<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Özgün İçerikli Bilgi ve Makale Kaynağı &#187; iman</title>
	<atom:link href="http://www.netyazari.com/tag/iman/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.netyazari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sun, 05 Feb 2012 00:23:58 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.6</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Bilimsel Gerçek: Mutluluğun Anahtarı İnanç!</title>
		<link>http://www.netyazari.com/bilimsel-gercek-mutlulugun-anahtari-inanc.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/bilimsel-gercek-mutlulugun-anahtari-inanc.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 15 Jun 2010 22:25:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fuat Turker</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bilim]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[anahtar]]></category>
		<category><![CDATA[bilimsel]]></category>
		<category><![CDATA[felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islamda mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk anahtarı]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk sırrı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=3811</guid>
		<description><![CDATA[Allah’a inanan, O’na dua eden ve tevekkül eden insanların, diğer insanlardan hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olmalarının sebebi, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır. İnsanın yaratılışına aykırı olan felsefe ve sistemler ise, insanlara hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.

İman ile insan ruhu arasındaki özel ilişki, tıp dünyasında da çeşitli araştırmaların konusu olmuştur. Bir bilimsel araştırma sonucuna göre, inanan gençlerin inanmayan gençliğe nazaran daha mutlu oldukları ortaya çıkmıştır. ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutluluğun anahtarı <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmektir. İman etmek insan hayatının en önemli konusudur; insana hem dünyada hem ahirette mutlu ve huzur dolu bir yaşam sunar. Ancak çok sayıda insan bu gerçeğin bilincinde değildir ve bazı nedenlerle Allah’tan uzak yaşar, O’na <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmekten kaçınır.</p>
<p>İnsanların <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmemelerinin pek çok sebebi vardır. Ancak en temel iki sebepten ilki, insanın Yüce Allah’ı tanımaması, düşünmemesi, Rabb’imizin sonsuz kudretini gereği gibi takdir edememesidir. Bir diğer sebep de içinde yaşadığı toplumun telkinleri nedeniyle dinin baskıcı, sıkıntılı ve özgürlüğünü kısıtlayıcı bir hayat sunacağını zannetmesidir.</p>
<p>Ancak insan ilk engeli aştığında, yani kendisini ve herşeyi yaratan tek mutlak varlık olan Yüce Yaratıcı’yı tanıdığında, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmenin asla<strong> ‘zannettiği’</strong> gibi kabus dolu bir yaşama yol açmayacağını anlayabilir. Allah’ın Kendisini tanıttığı mesajı olan Kur’an’ı samimiyetle okur, Allah korkusunu ve sevgisini içine yerleştirir, gafletten kurtulur, kulluğunu kabullenir, Allah’ın varlığının delillerini görür, ölümü ve ahireti tefekkür ederse, onu sonsuz <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutluluk">mutluluk</a> ve kurtuluşa götürecek yola girmeyi başarabilir.</p>
<p>İman eden insanların, Allah’a karşı duydukları sevgi, bağlılık ve kadere olan teslimiyetleri, onları huzursuz edebilecek her türlü nedeni ortadan kaldırır. Çünkü inanan insan için hayatı boyunca<strong> ‘kötü’ </strong>olarak nitelendirebileceği hiçbir şey yoktur. Yüce Allah’ın, zahiren ‘şer’ gibi görünen herşeyi, kendisi için ‘hayra’ dönüştüreceğini çok iyi bilmektedir. Bu da müminin her zaman <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>i bir coşkuya sahip olmasını sağlar. Herkesin karamsar olduğu ortamlarda bile, onu üzecek herhangi bir neden mevcut olmadığından, neşesinden hiçbir şey kaybetmez.</p>
<p>Allah’a inanan, O’na dua eden ve tevekkül eden insanların, diğer insanlardan hem ruhsal hem de fiziksel olarak daha sağlıklı olmalarının sebebi, yaratılışlarına uygun davranmalarıdır. İnsanın yaratılışına aykırı olan <a href="http://www.netyazari.com/tag/felsefe">felsefe</a> ve sistemler ise, insanlara hep acı, hüzün, sıkıntı ve bunalım getirmektedir.</p>
<p>İman ile insan ruhu arasındaki özel ilişki, tıp dünyasında da çeşitli araştırmaların konusu olmuştur. Bir bilimsel araştırma sonucuna göre, inanan gençlerin inanmayan gençliğe nazaran daha mutlu oldukları ortaya çıkmıştır. Associated Press bu araştırmayı, 24 Ağustos 2007 günü <strong><em>“Birçok çocuk için inanç mutluluğun <a href="http://www.netyazari.com/tag/anahtar">anahtar</a>ıdır” </em></strong>başlığı ile dünyaya duyurmuştu.</p>
<p>Ayrıca Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Dr. Herbert Benson’ın dini inanç ve bedensel sağlık arasındaki ilişkiyi inceleyen kapsamlı araştırmaları da, bu konuda dikkat çekici sonuçlar vermiştir. Benson, inançsız bir kişi olmasına rağmen, Allah’a olan inancın ve ibadetlerin insan sağlığı üzerinde başka hiçbir şeyde görülmeyecek derecede olumlu bir etki meydana getirdiği sonucuna varmıştır. Benson, ayrıca <em><strong>“diğer hiçbir inancın, Allah’a olan inanç gibi zihne huzur vermediği sonucuna”</strong> </em>vardığını açıklamaktadır. (M. Grant Gross, Oceanography, A View of Earth, 6. baskı, Englewood Cliffs, Prentice-Hall Inc., 1993, s. 205)</p>
<p>Seküler bir araştırmacı olan Benson’ın vardığı sonuç, kendi ifadesiyle, insan bedeninin ve zihninin <strong><em>“Allah’a <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmeye göre ayarlı” </em></strong>olduğudur. (Rod R. Seeley, Trent D. Stephens, Philip Tate, Essentials of Anatomy &amp; Physiology, 2. Baskı)</p>
<p>İman etmeyen insanlar, ne kadar gayret etseler de, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>i bir neşeye sahip olamadıklarından, hiçbir zaman gerçek mutluluğu yaşayamazlar. Çok isteseler bile, bir türlü samimi ve içten bir neşe ile hareket etmeyi başaramazlar. Çünkü mutluluk hissini insan ruhuna hissettiren Allah’tır ve sadece <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> eden kullarına bu hissi verir. İmanın kendilerine getireceği huzurdan uzak kalan insanlar gerçek anlamda rahat olamaz, karşılarındaki insanlara da rahatsızlık verirler. Çevrelerine <strong>‘hikmetle bakan bir iç göz’ </strong>leri yoktur, o nedenle olayları sadece zahiri yönden değerlendirebilirler. Batınını görmemeleri, onları Allah’a <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmekten alıkoyar. Kısacası; sadece bakarlar, görmezler. Allah’a samimi bir şekilde <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ederek kazanacakları mutluluğu, akılsızlıkları yüzünden kaybedip mutsuz bir yaşam sürerler.</p>
<p>İnanan insanlara ise Allah, O’nu veli ve dost edinmelerinin ve hoşnutluğunu gözetmelerinin karşılığında, bir nimet olarak manevi bir güç verir. Bu güç onları Allah’ın rızasını daha çok kazanmak için çalışmaya ve <strong>‘Allah’a yaklaşmak için vesile aramaya‘ </strong>yöneltir. Zorluk anlarında sabretmelerini de kolaylaştırır. Allah onların kalplerine <strong>’sabır ve kararlılığı raptetmiştir’ </strong>. Gösterdikleri çaba, onların her geçen gün cennet ehlinin ahlakına biraz daha yakınlaşmalarını sağlar. Salih amellerde bulunmanın verdiği <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutluluk">mutluluk</a>, sürekli salih amellerde bulunma isteği oluşturur. Göstermiş oldukları bu çaba ne kadar çok olursa olsun, bundan dolayı bir yorgunluğa kapılmazlar. Allah, cennette vereceklerine bir sınır koymayacaktır, nimetleri sonsuzdur. İman eden insanlar da yaptıkları salih amellere bir sınır koymazlar, Allah’ın rızasının en çoğunu ararlar. Karşılığında da Allah’ın rahmetini ve cennetini kazanmayı umarlar.</p>
<p>Allah’ın emirlerine uyan ve Allah’ın rızasını kazanabilmek için durmaksızın çalışan müminler, hem dünyada hem de ahirette mutlu bir yaşam sürerler. Allah, iman edenlerin dünya ve ahiret mutluluğuyla müjdelendiğini Kuran’da birçok ayette bildirir.</p>
<p><strong>Müjde, dünya hayatında ve ahirette onlarındır. Allah’ın sözleri için değişiklik yoktur. İşte büyük ‘kurtuluş ve <a href="http://www.netyazari.com/tag/mutluluk">mutluluk</a>’ budur. Yunus Suresi, 64 </strong></p>
<p>İman etmeyenler ise, mutsuzluklarını itiraf etmekten kaçınır ve bu durumun çeşitli sebepleri olduğunu ileri sürerler. Onları mutsuz eden ve ‘tesadüfen’ kendilerine gelip çattığını düşündükleri herşey, aslında Allah’ın onlar için yarattığı imtihanlardır. Yaşadıkları zorlukları, Allah’ın bir hikmet üzerine kendilerine verdiğinin şuurunda olmadıkları için, hoşlarına gitmeyen olaylar onları üzüp, mutsuzlaştırmaktadır.</p>
<p>İnkâr edenler ile müminler arasındaki bu fark dünyada olduğu gibi ahiret gününde de ortaya çıkacaktır. Allah bu durumu Kuran’da birçok ayetle haber verir.</p>
<p><strong>O gün yüzler ışıl ışıl parlar.<br />
Rablerine bakıp-durur.<br />
O gün, öyle yüzler vardır ki kararmış-ekşimiştir.<br />
Kendisine, beli büken işlerin yapılacağını anlamaktadır. Kıyamet Suresi, 22…25 </strong></p>
<p><strong>O gün, öyle yüzler vardır ki apaydınlıktır;<br />
Güler ve sevinç içindedir.<br />
Ve o gün, öyle yüzler vardır ki üzerini toz bürümüştür.<br />
Bir karartı sarıp-kaplamıştır.<br />
İşte onlar da, kafir, facir olanlardır. Abese Suresi 38…42 </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/bilimsel-gercek-mutlulugun-anahtari-inanc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İmanın Sahih Olma Şartları</title>
		<link>http://www.netyazari.com/imanin-sahih-olma-sartlari.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/imanin-sahih-olma-sartlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 19:37:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[abidin]]></category>
		<category><![CDATA[anı]]></category>
		<category><![CDATA[beyan]]></category>
		<category><![CDATA[boğulma]]></category>
		<category><![CDATA[cebrail]]></category>
		<category><![CDATA[döşeği]]></category>
		<category><![CDATA[firavun]]></category>
		<category><![CDATA[ibni]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[inanmadığını]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[vahiy]]></category>
		<category><![CDATA[vahy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2092</guid>
		<description><![CDATA[İman ölüm döşeğinde iken ; yeis ve ümitsizliğe kapılarak vaki olmamalıdır. Kur&#8217;an-ı Kerimde : “ azabımızın şiddetini gördükleri zaman imanları kendilerine faid verecek değildir.&#8221; buyrulmaktadır. İbni Abidin: “hak olan mezheplere göre, ölüm döşeğinde can çekiştiren kafirin imanı ile, kendilerini yok edecek azabı gördüklerinde iman eden kafirlerin imanı faide vermez hükmünü zikreder.&#8221; Tıpkı firavunun boğulma anında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İman ölüm döşeğinde iken ; yeis ve ümitsizliğe kapılarak vaki olmamalıdır. Kur&#8217;an-ı Kerimde : <strong>“ azabımızın şiddetini gördükleri zaman <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>ları kendilerine faid verecek değildir.</strong>&#8221; buyrulmaktadır. İbni Abidin: <em>“hak olan mezheplere göre, ölüm döşeğinde can çekiştiren kafirin <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>ı ile, kendilerini yok edecek azabı gördüklerinde <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> eden kafirlerin <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>ı faide vermez hükmünü zikreder.</em>&#8221; <span style="text-decoration: underline;">Tıpkı firavunun boğulma anında <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ettiğini ilan etmesi gibi… </span></p>
<p>  Mümin zarureti diniyyeden olan hükümlerden herhangi birini inkar veya tekzib etmemelidir. Mesela bir kimse, Allahu Teala(C.C)’nın varlığına, birliğine, kitaplarına, meleklerine, Ahiret gününe ve peygamberlerine <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ettiğini ikrar etse, ancak Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem&#8217;in peygamberine <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ettiğini ikrar etse, ancak Resuli Ekrem (SAV)&#8217;in <span style="text-decoration: underline;">peygamberliğine inanmadığını</span> beyan etse, <span style="color: #ff0000;"><strong><span style="text-decoration: underline;">böyle bir <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> sahih değildir.</span></strong></span> Çünkü <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> bir bütündür, tecezzi (cüzlere ayrılmayı) kabul etmez.</p>
<p><span id="more-2092"></span></p>
<p>Yine Kur&#8217;an-ı Kerime inandığını beyan eden bir kimse, onun herhangi bir ayeti kerimesini yalanlasa, <span style="text-decoration: underline;">bu kimse mümin değildir.</span> Çünkü Kur&#8217;an-ı Kerim&#8217;den olduğu sabit olan herhangi bir ayeti kerimeyi inkar etmek küfürdür. Bu noktada efendim çoğuna inanıyor ya ? Diye itirazda bulunulamaz. Zira Kur&#8217;an-ı Kerim, Allahu Teala(C.C) katından Cebrail vasıtasıyla ve vahiy yoluyla indirilmiştir. Bir ayeti kerimeyi yalanlamak, <a href="http://www.netyazari.com/tag/vahy">vahy</a>i yalanlamak hükmündedir.</p>
<p> İslami hükümlerin tamamını tasdik etmek, delaleti ve subiti kati olan nassları hafife almak, alay etmemek ve eda etme hususunda gayretli olmak da şarttır.  Hayatı boyunca <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> üzere olan bir kimse, ömrünün sonunda irtidat ederse ebedi azaba müstahak olur. <span style="color: #ff0000;"><strong>Dolayısıyla müminler, bilmedikleri herhangi bir mesele ile karşılaştıkları zaman, ileri geri herhangi bir söz söylemeden, Allah (C.C) ve Resulü (SAV) nasıl bildirmişse öyledir demelidirler.</strong></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/imanin-sahih-olma-sartlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İman ve İslam Nedir ?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/iman-ve-islam-nedir.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/iman-ve-islam-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Oct 2009 18:55:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Makale</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[eş]]></category>
		<category><![CDATA[imamı]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[islam]]></category>
		<category><![CDATA[maturidi]]></category>
		<category><![CDATA[mümin]]></category>
		<category><![CDATA[müslim]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Nureddin]]></category>
		<category><![CDATA[Sabuni]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=2086</guid>
		<description><![CDATA[İman ve İslam kelimelerinin lügat manaları birbirinden farklıdır. İslam kelemesi (S-L-M) kökünden gelip, itaat, inkiyad ve bir şeye teslimiyet manalarına gelir. Istılahta ise; “Allahu Teala (cc) ya teslim olmak Resuli Ekrem (SAV) in din hususunda bildirmiş olduğu haber ve hükümleri kabul etmek” demektir. İmamı Maturidi ; “bize göre iman ile İslam, her ne kadar lügat [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İman ve İslam kelimelerinin lügat manaları birbirinden farklıdır. İslam kelemesi (S-L-M) kökünden gelip, itaat, inkiyad ve bir şeye teslimiyet manalarına gelir. Istılahta ise;<em><strong> “Allahu Teala (cc) ya teslim olmak Resuli Ekrem (SAV) in din hususunda bildirmiş olduğu haber ve hükümleri kabul etmek”</strong></em> demektir. İmamı Maturidi ; <em>“bize göre <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ile İslam, her ne kadar lügat ve lafız itibariyle manaları aynı değil ise de, kendileriyle murad edilen mahiyet incelendiğinde aynı olduğu görülür” </em>buyurmaktadır.</p>
<p>Esasen islamiyetin şartlarından bir kısmını inkar eden kimse, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>dan da çıkmıştır. Keza <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> esaslarından bazılarını kabul etmek suretiyle <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>dan çıkan kimse, islamiyetten uzaklaşmış ve kafir olmuştur. Nureddin Es-Sabuni bu konuda şunları zikrediyor ; <em>“<a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ve İslam terimleri biz ehli sünnete göre aynıdır.</em>&#8220;  Zevahir ulemasına göre ise ayrı ayrı şeylerdir. Ehli sünnet görüşünün isbatı şöyledir ki <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> aziz ve celal olan Allahu Teala(C.C)&#8217;yi ; haber verdiği emir ve yasaklarında tasdik etmekten ibarettir.<span id="more-2086"></span></p>
<p>İslam ise onun uluhiyetlerine boyun eğip itaat eylemektir, bu da ancak onun emir ve nehyini benimsemekle gerçekleşebilir.<span style="text-decoration: underline;"><em> O halde taşıdıkları hüküm bakımından <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>, islamdan ayrılamaz ve aralarında mugayeret (birbirine zıtlık) bulunamaz.</em></span> İman ile islamın birbirinden ayrı şeyler olduklarını iddia eden kimseye sorulur: <strong>“mümin olup da Müslim olmayan, yahud da Müslim olup da mümin olmayan kimsenin hükmü <a href="http://www.netyazari.com/tag/nedir">nedir</a>? “</strong> eğer biri için mevcud olup da, öteki için bulunmayan bir hüküm isbat edilebilirse ne ala, aksi takdirde sözünün yanlışlığı ortaya çıkmış olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/iman-ve-islam-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İman Nedir ?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/iman-nedir.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/iman-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 08:13:02 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[abidin]]></category>
		<category><![CDATA[Allahü]]></category>
		<category><![CDATA[arapça]]></category>
		<category><![CDATA[Azam]]></category>
		<category><![CDATA[eman]]></category>
		<category><![CDATA[emn]]></category>
		<category><![CDATA[hanefi]]></category>
		<category><![CDATA[ibni]]></category>
		<category><![CDATA[ikrar]]></category>
		<category><![CDATA[imamı]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[kafir]]></category>
		<category><![CDATA[kelime]]></category>
		<category><![CDATA[lügat]]></category>
		<category><![CDATA[manası]]></category>
		<category><![CDATA[münafık]]></category>
		<category><![CDATA[tasdik]]></category>
		<category><![CDATA[Teala]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=1645</guid>
		<description><![CDATA[Önce kelime üzerinde duralım. Arapça mütehassısları iman kelimesinin emn veya eman kökünden türemiş bir mastar olduğu hususunda müttefiktirler. Lügat manası : doğrulamak, tasdik etmek veya bir kimseye yahut da bir şeye inanıp güvenmek demektir. İmanın Türkçe karşılığı olan inanmak kelimesinde de aynı mahiyeti sezmek mümkündür. İslami ıstılahta iman ; Allahü Teala (cc)’nın katından getirmiş olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Önce kelime üzerinde duralım. Arapça mütehassısları iman kelimesinin <em><a href="http://www.netyazari.com/tag/emn">emn</a></em> veya <em>eman</em> kökünden türemiş bir mastar olduğu hususunda müttefiktirler. <span style="text-decoration: underline;">Lügat manası :</span> doğrulamak, tasdik etmek veya bir kimseye yahut da bir şeye inanıp güvenmek demektir. İmanın Türkçe karşılığı olan inanmak kelimesinde de aynı mahiyeti sezmek mümkündür. İslami ıstılahta <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ; <span style="color: #333399;"><span style="text-decoration: underline;"><em>Allahü <a href="http://www.netyazari.com/tag/teala">Teala</a> (cc)’nın katından getirmiş olduğu bilinen haber ve hükümlerin hepsinde kati olarak tasdik etmek ve bunu <a href="http://www.netyazari.com/tag/ikrar">ikrar</a> etmektir.<br />
</em></span></span><br />
İman yalnız kalben tasdik midir, yoksa ikrarla beraber kalbi tasdik midir ? Suali çerçevesinde farklı görüşler ileri sürülmüştür. İbni Abidin Hanefilerin ekserisine göre ; tasdikle beraber ikrardır. Muhakkıklara göre yalnız tasdiktir. İkrar ise dünya ahkamının icrası için şarttır. İkrarı <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>ın rüknü kabul etmeyenler şunun üzerinde ittifak etmişlerdir. Kalbiyle tasdik eden kimseden her ne zaman diliyle <a href="http://www.netyazari.com/tag/ikrar">ikrar</a> etmesi istenirsi, <a href="http://www.netyazari.com/tag/ikrar">ikrar</a> etmesinin lazım olduğuna inanmalıdır. hükmünü zikreder.<span id="more-1645"></span></p>
<p>İmami Azama (rh.a)’e göre ; gerçek <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> kalbi tasdikten ibarettir. Zira dil ile ikrar ettikleri halde, kalben tasdik etmeyen münafıklar, kafir hükmündedir. Nitekim Kuran-ı Kerim’de ; <span style="color: #333399;"><strong>“ insanlardan öyle kimseler vardır ki, kendileri <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmiş olmadıkları halde, “Allahu <a href="http://www.netyazari.com/tag/teala">Teala</a> ya ve Ahiret gününe inandık<span style="color: #333399;">” </span></strong></span><strong><span style="color: #333399;">derler halbuki onlar inanıcı (insanlar) değildir.”</span></strong> Yine <strong><span style="color: #333399;">“ey peygamber, kalberiyle inanmadıkları halde ağızlarıyla inandık diyenlerle, Yahudilerden o küfür içinde alabildiğine koşuşanlar seni mahzun etmesin” </span></strong>buyrulmuştur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/iman-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İman İle Amel Arasındaki Münasebet</title>
		<link>http://www.netyazari.com/iman-ile-amel-arasindaki-munasebet.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/iman-ile-amel-arasindaki-munasebet.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 07:57:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[amel]]></category>
		<category><![CDATA[Azam]]></category>
		<category><![CDATA[Ebu]]></category>
		<category><![CDATA[ehli]]></category>
		<category><![CDATA[hanife]]></category>
		<category><![CDATA[imamı]]></category>
		<category><![CDATA[imamları]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[imandan]]></category>
		<category><![CDATA[ittifak]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[müctehid]]></category>
		<category><![CDATA[salih]]></category>
		<category><![CDATA[sünnet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=1640</guid>
		<description><![CDATA[Ehli Sünnet müctehid imamları ; imanın bir bütün olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. İman, amelden bir cüz değildir. İmamı Azam Ebu Hanife elvasiyye isimli eserinde “ sonra amel imandan, iman da amelden başkadır. Çünkü çoğu zaman müminden amel yapma mükellefiyeti kalkabilir. Amel kalktığı zaman, iman da kalkar denilmesi caiz değildir. Zira hayız halindeki bir kadından ; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ehli Sünnet müctehid imamları ; imanın bir bütün olduğu hususunda ittifak etmişlerdir. İman, amelden bir cüz değildir. İmamı Azam <a href="http://www.netyazari.com/tag/ebu">Ebu</a> Hanife <span style="text-decoration: underline;"><strong>elvasiyye</strong></span> isimli eserinde <em>“ sonra <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a> imandan, iman da <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>den başkadır. Çünkü çoğu zaman müminden <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a> yapma mükellefiyeti kalkabilir. Amel kalktığı zaman, iman da kalkar denilmesi caiz değildir. Zira hayız halindeki bir kadından ; o hal içerisinde iken, namaz kalkar, böyle bir kadın için iman da kendisinden kalkar diyemeyiz. Yahut kendisine imanı da terk etmesi emredilir denilemez. Yine fakire zekat yoktur denilir, fakat fakire iman gerekli değildir denilemez. Eğer iman <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>den bir parça olsaydı, <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>in düştüğü hallerde <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>ın da düşmesi gerekirdi. Halbuki durum böyle değildir. “</em> buyurmaktadır. <span id="more-1640"></span></p>
<p>Kuran-ı Kerim’de: <em><strong>“ kim Allaha iman eder ve Salih <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>ler ve hareketlerde bulunursa Allah onu altlarından ırmaklar akan cennetlere koyar ”</strong></em> buyrulmaktadır. Burada Allahu Teala(cc) imanın <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>den ayırmış ve insana <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>den ayrı olarak mümin demiştir. Ayrıca ayeti kerimede <em><strong>“ Salih <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a> işleyen “</strong></em> cümlesi, iman eden cümlesine atfedilmiştir. Arapça gramerinde, ancak ayrı manada olan şeyler birbirine atfedilir. Binaenaleyh ayette geçen imandan maksat, kalp ile tasdiktir. Bundan başka <a href="http://www.netyazari.com/tag/amel">amel</a>in <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>a dahil olduğu kabul edildiği takdirde, amelle ilgili hükümlerde olduğu gibi, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> esaslarında da neshin caiz olması gerekirdi. Oysa <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>la ilgili konularda böyle bir şeyin söz konusu edilmesi imkansızdır. Bu da gösteriyor ki, <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ile amel ayrı ayrı şeylerdir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/iman-ile-amel-arasindaki-munasebet.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İcmali ve Tafsili İman Nedir ?</title>
		<link>http://www.netyazari.com/icmali-ve-tafsili-iman-nedir.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/icmali-ve-tafsili-iman-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2009 07:32:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>birwebci</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Ne Nedir ?]]></category>
		<category><![CDATA[akıl]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[baliğ]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[İslami]]></category>
		<category><![CDATA[Kelimei]]></category>
		<category><![CDATA[Resuli]]></category>
		<category><![CDATA[Şehadet]]></category>
		<category><![CDATA[tafisli]]></category>
		<category><![CDATA[Teala]]></category>
		<category><![CDATA[Tevhid]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.netyazari.com/?p=1626</guid>
		<description><![CDATA[Resuli Ekrem (s.a.v)’in tebliğ ettiği İslami esasların tamamına, hiçbir tafsilat gözetmeden inanmaya “ icmali ” iman denir. Bu da “ Kelimeyi Tevhid ” ve “ Kelimeyi Şahadette ” ifadesini buyurmuştur.
“La ilahe (ilah yoktur), illallah (yalnız Allah (cc) vardır), Muhammedür-Resulullah (Muhammed (as) onun resulüdür) diyen ve bunu kalbi ile tasdik eden her mükellef, müslümandır. Akıl ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Resuli Ekrem (s.a.v)’in tebliğ ettiği İslami esasların tamamına, hiçbir tafsilat gözetmeden inanmaya <span style="color: #ff0000;"><strong>“<a href="http://www.netyazari.com/icmali-ve-tafsili-iman-nedir.html"> icmali</a> ”</strong></span> iman denir. Bu da <span style="color: #ff0000;"><strong>“ <a href="http://www.netyazari.com/icmali-ve-tafsili-iman-nedir.html">Kelimeyi Tevhid </a>” </strong></span>ve <strong><span style="color: #ff0000;">“ <a href="http://www.netyazari.com/icmali-ve-tafsili-iman-nedir.html">Kelimeyi Şahadette</a> ”</span></strong> ifadesini buyurmuştur.</p>
<p>“La ilahe (<span style="color: #ff0000;">ilah yoktur</span>), illallah (<span style="color: #ff0000;">yalnız Allah (cc) vardır</span>), Muhammedür-Resulullah (<span style="color: #ff0000;">Muhammed (as) onun resulüdür</span>) diyen ve bunu kalbi ile tasdik eden her mükellef, müslümandır. Akıl ve baliğ olan her insana ; “Kelimei Tevhid” ve Kelimei Şehadette” ifadesini bulan icmali <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a>a sahip olmak farzdır.<span id="more-1626"></span></p>
<p>Allahü Teala (cc)’ya, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kaza ve kadere, bunların mahiyetlerini bilerek kati olarak <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmeye<span style="color: #ff0000;"> <strong>“ tafsili <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> ”</strong></span> denir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/icmali-ve-tafsili-iman-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hakimiyet Kayıtsız ve Şartsız Allahındır</title>
		<link>http://www.netyazari.com/hakimiyet-kayitsiz-ve-sartsiz-allahindir.html</link>
		<comments>http://www.netyazari.com/hakimiyet-kayitsiz-ve-sartsiz-allahindir.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 17 Jun 2009 16:08:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dini]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Seçtiklerimiz]]></category>
		<category><![CDATA[ahide]]></category>
		<category><![CDATA[Allah]]></category>
		<category><![CDATA[allah'ın]]></category>
		<category><![CDATA[allahındır]]></category>
		<category><![CDATA[cizye]]></category>
		<category><![CDATA[dinini]]></category>
		<category><![CDATA[edin]]></category>
		<category><![CDATA[edinceye]]></category>
		<category><![CDATA[etmiş]]></category>
		<category><![CDATA[gerekir]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hakimiyet]]></category>
		<category><![CDATA[hakir]]></category>
		<category><![CDATA[hanefi]]></category>
		<category><![CDATA[heva]]></category>
		<category><![CDATA[heves]]></category>
		<category><![CDATA[hüküm]]></category>
		<category><![CDATA[hüsrev]]></category>
		<category><![CDATA[iman]]></category>
		<category><![CDATA[kabul]]></category>
		<category><![CDATA[kadar]]></category>
		<category><![CDATA[kafir]]></category>
		<category><![CDATA[kayıtsız]]></category>
		<category><![CDATA[kerim]]></category>
		<category><![CDATA[küfür]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an]]></category>
		<category><![CDATA[kur'an-ı]]></category>
		<category><![CDATA[molla]]></category>
		<category><![CDATA[olması]]></category>
		<category><![CDATA[resulullah]]></category>
		<category><![CDATA[sakın]]></category>
		<category><![CDATA[şartsız]]></category>
		<category><![CDATA[savaş]]></category>
		<category><![CDATA[uyma]]></category>
		<category><![CDATA[zelil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://netyazari.com/?p=70</guid>
		<description><![CDATA[Kuranı Kerimde Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellem e hitaben “ ve şu emri indirdik insanlar arasında, Allahın indirdiği hükümlerle hükmet.. sakın onların (insanların) heva ve heveslerine uyma” hükmü beyan buyrulmuştur.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>                        Kur&#8217;an-ı Kerimde Resulullah Sallallahu Aleyhi Veselleme hitaben <strong>“ ve şu emri indirdik insanlar arasında, Allahın indirdiği hükümlerle hükmet.. sakın onların (insanların) <a href="http://www.netyazari.com/tag/heva">heva</a> ve heveslerine <a href="http://www.netyazari.com/tag/uyma">uyma</a>”</strong> hükmü beyan buyrulmuştur.</p>
<p>                             Dolayısıyle hiç kimsenin ; Allahu Teala nın hükümlerine mukabil olmak ve onların yerine geçmek üzere hüküm icad etmesi caiz olmadığı gibi, küfür ahkamına tabi olması da caiz değildir. Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesellemin <strong><span style="text-decoration: underline;">“nefsin yedi kudretinde olan Allahu Teala&#8217;ya yemin olsun ki, arzusunu İslama tabi kılmayan kimse <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmiş olmaz”</span></strong> buyurduğu bilinmektedir. Allahu Teala mülkünde küfür ahkamı ile hükmetme hakkı hiç kimseye tanımamıştır. Molla Hüsrev; siyarel esnasta kaydedildiğine göre ; <span style="text-decoration: underline;">bir kimse başkasına küfür (ahkamı ) ile emretmek için azmeylese, sırf bu azmi sebebiyle <a href="http://www.netyazari.com/tag/kafir">kafir</a> olur</span>. <span style="text-decoration: underline;">Şayet bu kimse kelime küfrü konuşsa ve bir cemaat de o konuşanın sözünü kabul eylese, o cemaatin hepsi <a href="http://www.netyazari.com/tag/kafir">kafir</a> olur</span>. Hükmünü zikretmektedir.<br />
Hanefi Fukahası; “<strong>yeryüzünde yaşıyan bir kimsenin canının ve malının masum olması için;  ya <a href="http://www.netyazari.com/tag/iman">iman</a> etmiş olması veya (zimmet akdi ile) ahide sahip olması gerekir.</strong> İslama karşı savaşan harbilerin (saldırgan <a href="http://www.netyazari.com/tag/kafir">kafir</a>lerin) canları ve malları masum değildir. Hükmünde ittifak etmişlerdir. Bu ittifak şu ayeti <a href="http://www.netyazari.com/tag/kerim">kerim</a>eye dayanmaktadır.<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">“kendilerine kitap verilenlerden ne Allah&#8217;a, ne Ahiret gününe inanmayan, Allahın ve Resulünün haram ettiği şeyleri haram tanımayan, İslam dinini din olarak kabul etmeyen kimselerle; zelil ve hakir olup kendi elleriyle cizye verecekleri zamana kadar, savaş <a href="http://www.netyazari.com/tag/edin">edin</a>.&#8221;</span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.netyazari.com/hakimiyet-kayitsiz-ve-sartsiz-allahindir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

