık değişimleri sonucu oluşan hataları düzeltmek için <a href="http://www.netyazari.com/tag/bimetal">bimetal</a>ik sarkacı kullanmıştır.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/termostatin-icadi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3059" title="termostatin-icadi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/termostatin-icadi-220x300.jpg" alt="termostatin-icadi" width="220" height="300" /></a>Andrew <a href="http://www.netyazari.com/tag/ure">Ure</a> patentini aldığı bu fikirleri geniş bir kesime yayamadı ve 1881 yılında Charles <a href="http://www.netyazari.com/tag/edward">Edward</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/hearson">Hearson</a> sıvı termostatın patentini alarak ilk termostatın öncüsü oldu. C.E.<a href="http://www.netyazari.com/tag/hearson">Hearson</a> ürettiği sıvı <a href="http://www.netyazari.com/tag/termostat">termostat</a>ını, kümes hayvanlarının kuluçka makinelerinde kullanmak üzere tasarlamıştı. Bu sıvı <a href="http://www.netyazari.com/tag/termostat">termostat</a>, bir kabın içinde istenilen sıcaklıkta kaynatılmış bir sıvı bulunmasından ibaretti. Kaynamış sıvı, kabı genişleterek kabın üzerinde bulunan kumanda kolunun hareket etmesini sağlıyordu.</p>
<p>1903 yılında W.M.<a href="http://www.netyazari.com/tag/fulton">Fulton</a>’un ürettiği ve patentini aldığı termostat ise sıvı ya da gaz dolu bir körük kullanılan termostatlardır.<a href="http://www.netyazari.com/tag/fulton">Fulton</a>’un patentini aldığı bu sistemde, körük içinde bulunan gazın veya sıvının sıcaklığına bağlı olarak büzülmekte veya genleşmekteydi. Bu sistemin kademli bir şekilde sıcaklı değişimini elde etmek gibi bir artısı vardı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/termostatin-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mikrodalga Fırının İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/mikrodalga-firinin-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/mikrodalga-firinin-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 21:58:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Baron]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[dalga]]></category>
		<category><![CDATA[fırın]]></category>
		<category><![CDATA[fırının]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[John]]></category>
		<category><![CDATA[Le]]></category>
		<category><![CDATA[Magnetron]]></category>
		<category><![CDATA[mikro]]></category>
		<category><![CDATA[Percy]]></category>
		<category><![CDATA[Randall]]></category>
		<category><![CDATA[Spencer]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3040</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde kullandığımız mikrodalga fırınlar çoğu zaman hızlı ısıtma sistemleri sayesinde imdadımıza yetişmektedirler. Bazı zamanlar yemek pişirmeye vakit bulmamız o kadar zordur ki mikrodalga fırınları kullanarak zamandan tasarruf ederiz. Mikrodalga fırınların icadı o kadar ilginçtir ki, bu aletin icadının  çikolatalı fıstıklı bir gofretten dolayı olduğunu söylesek sanırım sizde hak verirsiniz. Mikrodalganın mucidi Percy Le Baron Spencer, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde kullandığımız mikrodalga fırınlar çoğu zaman hızlı ısıtma sistemleri sayesinde imdadımıza yetişmektedirler. Bazı zamanlar yemek pişirmeye vakit bulmamız o kadar zordur ki mikrodalga fırınları kullanarak zamandan tasarruf ederiz. Mikrodalga fırınların icadı o kadar ilginçtir ki, bu aletin icadının  çikolatalı fıstıklı bir gofretten dolayı olduğunu söylesek sanırım sizde hak verirsiniz. Mikrodalganın mucidi Percy <a href="http://www.netyazari.com/tag/le">Le</a> Baron Spencer, cebinde bulunan bir fıstıklı gofretin erimesi sonucu, çikolatayı eriten şeyin ne olduğunu araştırırken <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalga fırını icat etmeye karar verdiğini belirtmiş. Spencer, magnetron diye tabir edilen ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalga yayan bir aygıtın yanından geçtikten hemen sonra çikolatayı eritenin bu alet olup olmadığını araştırmaya başlaması ile <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a><a href="http://www.netyazari.com/tag/dalga">dalga</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/firin">fırın</a>ların icat edilme süreci başlamış oldu.<span id="more-3040"></span></p>
<p>Magnetronlar, bazı fizikçiler tarafından 1940’lı yılların başında uçak radarlarında mikrodalga üretmek amacı ile geliştirilmişlerdi. 1947 yılında Sir <a href="http://www.netyazari.com/tag/john">John</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/randall">Randall</a> ve Dr. Boot bu cihazın patentini  almışlardır. Geliştirilen bu teknoloji ABD ile ortaklaşa kullanıldı.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/mikro-dalga-firinin-icadi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3055" title="mikro-dalga-firinin-icadi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2010/01/mikro-dalga-firinin-icadi-233x300.jpg" alt="mikro-dalga-firinin-icadi" width="233" height="300" /></a>Günümüzde kullanılan <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalga fırınlar, ısı yayımından ziyade moleküllerin ayrımıyla çalışmaktadır. Spencer bunu fark ederek <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalga fırınlar üzerinde yaptığı araştırmayı daha da genişletti. Mikrodalga ışının hemen önüne bir paket mısırı koyan Spencer, birkaç saniye sonrasında patlamış mısırları elde etti. İlk ticari <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalga fırını üretecek olan Raytheon’u ikna etmek içinse çaydanlığın içine koyduğu yumurtanın kısa sürede pişmesi ve yumurtanın patlaması yeterli oldu. Araştırmalarını daha da derinleştiren Spencer 1946 yılında Boston’da bulunan bir restorana ilk prototipi yerleştirerek 1950 yılında <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalganın patentini aldı. Prototipin başarılı olmasının ardından ticari olarak ilk <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a>dalgayı ise 1947 yılında Radarange adı ile Raytheon üretti. Günümüze kadar gelen <a href="http://www.netyazari.com/tag/mikro">mikro</a><a href="http://www.netyazari.com/tag/dalga">dalga</a>lar şu an bir çok firma tarafından farklı modeller ve farklı teknolojik özelliklere sahip olarak evlerimize girmekte ve bir çok yerde kullanılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/mikrodalga-firinin-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Denizaltının İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/denizaltinin-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/denizaltinin-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 21:50:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Bushnell]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[Cornelius]]></category>
		<category><![CDATA[David]]></category>
		<category><![CDATA[denizaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Drebbel]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[kim yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[W.Bourne]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3038</guid>
		<description><![CDATA[1578 yılında ünlü matematikçi W.Bourne ilk defa denizaltı tasarımını yaptı. Bourne yaptığı tasarımdan memnun olmadı ve bu projesini devam ettirmedi. Tam 40 yıl geçtikten sonra Cornelius Drebbel, Bourne’nun denizatlısına benzer bir tasarım yaparak denizaltını yaptı. Yapılan denizaltını Thanes Nehri’nde deneyerek başarılı olan Drebbel’in denizaltısı İngiliz Deniz Bakanlığı tarafından kabul edilmedi.Bu yüzden denizaltını icat eden kişinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1578 yılında ünlü matematikçi W.Bourne ilk defa denizaltı tasarımını yaptı. Bourne yaptığı tasarımdan memnun olmadı ve bu projesini devam ettirmedi. Tam 40 yıl geçtikten sonra Cornelius Drebbel, Bourne’nun denizatlısına benzer bir tasarım yaparak denizaltını yaptı. Yapılan denizaltını Thanes Nehri’nde deneyerek başarılı olan Drebbel’in denizaltısı İngiliz Deniz Bakanlığı tarafından kabul edilmedi.Bu yüzden denizaltını <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> eden kişinin <a href="http://www.netyazari.com/tag/drebbel">Drebbel</a> olduğundan bahsetmemiz mümkün değildir. <a href="http://www.netyazari.com/tag/drebbel">Drebbel</a>’in ürettiği <a href="http://www.netyazari.com/tag/denizalti">denizaltı</a>nın üzeri deri ile kaplıydı. Bu deri kaplamanın üzerinden dışarıya doğru 12 adet kürek uzanıyordu. <span id="more-3038"></span></p>
<p>American Turtle savaşlarda kullanılan ilk denizaltı olma özelliğine erişti. 1775 yılında David Bushnell tarafından <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> edilmiştir. American Turtler ilk defa 1776 yılında Amerikan Bağımsızlık Savaşında kullanıldı. Fakat, hedef batırma şerefine nail olamadı.  Bu şerefe nail olan denizaltı ise Hunleydir. Hunley Amerika Konfederasyon Ordusunun kullanması için <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> edilmişti. Houstonic adlı savaş gemisini batırarak düşman gemisini batıran ilk <a href="http://www.netyazari.com/tag/denizalti">denizaltı</a> özelliğini kazanmasına rağmen, içinde bulunduğu tüm mürettebat ile batma şanssızlığına da sahip olmuştu.</p>
<p><a href="../wp-content/uploads/2010/01/denizalti.gif"><img class="alignright" title="denizalti" src="../wp-content/uploads/2010/01/denizalti-300x215.gif" alt="denizalti" width="300" height="215" /></a>Yukarıda anlattığımız eski denizaltı tiplerine karşın günümüzdeki modern denizaltını <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> eden kişi ise J.P. Holland’dır. Holland modern bir denizaltının gerektirdiği tüm özellikleri barındıran bir tekne inşa etmişti. Bu teknede, safra tankları, yatay dümen, havaya gereksinim duymayan güç kaynağı, silindir biçimli gövde gibi bölümler vardı. Holland tarafından <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> edilen denizaltı, su altında olduğu zamanlarda bataryalarını kullanıyor, suyun yüzeyine çıktığı zaman ise sahip olduğu içten yanmalı motorunu kullanıyordu. Holland <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> ettiği <a href="http://www.netyazari.com/tag/denizalti">denizaltı</a>yı 1900 yılında ABD’ye verdi. 1902 yılında ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/denizalti">denizaltı</a> gemisinin patentini alarak, Hollanda, Japonya,Rusya ve İngiltereye <a href="http://www.netyazari.com/tag/denizalti">denizaltı</a>lar yapmaya devam etti. Günümüzde modern teknoloji ile donatılan <a href="http://www.netyazari.com/tag/denizalti">denizaltı</a>lar geriye baktığımızda ilk çıkan denizatlıların çok üzerinde teknik özelliklere sahiptir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/denizaltinin-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bilgisayarın İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/bilgisayarin-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/bilgisayarin-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 17:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilgisayar]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[bilgisayarın]]></category>
		<category><![CDATA[business]]></category>
		<category><![CDATA[Condrad]]></category>
		<category><![CDATA[Corporation]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[Machines]]></category>
		<category><![CDATA[Mauchly]]></category>
		<category><![CDATA[mucidi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Zuse]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3024</guid>
		<description><![CDATA[Günümüzde bilgisayarlar hayatımızın bir çok yerinde kullanılmaktadır. Elektronik bir topluma geçtiğimizden bu yana bilgisayarların önemi yadsınamaz. Her türlü işimize bilgisayar sayesinde hallediyoruz artık. İnternet bankacılığından tutunda, bankalarda fatura yatırma işlemine kadar her şey bilgisayar sistemleri ile olmaktadır.
Bilgisayarların olmadığı zamanları düşününce bu cihazı icat eden kişiyi de duacı olmamız kaçınılmaz oluyor. Her türlü işlemimizi bilgisayar sayesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüzde bilgisayarlar hayatımızın bir çok yerinde kullanılmaktadır. Elektronik bir topluma geçtiğimizden bu yana bilgisayarların önemi yadsınamaz. Her türlü işimize bilgisayar sayesinde hallediyoruz artık. İnternet bankacılığından tutunda, bankalarda fatura yatırma işlemine kadar her şey bilgisayar sistemleri ile olmaktadır.</p>
<p>Bilgisayarların olmadığı zamanları düşününce bu cihazı <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> eden kişiyi de duacı olmamız kaçınılmaz oluyor. Her türlü işlemimizi bilgisayar sayesinde hızlı bir şekilde halledebiliyoruz. Peki bu bilgisayarı kim <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> etmiş dilerseniz yazının devamında bu sorunun cevabını verelim.<span id="more-3024"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/bilgisayarin-icadi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3026" title="bilgisayarin-icadi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/bilgisayarin-icadi-300x247.jpg" alt="bilgisayarin-icadi" width="240" height="198" /></a>Bilgisayarı 1941 yılında Condrad <a href="http://www.netyazari.com/tag/zuse">Zuse</a> icat etmiştir. Onun icat ettiği bilgisayar örneği, şu an  günümüzdeki modern bir yapıya kavuşmuştur.  <a href="http://www.netyazari.com/tag/zuse">Zuse</a>’nin icat ettiği ilk bilgisayar, elektron lambaları tabir ettiğimiz şeylerden oluşmuştu. Hatta bu bilgisayar, Business Machines Corporation şirketinin imal ettiği bilgisayarlardan daha verimli bir halde çalışmaktaydı. 1946 yılıında ise Mauchly ve Erchert, <a href="http://www.netyazari.com/tag/zuse">Zuse</a>’nin <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> ettiği bilgisayardan daha fazla randımanlı ve daha fazla işlem hacmine sahip elektronik donanıma tamamen sahip ilk bilgisayarı ürettiler. Bu bilgisayar tam tamına 30 ton ağırlığındaydı. Bu iki Amerikalı bilim adamının ürettiği elektronik bilgisayar, on haneye sahip 5000 sayıyı bir saniye gibi kısa bir sürede birbiri ile toplayabilme yeteneğine sahipti.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/bilgisayarin_icadi.jpg"><img class="size-medium wp-image-3027 alignright" title="bilgisayarin_icadi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/bilgisayarin_icadi-300x230.jpg" alt="bilgisayarin_icadi" width="210" height="161" /></a>Aslında ilk bilgisayarın yapılma yılı olarak 1950 yılını gösterebiliriz. Çünkü, yukarıda yapılan bilgisayarların hepsi, günümüzde kullandığımız bilgisayarlardan farklı bir yapıya sahip olduğu için bilgisayar demek belki yanlış olabilir. 1950li yıllardan sonra ise, <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> edilen bilgisayarların, teknolojininde gelişmesi ile birlikte daha fazla bilgiyi saklama ve işleme kapasiteleri arttırıldı. Artan kapasiteler ile birlikte günümüzde en çok kullanılan ve ihtiyaç duyduğumuz bir eşya haline gelerek en önemli <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a>lardan birisi oldu. İlerleyen teknoloji ile birlikte, bilgisayarların modelleri ve kapasiteleri değişmekte, günümüz teknolojisine uygun hale getirilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/bilgisayarin-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Telefonun İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/telefonun-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/telefonun-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 31 Dec 2009 17:18:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[bel]]></category>
		<category><![CDATA[bulan]]></category>
		<category><![CDATA[Chappe]]></category>
		<category><![CDATA[Claude]]></category>
		<category><![CDATA[Graham]]></category>
		<category><![CDATA[Graham Bel]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[kişi]]></category>
		<category><![CDATA[mucid]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<category><![CDATA[telgraf]]></category>
		<category><![CDATA[yapan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3019</guid>
		<description><![CDATA[Telefonlar, günümüzde iletişimimizi sağlayan, yanımızdan ayırmadığımız ve vazgeçemediğimiz cihazlardır. Peki telefondan önce insanlar hangi iletişim yollarını deniyordu biliyor muydunuz ? Telefondan önce güvercinin ayağına mesaj bağlama , çok önceleri ise dumanla haberleşme, aynaları parlamasından yararlanarak haberleşmeye çalışmak  gibi bir çok haberleşme teknikleri kullanılmaktaydı. İnsanlar yıllar ilerledikçe bu haberleşme olanaklarını geliştirmek ve daha hızlı şekilde iletişim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Telefonlar, günümüzde iletişimimizi sağlayan, yanımızdan ayırmadığımız ve vazgeçemediğimiz cihazlardır. Peki telefondan önce insanlar hangi iletişim yollarını deniyordu biliyor muydunuz ? Telefondan önce güvercinin ayağına mesaj bağlama , çok önceleri ise dumanla haberleşme, aynaları parlamasından yararlanarak haberleşmeye çalışmak  gibi bir çok haberleşme teknikleri kullanılmaktaydı. İnsanlar yıllar ilerledikçe bu haberleşme olanaklarını geliştirmek ve daha hızlı şekilde iletişim kurmak için bir çok şey denediler. 1793 yılında Fransız olan Claude Chappe telgrafı geliştirerek, uzak mesafelerdeki iletişimi daha kolay yapmamızı sağladı. Telgrafın kullanımında, kule tepelerinde bulunan hareketli kollar sayesinde çeşitli işaretler yapılırdı. Bu işaretlerde rakamları ve harfleri iletirdi. Böylece insanlar Chappe’nin telgrafı bulması ile daha hızlı iletişime geçti. Fakat Graham Bell, bu iletişimi daha da kolaylaştırmak ve hızlılaştırmak istiyordu. Bunun için çeşitli araştırmalar <a href="http://www.netyazari.com/tag/yapan">yapan</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/graham">Graham</a> Bell, insanların konuşmalarını teller aracılığı ile karşı tarafa iletebileceğini düşünerek bunu denedi ve başardı.Bu sayede şu an kullandığımız ve devamlı olarak gelişen telefon <a href="http://www.netyazari.com/tag/graham">Graham</a> Bell tarafından icat edildi.<span id="more-3019"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/telefon_alexander-graham-bell.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3021" title="telefon_alexander-graham-bell" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/telefon_alexander-graham-bell-300x245.jpg" alt="telefon_alexander-graham-bell" width="300" height="245" /></a>Graham Bell’in icat ettiği ilk telefon borazana benziyordu. Kulaklık ve ağız bölümü beraberdi. Ağız kısmına konuşulan ses, diyafram seslerinin titreşmesi sonucu elektrik dalgası olarak karşı tarafa iletiliyor, karşı tarafa iletilen elektrik dalgaları ise diyaframa çarparak yeniden ses oluyordu. <strong><em>Telefonun icadı hakkında ilginç bir anektod ise, <a href="http://www.netyazari.com/ampulun-icadi.html">Edison</a>’un duvara monte edebildiğimiz telefonları bulmasıydı. Alıcı ve mikron kısmını kendisi tasarladı. Ayrıca telefonun zil kısmını ise telefonlara ilk defa entegre etme başarısına ulaştı.</em></strong> Karşı tarafı dinler iken telefonda bulunan kolu sürekli çevirmek gerekiyordu. Günümüzde yapılan ilk telefon görüşmeleri, santral memurlarının yardımı ile yapılıyordu. Hem aranan <a href="http://www.netyazari.com/tag/kisi">kişi</a>nin hem de arayan <a href="http://www.netyazari.com/tag/kisi">kişi</a>nin bağlantı telleri birleştiriliyor ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/telefon">telefon</a> görüşmesi sağlanıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/telefonun-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bulaşık Makinesinin İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/bulasik-makinesinin-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/bulasik-makinesinin-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 21:57:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[bulaşık]]></category>
		<category><![CDATA[çalışması]]></category>
		<category><![CDATA[Cochran]]></category>
		<category><![CDATA[Fitch]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[John]]></category>
		<category><![CDATA[Josephine]]></category>
		<category><![CDATA[makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/2997.html</guid>
		<description><![CDATA[Bulaşık makinesi günümüzde bir çok kadının hayatını kolaylaştırmakla birlikte, bu işten arta kalan zamanı ise değişik yerlerde kullanabiliyoruz. Bulaşık makinesinin icadı, 2 yüzyıl öncesine dayanmaktadır. 19. yüzyılda Amerikalı kadınların bulaşık yıkamalarına isyan etmelerinden sonra icat edilmiştir. 
Bu yüzyılda kadınlar bulaşık yıkamaktan sıkılmışlardı. Bulaşık yıkamaya ayırdıkları zamanlarını sosyal aktivitelere ayırmak ve eğlenmek istiyorlardı. Sosyal aktivitelere zaman [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bulaşık makinesi günümüzde bir çok kadının hayatını kolaylaştırmakla birlikte, bu işten arta kalan zamanı ise değişik yerlerde kullanabiliyoruz. Bulaşık makinesinin icadı, 2 yüzyıl öncesine dayanmaktadır.<strong><em> 19. yüzyılda Amerikalı kadınların bulaşık yıkamalarına isyan etmelerinden sonra <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> edilmiştir</em></strong>. <span id="more-2997"></span></p>
<p>Bu yüzyılda kadınlar bulaşık yıkamaktan sıkılmışlardı. Bulaşık yıkamaya ayırdıkları zamanlarını sosyal aktivitelere ayırmak ve eğlenmek istiyorlardı. Sosyal aktivitelere zaman ayırmak istedikleri içinde, bulaşık yıkamak dahil, evin diğer işleriyle uğraşmaları için temizlikçi kadınlar tutuyorlardı. Amerikalı kadınlar, bu temizlikçi kadınların, yemek takımlarını ve evdeki eşyaları fazla önemsemediklerinden dolayı şikayetçi idiler. Bu yüzden Amerikalı bir çok kadın, bulaşık makinesini <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> etmek adına bir çok fikir ve proje geliştirdi.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/bulasikmakinasi.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-3007" title="bulasikmakinasi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/bulasikmakinasi-204x300.jpg" alt="bulasikmakinasi" width="143" height="210" /></a>Bulaşık makinesinin ilk patentini ise 1885 yılında Josephine G. Cochran aldı. Cochran, buharlı gemiyi <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> ettiğini belirten <a href="http://www.netyazari.com/tag/john">John</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/fitch">Fitch</a>’in soy ağacından geldiği için, bulaşık makinesi ile fikirler ve projeler üreten bir çok kişiden öndeydi. <a href="http://www.netyazari.com/tag/cochran">Cochran</a>’ın ürettiği makinenin çalışma sistemi ise çok kolaydı. Alt tarafta bulunan iki adet silindirden, <a href="http://www.netyazari.com/tag/bulasik">bulaşık</a>ların bulunduğu rafa yani makinenin içine sabun ve su pompalanıyordu. Bu pompalanan suyu, daha sonra tekrar pompalamak üzere bulunan emici silindirler suyu geri çekiyor ve su devir daim sistemi ile tekrardan pompalanıyordu.</p>
<p> Evler için üretilen makineyi çalıştırmak içinse yan tarafında bir kol bulunuyordu. Bu kol çekildiğinde makine çalışmaya başlıyordu. Ev için üretilmeyen ve daha büyük yerlerde ihtiyaç duyulan makineler ise buhar gücünden yararlanıyordu.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/ilk-bulasik-makinesi.jpg"><img class="size-full wp-image-3008 alignleft" title="ilk-bulasik-makinesi" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/ilk-bulasik-makinesi.jpg" alt="ilk-bulasik-makinesi" width="118" height="140" /></a>Bulaşık makinesini  bir fuarda gösterip,  gazetecilerinde makineyi tanıtması üzerine <a href="http://www.netyazari.com/tag/cochran">Cochran</a>’ın ismi daha çok duyulmaya başlandı. </p>
<p> Makinenin pazarlama işini ise yine kendisi üstlenen Cochran, günümüzde ileri teknoloji ile kullandığımız bulaşık makinelerini <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> eden kişi olarak adını tarihe yazdırdı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/bulasik-makinesinin-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ampul’ün İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/ampulun-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/ampulun-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 21:54:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alva]]></category>
		<category><![CDATA[ampul]]></category>
		<category><![CDATA[edison]]></category>
		<category><![CDATA[elektrik]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[ışık]]></category>
		<category><![CDATA[lamba]]></category>
		<category><![CDATA[Thomas]]></category>
		<category><![CDATA[Wallace]]></category>
		<category><![CDATA[William]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2990</guid>
		<description><![CDATA[Çevremize ışık saçan, etrafımızı aydınlatan ampullerin nasıl ve kim tarafından icat edildiğini merak ediyorsanız, ampulün icadı hakkında kapsamlı bir bilgiyi sizlere sunuyoruz.
Edison ampulü ilk bulduğunda ona elektrik ışığı ismini takmıştı. Çünkü, elektrik ışığının bulunması, Edison’un yaptığı bir geziye dayanır. Edison, William Wallace ile birlikte üzerinde çalıştığı elektrik lambası hakkında detaylı incelemeler yaparken, cihazın tam karşısına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çevremize ışık saçan, etrafımızı aydınlatan <a href="http://www.netyazari.com/tag/ampul">ampul</a>lerin nasıl ve kim tarafından icat edildiğini merak ediyorsanız, <a href="http://www.netyazari.com/tag/ampul">ampul</a>ün <a href="http://www.netyazari.com/tag/icadi">icadı</a> hakkında kapsamlı bir bilgiyi sizlere sunuyoruz.</p>
<p>Edison ampulü ilk bulduğunda ona elektrik ışığı ismini takmıştı. Çünkü, elektrik ışığının bulunması, Edison’un yaptığı bir geziye dayanır. Edison, William Wallace ile birlikte üzerinde çalıştığı elektrik <a href="http://www.netyazari.com/tag/lamba">lamba</a>sı hakkında detaylı incelemeler yaparken, cihazın tam karşısına bir adet grafit plaka yerleştirmişti. Elektrik <a href="http://www.netyazari.com/tag/lamba">lamba</a>sında oluşan elektrik akımı, grafit plakalarını eritecek güçlükteydi.  Fakat, Edison <a href="http://www.netyazari.com/tag/wallace">Wallace</a>’in üzerinde çalıştığı bu metodu beğenmedi ve kendisinin daha iyi yapabileceğini kanıtlamak üzere yeni çalışmalar yapmaya başladı.<span id="more-2990"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/ampul_diagram.JPG"><img class="alignright size-medium wp-image-2992" title="ampul_diagram" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/ampul_diagram-242x300.jpg" alt="ampul_diagram" width="242" height="300" /></a>Edison çalışmalarına geceli gündüzlü devam ediyordu. Yaklaşık olarak 40-45 iş arkadaşı da kendisine yardımcı olarak, bu icadın ortaya çıkarılmasına eşlik ediyorlardır. Edison, yaklaşık 2000 deney sonunda hala istediği şekilde ampulü oluşturamıyordu. Oluşturulan ampullerde kullanılan bazı maddeler az dayanıklı olurken, bazıları da maliyetli oluyordu. Edison’un amacı herkesin evinde rahatça kullanabileceği bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/lamba">lamba</a> yapmak istiyordu. Hala istediği sonuca ulaşamamıştı.</p>
<p>Hatıra defterine yazdığı bir yazıda, Edison’un asistanı artık deneylerden vazgeçmeleri gerektiğini belirtir. Bunun üzerine Edison, asistanına neden vazgeçmeleri gerektiğini sorar. Asistanı ise, 2000 üzerine deney yaptıklarını ve bir sonuna ulaşamadıklarını söyler. Edison’un cevabı ise nettir. Evet, istediğimiz amaca ulaşamadık, demek ki aradığımız sonuç bu 2000 deneyin içinde değil diyerek çalışmalarına devam etmiştir.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/ilk_ampul.jpg"><img class="alignright size-full wp-image-2993" title="ilk_ampul" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/ilk_ampul.jpg" alt="ilk_ampul" width="115" height="202" /></a>1879 yılında ise, dalgın bir şekilde ceketindeki düğmeleri çevirirken düğmelerden birinin kopması sonucu, ceketinin düğme yerindeki iplik parçasını görerek aklına bir fikir gelir. Hemen bu iplik parçasını, ampulde kullanmak üzere labratuara götürür ve teknisyenlerinden bir adet yumak ip alarak, yumağı küçük parçalar halinde kesmelerini ve sonrasında kömürleştirerek <a href="http://www.netyazari.com/tag/lamba">lamba</a>ların içine takmasını söyler. Lambaya takılan iplikler, devamlı kırılırken sadece bir tanesi kırılmadan <a href="http://www.netyazari.com/tag/lamba">lamba</a>nın içine yerleştirilmişti. Bunun üzerine <a href="http://www.netyazari.com/tag/lamba">lamba</a>nın havası boşaltılarak, elektrik verildi. Sonrasında ise, iplik parçası iyice kızarak sarımsı bir ışık saçmaya başladı. Bu ışığın çabucak söneceği zannedilirken, <a href="http://www.netyazari.com/tag/ampul">ampul</a> uzun süreli bir şekilde yanmaya devam etti.</p>
<p>4 Eylül 1882 yılında ise, <a href="http://www.netyazari.com/tag/ampul">ampul</a>ler Edison’un bir işareti ile aydınlanırken, yüzlerce ev Edison’un <a href="http://www.netyazari.com/tag/icadi">icadı</a> ile aydınlanıyordu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/ampulun-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyonun İcadı</title>
		<link>http://www.netyazari.com/televizyonun-icadi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/televizyonun-icadi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 21:57:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[Farnsworth]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[kim]]></category>
		<category><![CDATA[Nipkov]]></category>
		<category><![CDATA[Paul Nipkov]]></category>
		<category><![CDATA[televizyon]]></category>
		<category><![CDATA[yaptı]]></category>
		<category><![CDATA[Zworykin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2982</guid>
		<description><![CDATA[Birçoğumuz televizyon izlemekten kendimizi alamayız. Belki saatlerce televizyon karşısında çeşitli programları, maçları, dizi ve filmleri izleriz. Kah eğlenir kah üzülürüz. Peki, hayatımızın bir parçası olan televizyonu kim, nasıl icat etmiştir merak etmediniz mi ?
Netyazari.com olarak, televizyonun nasıl ve kim tarafından icat edildiğini araştırdık. İşte sizlere televizyonun nasıl ve kim tarafından icat edildiği.
Televizyonun icadı 1920li yıllara [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçoğumuz televizyon izlemekten kendimizi alamayız. Belki saatlerce televizyon karşısında çeşitli programları, maçları, dizi ve filmleri izleriz. Kah eğlenir kah üzülürüz. Peki, hayatımızın bir parçası olan televizyonu <a href="http://www.netyazari.com/tag/kim">kim</a>, nasıl icat etmiştir merak etmediniz mi ?</p>
<p>Netyazari.com olarak, televizyonun nasıl ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/kim">kim</a> tarafından icat edildiğini araştırdık. İşte sizlere televizyonun nasıl ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/kim">kim</a> tarafından icat edildiği.<span id="more-2982"></span></p>
<p>Televizyonun icadı 1920li yıllara dayanmaktadır.Paul Nipkov adlı Alman, 1923 yılının temmuz aylarında, mekanik televizyon alıcı ve verici <a href="http://www.netyazari.com/tag/yapti">yaptı</a>. Bu vericiyi ise, optiğe sahip bir tarayıcı diskinden elde etti. Bu cihazın patent başvurusunu yapan <a href="http://www.netyazari.com/tag/nipkov">Nipkov</a>’un başvurusu 1924 yılında kabul edilerek, cihazın patentine sahip oldu. <a href="http://www.netyazari.com/tag/nipkov">Nipkov</a>, ürettiği bu cihazı geliştirmek adına bir çok yöntemler denedi. Bazen örgü şişeleri, bazen metal kaşıklar bazen de bisküvi kutuları gibi malzemeler kullanarak <a href="http://www.netyazari.com/tag/televizyon">televizyon</a>u elde etmeye çalıştı. Ve nihayetinde çalışan ve görüntüyü çok güzel aktaran bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/televizyon">televizyon</a> elde etme başarısına ulaştır. Ortaya çıkan <a href="http://www.netyazari.com/tag/televizyon">televizyon</a>u 1926 yılında, İngiltere’nin Oxford caddesinde ve Londra’da bulunan Kraliyet Bilim Akademesi’nde tanıttı.</p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/philo-t-farnsworth.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-2986" title="philo-t-farnsworth" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/12/philo-t-farnsworth-176x300.jpg" alt="philo-t-farnsworth" width="176" height="300" /></a>Aslında televizyonu bulan kişinin sadece <a href="http://www.netyazari.com/tag/nipkov">Nipkov</a> olduğunu söylemek doğru olmaz. Çünkü, <a href="http://www.netyazari.com/tag/nipkov">Nipkov</a>’un televizyonu ortaya çıkarmaya çalıştığı yıllarda, bazı mucitlerde televizyonu icat etmeye çalışıyorlardı. Elektronik olarak kullandığımız televizyonlarda görüntü göstermeyi ilk defa başaran kişi ise Farnsworth’tur. Farnsworth, <strong>“ görüntü çözümleyici ”</strong> ismi ile bunun patentini almıştır. Şu an ise kullandığımız televizyonların çalışma sistemini bulan ilk kişi ise <a href="http://www.netyazari.com/tag/zworykin">Zworykin</a>’dir. <a href="http://www.netyazari.com/tag/zworykin">Zworykin</a> katodik ışın alıcı ve vericisi ile, günümüzde kullanılan <a href="http://www.netyazari.com/tag/televizyon">televizyon</a>ların temelini atmıştır.</p>
<p>Televizyon icat edildiği ilk yıllarda, elektronik ve mekanik olmak üzere iki şekilde BBC tarafından yayın yapılıyordu. 1937den sonra ise mekanik sistemlerin kullanımdan vazgeçilip, şu an günümüzde de kullanılan elektronik <a href="http://www.netyazari.com/tag/televizyon">televizyon</a> sistemin kullanımına geçilmiştir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/televizyonun-icadi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kağıt, icadı , gelişimi ve üretilmesi</title>
		<link>http://www.netyazari.com/kagit_icadi_gelisimi_ve_uretilmesi.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/kagit_icadi_gelisimi_ve_uretilmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 27 Aug 2009 20:58:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>serdar128</dc:creator>
				<category><![CDATA[İcadlar]]></category>
		<category><![CDATA[bulunuşu]]></category>
		<category><![CDATA[cailun]]></category>
		<category><![CDATA[çeşitleri]]></category>
		<category><![CDATA[çin]]></category>
		<category><![CDATA[eski]]></category>
		<category><![CDATA[Fourdriner]]></category>
		<category><![CDATA[Frogmore]]></category>
		<category><![CDATA[gelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[icadı]]></category>
		<category><![CDATA[icat]]></category>
		<category><![CDATA[kağıt]]></category>
		<category><![CDATA[kağıt makinesi]]></category>
		<category><![CDATA[kağıtçılık]]></category>
		<category><![CDATA[kailun]]></category>
		<category><![CDATA[kalıp]]></category>
		<category><![CDATA[kuşe]]></category>
		<category><![CDATA[lifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Louis]]></category>
		<category><![CDATA[makinası]]></category>
		<category><![CDATA[matbaa]]></category>
		<category><![CDATA[Nicolas]]></category>
		<category><![CDATA[Robert]]></category>
		<category><![CDATA[tarihsel]]></category>
		<category><![CDATA[terimleri]]></category>
		<category><![CDATA[üretimi]]></category>
		<category><![CDATA[üretme]]></category>
		<category><![CDATA[velin]]></category>
		<category><![CDATA[yöntemleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=816</guid>
		<description><![CDATA[Kitap sayfası, fotokopi malzemesi, banknot... Hepsi kağıt ürünleri olduğu için kağıt hepimizin çok iyi bildiği bir şeylerdir ; kağıt olmadan , matbaa gelişemez ve insanlar arasındaki iletişim geliştirilemezdi. Kağıdın tarihi, Çinli kağıt imalatçılarının kullandıkları ilk tekniklerden son derece gelişkin makinelere kadar , hep aynı temele dayanan icatlarla doludur kağıdın geçmişi. Hamur halinde getirilen bitki liflerini yayıp kurutarak yaprak biçimine sokmak bunların değişmeyen temelidir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kitap sayfası, fotokopi malzemesi, banknot&#8230; Hepsi kağıt ürünleri olduğu için kağıt hepimizin çok iyi bildiği bir şeylerdir ; kağıt olmadan , matbaa gelişemez ve insanlar arasındaki iletişim geliştirilemezdi. Kağıdın tarihi, Çinli kağıt imalatçılarının kullandıkları ilk tekniklerden son derece gelişkin makinelere kadar , hep aynı temele dayanan <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a>larla doludur kağıdın geçmişi. <span style="text-decoration: underline;"><em><strong>Hamur halinde getirilen bitki <a href="http://www.netyazari.com/tag/lifleri">lifleri</a>ni yayıp kurutarak yaprak biçimine sokmak bunların değişmeyen temelidir.</strong></em></span></p>
<p><em><span style="text-decoration: underline;">Bilinen en eski kağıt Çin&#8217;de üretilmiştir ve MÖ 200-150 &#8216; den kalmadır.</span></em> Ama Çin&#8217; de  kağıdın mucidi sayılan kişi , bir imparatorluk görevlisi olan <a href="http://www.netyazari.com/kagit_icadi_gelisimi_ve_uretilmesi.html"><strong>Kai Lun</strong> </a>&#8216; dur. <a href="http://www.netyazari.com/kagit_icadi_gelisimi_ve_uretilmesi.html">Kai Lun </a>MS 105&#8242;te bitki <a href="http://www.netyazari.com/tag/lifleri">lifleri</a>nin kırılıp keçeleştirilmesine ilişkin bilgileri bir araya getirdi, bu yöntemi , ince ve düzgün bir yaprak elde edecek şekilde geliştirdi ve iyi bir hamur elde etmeye en uygun bitkilerin listesini çıkardı.<span id="more-816"></span></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/kagit_icadi_gelisimi_ve_uretilmesi.html"><img class="alignleft size-full wp-image-826" title="cailun_kai_lun" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/08/cailun_kai_lun.jpg" alt="cailun_kai_lun" width="280" height="349" />Kağıt üretme yöntemi</a> artık epeyce başarılıydı ; kağıt başlangıçta , bir odun külü eriyiğinin içinde kaynatılan ağaç kabuklarından , esas olarak da dut ağacının kabuklarından hazırlanıyordu; bu birinci işlem , selüloz liflerinin ayrılmasını sağlıyor, lifler daha sonra elle  , ardındanda havada döndürülüyordu. Böylece kağıt imalatçısının bir kağıt kalıbına döküp eliyle yaydığı bir hamur elde ediliyordu. Kağıt kalıbı , yaprağın yerinde suyunu damla damla akıtmasını sağlayan bir eleğin ( <em>bitki liflerinden veya ince bezlerden yapılmış bir kafes</em> ) gerili olduğu bambu bir çerçeveden oluşuyordu. Verimi artttırmak için çok geçmeden  bu kalıbın yerine , yerinden oynatılabilir iki çubukla  sağlam bir tahta çerçeveye tutturulmuş, bumba ve ipek tellerden bir elekten oluşan esnek bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/kalip">kalıp</a> benimsendi. Kalıp ince bir hamur tabakasıyla kaplanması için bir tenekeye daldırılıyordu.  Ardından elek ters çevriliyor ve yaprağı çıkarmak için rulo yapılıyordu. Üst üste yığılan yapraklar preslendikten sonra güneşte kurutuluyordu. IV yy&#8217;dan itibaren bambu tabletlerin yerini tamamen <a href="http://www.netyazari.com/tag/kagit">kağıt</a> aldı ve pek çok bitki lifi ( <em>kenefir ,  rami ,  suyosunları , rotang , dut ağacı , bambu , çeltik , buğday</em> ) kullanıldı. Kağıdın ihtiyaçlara göre renklendirildiğide oldu ve III. yy&#8217;dan itibaren, kaligrafiye sağlamlık kazandırmak amacıyla mürekkebin kağıda daha iyi tutunmasını sağlamak için hamura nişasta katıldı.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kağıt Makinasının İcadı</span></strong></p>
<p><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/08/ilk_kagit_makinasi.jpg"></a><a href="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/08/paper_kagit.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-833" title="paper_kagit" src="http://www.netyazari.com/wp-content/uploads/2009/08/paper_kagit.jpg" alt="paper_kagit" width="428" height="308" /></a>XIX. yy&#8217;ın başına kadar , bütün kağıtlar elde üretiliyor, buda boyutları ve üretimi sınırlıyordu.  Bu sırada matbanın gelişmesi , kağıt talebinde bir artışa yol açtı.  Makineleşmeye elverişli bu ortam , Nicolas <a href="http://www.netyazari.com/tag/louis">Louis</a> <a href="http://www.netyazari.com/tag/robert">Robert</a> ilk <a href="http://www.netyazari.com/tag/kagit">kağıt</a> makinesini geliştirmeye  kayuldu ve 1799&#8242;da bir patent aldı.  Bundan bir yıl sonra Rouen&#8217;daki bir makine günde , yaklaşık 6 m uzunluğundaki 80 <a href="http://www.netyazari.com/tag/kagit">kağıt</a> yaprağı <a href="http://www.netyazari.com/tag/uretme">üretme</a>kteydi.</p>
<p>Patent, makinenin yetkinleştirildiği  İngiltere&#8217;de yeniden alındı.  1803&#8242;te Fourdriner adıyla anılan ilk makine  Frogmore&#8217;de çalışmaya başladı ; daha şimdiden inceltilmiş olan  kağır hamuru silindirlerle karıldığı büyük bir babın içerisine koyuluyordu,  ardından kesintisiz bir hareketle hamurun suyunun süzülmesini sağlayan kesiksiz bir metal eleğin üzerene dökülüyordu. Hamur daha sonra , suyu alan keçelerle sarılı silindirlerin ve preslerin arasından geçiriliyordu. 1850&#8242;de matbacılık ve basında devrim yaratan bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/icat">icat</a> gerçekleştirildi. Kağıt hamuru kurutulduktan sonra makinenin ucuna yerleştirilen bobinlere sarılmaya başladı. Bu teknik ilk rotatiflerin ortaya çıkmasıyla bağlantılıydı. Kağıt imalatçıları  makineler edinmeye başladılar ve bir la. yıl sonra <a href="http://www.netyazari.com/tag/kagit">kağıt</a> makinesi sayısı İngilterede 300&#8242;ün üzerine , Fransa&#8217;da ve Almanya&#8217;da ise 200&#8242;e yükseldi. Bu makinelerden her biri hamurun elle boşaltıldığı on kabın üretilmesini sağlıyordı.</p>
<p><strong>Aşağıda Kağıt <a href="http://www.netyazari.com/tag/uretimi">üretimi</a>nde kullanılan bazı terimler verilmiştir.</strong></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kalıp :</span></strong> <em>İnce bir meral kafes ve elde üretilen kağıt yapraklarına <a href="http://www.netyazari.com/tag/kalip">kalıp</a> işlevi gören bir seyyar çerçeveyle donatılmış tahta kasa.</em></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Velin :</span></strong> <em>Işığa tutulup incelendiğinde düz bir görüntüsü olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/kagit">kağıt</a>.</em></p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Kuşe :</span></strong> <em>Üretildikten sonra özel nitelikler kazandırıcı bir katmanla sıvanmış <a href="http://www.netyazari.com/tag/kagit">kağıt</a>lara denir.<br />
</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/kagit_icadi_gelisimi_ve_uretilmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>16</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

